Geldikleri kentlerde IŞİD çetelerinin yaşattığı katliamın ve kırımın izleriyle yaşamaya çalışan Êzîdî kadınlar, geride bıraktıkları kaçırılan tecavüze uğrayan kadınlar ve öldürülen çocuklar için isyan ediyor. Kadınlar, “IŞİD yaptıklarını din adına yaptığını söylüyor. Hangi din kadına tecavüzü, 7 yaşındaki çocuğun başının kesilmesini kabul eder” diyerek duruma isyan etti.  


'Dünya sessiz'

Şengal'de yaşanan katliamda köyleri Xanesor'dan kaçmak zorunda kalan 18 yaşındaki Delal Daxil, 7 gün Şengal dağlarında yaşam mücadelesi vermek zorunda kaldıklarını anlattı. Yaşananların kabul edilemez bir durum olduğunu vurgulayan Daxil, “Vicdanı olan buna nasıl sessiz kalır? Din adına yapılan bu zulme dünya nasıl sessiz kalıyor? Kadınlarımıza tecavüz ettiler.  Êzîdîlerin yaşadıklarını kimse yaşamadı. Dünya bu katliama, çocukların başlarının kesilmesine, kadınların tecavüze uğramasına sessiz kalıyor. Bunu gören buna nasıl sessiz kalır? 7 yaşındaki çocuğun ölümünü kim kabul eder? IŞİD yaptıklarını İslam adına yaptığını söylüyor, bu nasıl kabul edilir? Êzîdîler ne yaptı ki böyle bir katliam gerçekleştirdiler” sorularını sordu.


'Hamile kadınlar dağlarda doğum yaptı'

Şengal dağlarında 7 gün taşın toprağın üzerinde yattıklarını söyleyen Daxil, hamile kadınların dağlarda zorlu doğumlar yaptığını, ancak doğan çoğu bebeğin öldüğünü söyledi. Daxil, “9 aylık çocukları öldürdüler. Hamile kadınlar dağlarda doğum yaptı. Doğan çocuklar öldü. Açlıktan, susuzluktan, ilaçsızlıktan hastalıktan onlarca insanımız dağlarda öldü. İnsaniyet adına kimse bu katliama sessiz kalmasın”' dedi.

'IŞİD Arapların yardımıyla girdi'

Şengal civarında yaşayan Araplarla katliam öncesinde hiçbir sorun yaşamadıklarını vurgulayan Daxil, Arapların katliam anındaki tavırlarını şöyle aktardı: “IŞİD köylerimize Arapların yardımıyla girdi. Araplar IŞİD ile birlik olup bize saldırdı. IŞİD, kadınlarımızı kendilerine alıp siyah çarşaflar giydirerek zorla Müslüman yaptı. Evlerimize, eşyalarımıza kondular.  Hepimiz kendi halimizde dinimizi yaşıyorduk. Bu zorbalığı bize niye yaptılar? Kim, bunu niye kabul eder, anlamıyorum.”
Katliamdan ve Şengal dağlarında açlıktan ölmekten HPG'nin yardımıyla kurtulduklarını belirten Daxil, HPG'lileri görünce kurtulduklarını anladıklarını söyledi. Daxil o anlara ilişkin de, “HPG yardımımıza geldiğinde çok sevindik.  Tüm bu zulümlerden, bu kırımdan HPG'nin yardımıyla kurtulduk. Êzîdîler de HPG'nin yardımıyla bu mücadeleye katılıp, IŞİD'e karşı direnmeye, savaşmaya başladılar” cümlelerini kurdu.

'Barzani bizi sattı'

19 Yaşındaki Gûlçîn Seydo ise, IŞİD'in saldırıları öncesinde Barzani'nin onlara şu çağrıda bulunduğunu söyledi: “Kimse yerinden ayrılmasın. Hep birlikte mücadele edip buraları kurtaralım.”  Seydo, bu çağrı üzerine kimsenin köyden ayrılmadığını, ancak IŞİD'in köye girmesiyle peşmergenin geri çekildiğini söyleyerek, “IŞİD köylerimize girince bizi kurtarmak yerine peşmergelerini geri çekti. Biz ancak HPG'nin yardımıyla kurtulduk” dedi.  

Namusları için kaçmışlar

Özellikle kadınların tecavüz, zorla kaçırılma korkusuyla göç etmek zorunda kaldığını belirten Seydo, “Biz namusumuzu ve şerefimizi kurtarmak için kaçmak zorunda kaldık. Barzani önce bize yardım etmedi. DAİŞ kadınları kendileri için aldı. 500 kadını alıp, siyah çarşaflar giydirerek pazarlara götürdüler. Çocukları alıp öldürüyorlardı. Evlerimizde kalan eşyalarımızı talan edip, havaya uçurdu. Şengal dağlarında HPG'nin yardımıyla IŞİD'in elinden kurtulduk. Su, yemek, elbise hiçbir şey yoktu. Çocuklarımız, yaşlılarımız öldü. 8 gün dağlarda kaldık. Kimse bize yardım etmedi” diyerek korku dolu günleri anlattı.

Kadınların tecavüz korkusu
Şengal'de IŞİD çetelerinin kadınlara yaptığı zulmün tanıkları arasındaki 18 yaşındaki Gûlîstan Bapîr, geldiği Wêranşar'da halen tecavüz korkusunun izlerini taşıyor. IŞİD'in kadınları zorla Müslüman yapmasının, siyah çarşaflar giydirmesinin ve tecavüzünün kabul edilir bir durum olmadığını vurgulayan genç kadın, “DAIŞ, erkekleri öldürüp, kadınları alıp götürdü. Kadınların güzel olanlarını kendilerine alıp götürdüler. Kara çarşaflar giydirdiler. Birçok kadını zorla Müslüman yaptılar. Kadın olarak çok korktuk. Birçok kadını alıp götürdüklerine şahit olduk” ifadelerini kullandı.

'HPG namusumuzu kurtardı'

Alınıp götürülen kadınların ardından kalanların HPG sayesinde kurtulduğunu söyleyen Bapir, “Kadınların namusunu, şerefini DAİŞ'in elinden HPG kurtardı. Bizi alıp güvenli bir köye götürdüler. HPG olmasaydı, değil sadece kadınlar, Êzîdî hiç kimse kalmazdı. Hepimiz HPG'nin sayesinde kurtulduk” dedi.



RABİA ÇETİN/DİHA/RIHA




'PKK'li kadın olmasaydı...'


Sêrt'in Barış Mahallesi'nde kurulan Dedêran Şengal Kampı'na yerleşen vahşetin tanığı 30 yaşındaki 6 çocuk annesi Xavla, 3 Ağustos günü Şengal merkezinde IŞİD üyelerinin vahşetini gözyaşları içinde anlattı.
Xavla, 2 Ağustos günü akşam saatlerinde IŞİD çetelerine ait araçların Şengali kuşattığına yönelik kendilerine haber geldiğini ve ertesi gün kendisi, eşi, çocukları ve yakınlarının sadece bir matara su alarak Şengal'den çıktıklarını ifade ederek, "Biz sabah saatlerinde çocuklarımızı yanımıza alarak araçlara bindik. Lofa'ya doğru yola çıktık. Ama IŞİD çeteleri Lofa'da yolu kapatmıştı. Şengal'den çok sayıda araçlarla konvoy halinde çıkmaya çalıştık ama Lofa'da çeteler tarafından durdurulduk. Bu araçlarda bulunanların çoğu yaşlı, kadın ve çocuktu. Bu arada bizde sakat ve yürüyemeyen insanlar vardı. Şengal'den kaçanların hepsi Lofa'ya doğru gelmeye devam ediyordu. Biz durdurulduktan sonra, çete üyelerinden birisi bizlere, Êzîdî mi, Müslüman mı, Şia mı, Suni mi olduğumuzu sordular. Bizler de Êzîdî olduğumuzu söyledik. Bizleri araçtan indirdiler ve eşime, eşimin amcasına ait 3 silaha el koydular. Ben de 'Çocuklarımız küçük, biz de mi inelim' diye sordum. Oda; 'sizi taramamızı istemiyorsanız inin' dedi. Çaresiz inmek zorunda kaldık. Bir kadın ve annesi yürüyemiyordu. Biz onları bir araca bindirdik ve siz gidin dedik. Ancak onların önünü kestiler. Bizler de gitmek için tekrar araçlara bindik" dedi.
Çetelerin, sürekli oradaki genç kadınların çoğunu götürdüklerini anlatan Xavla, "Çeteler diğerleri ile uğraşırken, biraz uzaklaşır uzaklaşmaz, biz de Şengal Dağı'na doğru kaçtık. Yürüyemeyen çok sayıda insan vardı. Çocuklar ve yaşlılarla birlikte Rojava'ya doğru kaçtık" diye konuştu.

'PKK'li kadın tek başına savaştı'

"Biz Dugor'a vardığımızda çatışma başladı. Çatışma alanında bir gece susuz ve yemeksiz kaldık. Susuzluktan ölecek duruma geldik. Rojava sınırına yetiştiğimizde, PKK'lilerle karşılaştık. Kimse bizimle ilgilenmezken PKK'li bir kadın, Dugor yakınlarındaki bir dağda bizlere ateş açan çete üyelerine karşı bizleri savunmaya başladı. Tek başına o iki çete aracına karşı savaşıyordu" diyen Xavla, "Geldiğimiz yerde bulunan peşmergeler, kendilerine yol açarak kaçtı. Ama dağdaki PKK'li kadın bizi gördükten sonra arkamızdan gelen 2 IŞİD aracını hedef aldı ve bizi korumaya başladı. O PKK'li kadın olmasaydı bizden kurtulan Êzîdî kalmazdı. O PKK'li kadın sayesinde hepimiz kurtulduk. O kadın peşimizden gelen IŞİD araçlarını imha etti. Daha sonra bizleri karşıladılar, yemek ve su verdiler. Bizler için ağladılar" şeklinde konuştu.

DİHA/SÊRT