
'Henüz muğlak ve kimliksiz'
Düzenlemelerin Kürt sorununun çözümüne yönelik bir adım olabileceğini belirten Smyth, "Fakat henüz çözüm kapısından çok uzak. Bir adım olarak görebiliriz; fakat muğlak ve kimliksiz bir tasarıdır" dedi.
Düzenlemede PKK'nin adının geçmemesini ve 'terör' ifadesine yer verilmesini eleştiren Smyth, "Baş müzakerecilerden biri olan Abdullah Öcalan'ın da adının geçmemesi ve en önemlisi de 'uyum'dan bahsedilmesi gösteriyor ki, ya sorunun ciddiyetini kavramamışlar ya da politik bir manevra yapıyorlar" diye kaydetti.
'İngiltere hep direkt hitap etti'
"Adı konulmamış, genellemeci ve kimliksiz bir yasa, sorunu çözmediği gibi muhataplardan da uzaktır" diyen Smyth, sözlerini şöyle sürdürdü: "İrlanda örneğine bakalım. Dönemin başbakanı John Major'un çatışan taraflarla görüşme çağrısı üzerine IRA, 1994'te ateşkes ilan etti. 1994, bu yüzden barış sürecinin başlangıcı olarak kabul edildi. Gerek bu süreçte gerekse de 1998'deki Mübarek Cuma Anlaşması'nda İngiltere, muhataplara sürekli direkt hitap etti. Çıkarılan yasalarda, imzalanan anlaşmalarda ve yapılan tartışmalarda IRA muhatap alındı. Yasal çerçevede bu şekilde hazırlandı."
'Silahsızlanmaya odaklanılarak olmaz'
Türk devletinin sorunu sürekli PKK ve PKK'yi silahsızlandırmak üzerinden tartıştığını, bunun esas sorunları gözden uzaklaştırma taktiği olabileceğini belirten Smyth, şunları savundu: "PKK, Kürt sorununun bir sonucu olarak ortaya çıktı. Kürt sorunu çözüldükçe PKK de kendisini çözecektir. Sorunun esasına ilişkin adımlar atılmaz ve PKK'nin silahsızlanmasına odaklanılırsa, Kürt sorunu yeni PKK'ler üretmeye devam eder."
Sürecin adil yürümediğine de işaret eden Smyth, "PKK, Kürt sorununun çözümünün anahtarıdır" dedi
'Muhataplar eşit koşullarda olmalı'
"PKK, muhataplarıyla eşit koşullarda olmak zorundadır" diyen deneyimli gazeteci, son olarak şunları söyledi: "Öcalan'ın koşulları ve PKK'nin dağ kadrosunun içinde bulunduğu pozisyon, bize sürecin adil ve eşit koşullarda yürütülmediğini gösteriyor. Eşit koşullarda, şeffaf ve adil bir sürece doğal olarak her kesim katılır. Katılımlar yine doğallığında sürecin kabulünü de getirir. Böyle olursa, her iki taraf için de süreç, daha kolay ve sorunsuz ilerler. Tabii böyle süreçlerde inişler, çıkışlar ve riskler her zaman vardır. Bunları aşmak için uluslararası deneyimler önemli; ama en önemlisi, sorunun yaşandığı ülkenin iç dinamikleri. Birçok deneyim bize gösterdi ki, yasal düzenlemelerden daha önemli olan, toplumun vicdanı ve aklıdır."
ALİ ONGAN/BASEL