Sandık güvenliği konusuna dikkat çeken Prof. Gençay Gürsoy, "Kimsenin sandığa gitmeme ve boykot etme gibi bir çılgınlığı yapmaması lazım" derken, Gazeteci Mehveş Evin, "Bu süreçte medya da çok yoğun bir baskı altında olacak. Bu yüzden vatandaşlar musabir.com’a girip hak ihlallerini belirtebilir" dedi.  Siyasi partilerin yanı sıra çok sayıda sivil toplum kuruluşu, dernek sandıkların güvenliğini sağlamak üzere çalışmalar yürütüyor. Gazeteci Mehveş Evin, Demokrasi İçin Birlik (DİB) Üyesi Kadir Akın ve Prof. Dr. Gençay Gürsoy, sandık güvenliğinin önemine dair değerlendirmelerde bulundu. 'Meclis'te kurulamayan ittifak seçim güvenliğinde' HDP'nin baraj altında kalması için iktidarın çağrılar yaptığına her defasında şahit olduklarını söyleyen Gazeteci Mehveş Evin, bunun sebebini ise HDP'nin Mecliste çoğunluğu ele geçirme olasılığı ve iktidarın buna tahammül edememesi olarak yorumladı. Evin, "HDP her defasında hedef gösteriliyor. Bir yandan da toplumda bir bilinçlenme var. Yani meselenin böyle olduğunu farklı partilerin seçmenleri de anladı. Bu anlamda Mecliste kurulamayan ittifak seçim güvenliği için oluşturuldu. Bunlardan en önemlisi Adil Seçim Platformu'nun oluşturulması oldu. Millet ittifakı partileri ve HDP de buna dâhil olduğunu açıkladı. Böyle bir iş birliği var. Bu Türkiye için, muhalif güçler açından çok tarihi ve önemli bir gelişmedir" diye belirtti. 'Hem müşahit hem muhabir' Seçimlerden adil bir sonuç çıkması için önemli kuruluşların oluştuğuna dikkat çeken Evin, "Birincisi Adil Seçim Platformu'nun bir aplikasyonu var. Yani vatandaş oy kullanıp daha sonra oy kullandıkları yerlerin önünde bekleyerek bir takım hak ihlallerini giderebilirler. İkincisi müşabirlik diye bir uygulama var. Muhabir ve müşahit gibi bir kavram birleşimi. Burada da amaç hem müşahit olarak orada hak ihlallerini görmek, bildirmek. Hem de bunun haberini yapmak. Çünkü bu süreçte medya da çok yoğun bir baskı altında ve iktidar tarafından yönlendirildiği için bir takım bilgiler farklı yansıyabilir. Dolayısıyla vatandaş bunları takip ederek musabir.com’a girip bunların bir parçası olabilir" diye belirtti. Oy vermekle kalmayıp oyların takibinde de aktif olarak çalışılması gerektiğini belirten Evin, "Oyumuzun güvenliğini takip edelim, çünkü devlet yapması gerekeni yapmıyor. Aslında oy güvenliğini onlar sağlamak zorundalar. Ama bu yönde tek bir açıklama bile yok" dedi. '16 Nisan herkesin kulağına küpedir' Seçimlere çok az bir süre kala Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ilk kez koalisyon lafını kullandığını söyleyen Demokrasi İçin Birlik (DİB) üyesi Kadir Akın, bu söylemin gidişatın Erdoğan'ın lehine olmadığını gösterdiğini belirtti. Ülkede bir dip dalganın oluştuğunu ifade eden Akın, "Bunu aslında herkes hissediyor. Dolayısıyla 24 Haziran akşamı insanların hem parlamento hem de Cumhurbaşkanı oylamasının ikinci tura kalacağı beklentisiyle sandıkların etrafında toplanması ve oylarını iyi koruması ve takip etmesi gerek. İnsanlar oy kullandıktan sonra asla sandıkları terk etmemeli, sandıklar açıldıktan sonra oy sayımlarına müdahale etmek ve oyların çalınmasına engel olması gerek. 16 Nisan referandumu herkesin kulağına küpedir. Siyasal iktidar aslında referandumu kaybettiği halde kazanca çevirmiştir. Herkes bunun farkında ve şimdi biz 24 Haziran’a bu koşullarla gidiyoruz" diye belirtti. 'İnsanların kaygı duyması normal' İnsanların seçim güvenliğinden kaygı duymasının haklı nedenlerinin olduğunu vurgulayan Akın, "Hem siyasal tarihimizdeki seçimlere baktığımızda hem de de bu siyasal iktidarın 16 Nisan referandumu gibi bir geçmişi var. Trafoya kedi giriyor, gecenin bir saatinde elektrikler kesiliyor. Devletin denetiminde olan Anadolu Ajansı çok erkenden manipülasyonla seçim sonucunu açıklıyor. Bütün bunlar seçmenlerin hafızasında ve ister istemez insanlar kaygı duyuyor" diyerek özetledi. 'Siyasi partilerin işbirliği yapması önemli' HDP'nin barajı aşmasının önemine değinen bir diğer isim Prof. Dr. Gençay Gürsoy ise, HDP'nin barajı geçmemesi durumunda 70-80 milletvekili arasında sayının AKP'ye geçebileceğini söyledi. Gürsoy, "Zannediyorum ki HDP'nin bir baraj sorunu olmayacak ama normal koşullardan bahsediyoruz. Eğer seçim güvenliği yeteri kadar sağlanmazsa geçmiş seçimlerde tanık olduğumuz olaylar tekrar yaşanırsa bu kayıplar karşımıza çıkacaktır. Ama tanık olduğumuz kadarıyla Türkiye siyasi hayatında ilk defa çok ciddi bir sandık güvenliği kampanyası açılmış durumda. Yan yana gelmek istemeyen siyasi partiler bile bu konuda işbirliği yapıyorlar. Sivil örgütler harekete geçmiş durumda, binlerce insan gönüllü aday oluyor. Bu çok önemli bir durumdur" dedi. Son olarak herkesin sandık başına gitmesi, o sorumluluğunu taşımak zorunda olduğu vurgusunda bulunan Gürsoy, "Kimsenin sandığa gitmeme ve boykot etme gibi bir çılgınlığı yapmaması lazım. Herkes oyunu atmalı ve oyu takip etmesi lazım" diye konuştu.