
İsveç Sol Parti Milletvekili Amineh Kakabeveh'le İran'daki durum, Güney Kürdistan işgali nedenleri ve uluslararası güçlerin sessizliğini konuştuk.
İran’ın Güney Kürdistan’a yönelik başlattığı saldırının nedenleri nelerdir?
Her şeyden önce İran’ın ekonomik ve siyasi bir kriz içinde olduğunu görmek gerekiyor. Daha önce Korucular Konseyi içerisinde yer alan reformistler, tasfiye edildiler. Ahmedinecad, iktidarını sağlamlaştırdı ama kendisine karşı Mir Hüseyin Musavi ve Mehdi Kerrubi’nin önderlik ettiği muhalefet de güç kazanıyor. Halkın yaşam koşulları kötüleşti. Enflasyon ve işsizlik arttı. Bu yıl Parlamento, önümüzdeki yıl da Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Dikkatleri bu sorunlardan uzaklaştırmak ve ülkeyi 'teröristlere' karşı korudukları yalanına kitleleri inandırmak için PJAK’a savaş açtılar. Güney Kürdistan topraklarına girdiler.
Saldırının bir diğer nedeni de, Güney Kürdistan’daki Özerk Yönetim'den duyulan rahatsızlıktır. İran buradaki yönetimin kendi ülkesinde yaşayan Kürtler için model olmasından korkuyor. Aynı korku Türkiye ve Suriye’de de var.
ABD ile İran arasında çelişki olmasına karşın, ABD’nin İran’ın Güney Kürdistan’a yönelik saldırılara destek vermesini nasıl yorumluyor sunuz?
İran, Türkiye ve ABD, Kürt halkının özgürlük mücadelesini boğmak için işbirliği yapıyor. Erdoğan bir yandan ABD ile iyi geçinmeye çalışırken, aynı zamanda İran ve Suriye rejimleri ile ilişkilerini geliştirerek bir güç olmaya çalışıyor. İran’ın, Hizbullah, Suriye rejimi ve Hamas üzerinde büyük bir etkisi var. ABD, İran’la uzlaşarak bu hareketleri etkisiz hale getirmeyi amaçlıyor. Kendi açısından bölgede istikrar olmasını istiyor. Kendisine muhalef eden hareketleri tasfiye etmeye çalışıyor. Ama bazı Kürt gruplarında da yanlış anlayışlar olduğunu görüyoruz. ABD’nin haklarını ve özgürlüklerini kazanmaları için Kürt halkına yardım edeceğini sanıyorlar. 100 yıl önce Kürdistan’ın ABD ve İngiltere tarafından dörde bölündüğünü unutuyorlar. Tarihten ve günümüzden dersler çıkarmak gerekir. Kuzey Irak hiçbir zaman gerçek anlamda bağımsız bir ülke olmadı. Orası Irak’ın bir parçası. Sınıflararası çelişkiler ve gelir uçurumu giderek artıyor.
Güney yönetimi İran’ın saldırılarına karşı neden sessiz kalıyorlar?
Güney’de ortaya çıkan oluşum, ABD’nin işgalinin ürünü. Ekonomik olarak Irak, İran, Suriye ve Türkiye’ye bağımlılar. Kürtler hiçbir zaman iktidarda olmadılar. Uluslararası ilişkileri nasıl düzenleyeceklerini, ne yapacaklarını tam olarak bilemiyorlar.
Türk basınında Sri Lanka modelinden söz ediliyor. Operasyonun PKK ve PJAK’ı ortadan kaldırmaya yönelik olduğu yorumları yapılıyor...
Kürdistan Sri Lanka değil. Kürt halkını ortadan kaldırmaya hiç kimsenin gücü yetmez. Kürt halkı büyük bir uyanış içinde ve kendisini sonuna kadar savunması gerektiğinin bilincinde.
ABD, Avrupa Birliği, PKK ve PJAK’ı 'terörist örgüt' ilan etti. Bu İran, Türkiye gibi ülkelere Kürt halkına karşı saldırıya geçmeleri hakkını veriyor. Bundan dolayı olanları izlemekle yetiniyorlar. Onlardan Kürt halkını, bölgede yaşayan halkların mücadelelerini desteklemeleri beklenemez. Ben iki dönemdir İsveç’in modern bir partisinin milletvekili olarak görev yapıyorum. Ama parlamentoya, parlamentodan halkların lehine karar çıkacağına inanmıyorum. Bu konuyu gündeme getirdiğimizde, hükümet yetkilileri, her zaman söyledikleri teraneyi tekrarlayacaklar. Suçu PJAK ve PKK’ye yükleyecekler. İran’ın ve Türkiye’nin teröre karşı mücadele etme hakkından bahsedecekler. Bundan dolayı savaşa ve işgale karşı tabandaki işçileri, halkı harekete geçirmek gerekiyor. Ben bir sosyalist ve feminist olarak bunun en doğru mücadele yöntemi olduğuna inanıyorum.
MURAT KUSEYRİ
Dasty Jamal: BM ve AP devreye girmeli
İngiltere'nin başkenti Londra'da faaliyet yürüten Uluslararası Iraklı Mülteciler Federasyonu (IFIR) Sekreteri Dasty Jamal, YNK ve KDP'nin, çıkarları için işgale sessiz kaldıklarını söyledi. Jamal, BM ve AP'nin de İran'a baskı yapması gerektiğini söyledi.
İran'ın Güney Kürdistan işgalinin haklı gösterilmeye çalışıldığını söyleyen Jamal, bunu da, İran'a muhalif güçlerin Kürt köylerinin bulunduğu dağlarda faaliyet gösterdiğini iddia ederek yaptığını ifade etti.
IFIR Sekreteri Jamal, Irak ve Güney Kürdistan hükümetlerinin tavrını "vahim" diye niteledi: "Vahim olan diğer bir husus ise, bombalama sadece Kürt Bölgesel Hükümeti değil, aynı zamanda Irak hükümeti tarafından da tam bir sessizlik ile karşılandı. Üstelik bu sessizlik, Irak Kürdistan'ı hala Irak'ın bir parçası ve onun sınırları içerisindeyken oluyor. İran İslam Cumhuriyeti, son 20 yılda Irak ve İran arasındaki sınır üzerinde yer alan bu bölgeyi defalarca bombaladı. Irak Kürdistan'ı iktidar partileri KDP ve YNK, İran'daki çıkarlarının devamı üzerine İran rejiminin bombardıman için sunduğu mazeretleri kabul etmiştir" değerlendirmesini yaptı.
'BM ve AP kınamalı'
Jamal, işgalin bölgedeki sivillerin hayatını yıktığına da dikkat çekti: "Birçok sivil öldürüldü. Birçok sivil de, yanına herhangi bir barınma veya ilk yardım malzemesi olmadan, yakındaki dağlarda gizlenmek için evlerini terketmek zorunda kaldı. Bu bombardımanlar, silahsız insanlara karşı gerçekleştirilen uluslararası bir suçtur. Doğrudan insan hakları ve sivillerin korunması konusundaki uluslararası anlaşmaların ihlalidir. Bombardımanın durdurulması gerekir."
Birleşmiş Milletler ve Avrupa Parlamentosu'nu da göreve çağıran Jamal, "Birleşmiş Milletler ve Avrupa Parlamentosu acilen Kürdistan halkına karşı işlenen bu suç için İran rejimini kınamalı ve uluslararası baskı yapmalıdır. Yine bombardımanın bir an önce durdurulması için bölgedeki insanlara güvenlikleri konusunda teminat verilerek, saldırıların tekrarlanmayacağı hususunda bir taahhütte bulunmalı. Bu uluslararası suç nedeniyle kayıpları olan mağdur sivillerin zararlarının telafi edilmesi zorunluluktur" diye konuştu.
SUNA KÖSE/LONDRA