Şiddetin toplumsal, ekonomik, kültürel, siyasal nedenlerin yanında psikolojik nedenlere de bağlı olduğunu dile getiren Eskin, şöyle devam etti: “Şiddetin en önemli çıkış noktası egemen olma arzusudur. Bu egemenliği kabul ettiren, şiddetini de artırır. Şiddet, sosyolojik, psikolojik, politik, felsefik, psikiyatrik yönleri olan geniş bir kavramdır. Günümüzün modern, uygar yaklaşımlarına göre, şiddet kabul edilemez bir davranıştır. Kabul edilen şiddet, şiddeti doğurur. Şiddet kavramı dini ve dünyevi kültürlerden, kutsal savaşlara kadar uzanan geniş bir tarihsel ve toplumsal platformda ele alınabilir. Şiddet, sadece bir davranış bozukluğu olarak ele alınamaz.“
Eskin, anne ve babası arasında duygusal şiddet olan, iletişim sorunu yaşayan, ruhsal sorunu olan erkeklerin eşlerine duygusal ve fiziksel şiddet uygulayabildiğini, çocukluğunda şiddet görenin, ileride ailesine şiddet uygulayabileceğini vurguladı.
Eskin, ADÜ olarak yaptıkları bir araştırmada evlilik terapisi için başvuran 34 çiftin yüzde 75'inin evliliklerinde şiddet olduğunu, bunların arasında yüzde 57'sinde hakaret, yüzde 44'ünde dikkate almama, yüzde 43'ünde fiziksel şiddetin başı çektiğini kaydetti.
AYDIN