'Baro harekete geçmeli'
Bu açıklamanın bir hukukçu tarafından dile getirilmiş olmasının çok ciddi bir mesleki disiplin suçu anlamına geldiğini belirten Gülbahar, Türkiye’nin tarafı olduğu tüm uluslararası sözleşmelere de aykırı olduğunu vurguladı. Baroların İnançer'e yönelik derhal disiplin cezası uygulaması gerektiğini ifade eden Gülbahar, “Avukatlık kimliği ile bağdaşmayan, kadınlara karşı ayırımcılık ve kadın cinsine yönelik aşağılama içeren bu sözler cezasız kalmamalıdır” dedi. Bu ayrımcı dilin sadece sıradan kişiler tarafından değil, devlet kademelerinin ve akademi dünyasının en üst sözcülerince de yaygın bir şekilde kullanıldığına dikkat çeken Gülbahar, bu durumun kadın hakları açısından vahim olduğunu kaydetti.
TRT de bu görüşleri paylaşıyor
TRT’nin devlet kaynakları ile çalışan, halkın vergileriyle oluşturulmuş bir kurum olduğunu belirten Gülbahar, “Anayasal olarak özerk davranması gereken bu kurum, spikerinin hislerine tercüman oluyormuş gibi davranması, TRT yönetiminin bu spikere karşı kendi iç denetim mekanizmalarını derhal harekete geçirmemiş olması, TRT yönetiminin de bu görüşleri paylaştığı anlamına gelir” açıklamasında bulundu.
RTÜK'ten sorumlu hükümet sözcüsü Bülent Arınç’ın da geçmişte kadın siyasetçileri aşağılayan ve yer yer tacize varan söylemlerini hatırlattı.
Amaç kontrol altına almak
Temel amacın bütün bir kadın cinsini toplumsal hayatın dışına çekmek, evlere hapsetmek olduğuna vurgu yapan Gülbahar, böylelikle ataerkil aile modelinin yeniden tanzim edilmek istendiğini söyledi. Dünya Kadın Hareketi’nin en temel sloganlarından birinin ‘Emeğim, bedenim, kimliğim bana aittir’ olduğunu belirten Gülbahar, “Kadın bedeninin, o bedende cisimlenen akıl, emek ve doğurganlık gücünün erkekler tarafından kullanılmasını önlemek tüm dünya kadınlarının sorunudur” dedi. Siyasal bir simge olarak erkeklerin ana hedeflerinden biri kadını beden olarak kontrol altına almak olduğuna dikkat çeken Gülbahar, “Kadınların kontrol altında olması, toplumun kontrol altında tutulması anlamına gelmektedir” dedi. Dinin ataerkil söylemlerini yücelten anlayışlar doğrultusunda din insanlarının, bedenin Allah’ a ait olduğunu belirterek, erkeklerin de bu bedeni tanrısal hükümleri kullanarak kontrol etmeye çalıştıklarına dikkat çekerek, “Adeta dünyada kadınlar üzerinde tahakküm kurarak erkekleri Allah’ın temsilcileri olarak lanse etmeye çalışmaktadırlar. Bu anlayış bariz muhafazakar bir toplum modeli propagandası yaratma anlayışıdır” diye konuştu.
EYLEM DAŞ/JINHA/İSTANBUL