Kurdistanî Yahudiler-6

Forum Haberleri —

.

.

  • Kürt Yahudilerin uygarlık saldırılarına karşı “tanrının emri” demeyecekleri özümsedikleri dağ kültüründen çıkarsanabilir. Zaten ortak zihniyette buluşulmadan hiçbir zorluğa, felakete karşı durmaları mümkün olmayacaktır.

SOYDAN AKAY

Hewlêr (Erbil) merkezli Adiabene krallığından sonra Kürt sosyolojisi içinde Yahudiler kendi kimliklerini sessiz sedasız yaşamaya devam etmişler. Uzun süre Sion’a (Kudüs’te bir dağ, tepe) döndüklerine ya da bu yönlü bir çaba ve söylem içinde olduklarına rastlamıyoruz. Kürtleşen Yahudilerin zihninde “Zion’a dönüş” fikrinin olup olmadığına tarihsel kayıtlarda çok nadir rastlamaktayız. Onlar için zamanla Sion’un yerini Zaxo alsa da 12. yüzyılda Amediye (Yahudiler Nerweh derler) doğumlu David Alroy adında bir mesihin çıkışına tanık olmaktayız (1160 yıllarına dayandırılan belgede). Amediye’de doğmuş olmasına rağmen Bağdat’taki Musevi okuluna giderek çok sayıda yabancı dil yanında entelektüel eğitim alır. Alroy, Musul’un kuzeyinde yer alan Amediye’ye geri dönüp hatmettiği Yahudi kanunları ve Talmud sayesinde bir reform süreci başlatır. Bu reformlar ve kayda değer bir karizmayla memleketine döner ve kendini mesih ilan eder. O zamanlar bu bölgeyi ziyaret eden bir Yahudi gezgin olan Tudelalı Benjamin, onun Kürt Yahudilere, ‘Tüm uluslara karşı savaşmaları için’ liderlik edeceğini bildirdiğini yazmıştır. “Sahte mucizelerle Yahudilere bir takım işaretler gösterir ve şunları söyler: ‘Tanrı ben Kudüs’ü fethetmek ve sizleri Yahudi olmayanların boyunduruğundan kurtarmam için gönderdi.”  (6)
Kuşkusuz ki Alroy’un bu çıkışı dönemin İran hanedanlığının hoşuna gitmez. Alroy hakkında Bağdat Musevi okulunun baş hahamını uyararak kendisini mesihlik girişiminden vazgeçirmeye çağırır; aksi durumda tüm Yahudileri öldürmekle tehdit eder. Öyle anlaşılıyor ki bu yöntem çare olmayacaktır. İran hanedanı Alroy’un babasına on bin altın vererek oğlunu bir komplo ile uykusunda boğdurarak öldürtür.
Bu trajik hadise 19. yüzyılda İngiltere Başbakanı olan Seferad Yahudisi Benjamin Disraeli’yi derinden etkiler. “Alroy ya da Esaret Prensi” adlı bir roman yazar. Sion’a geri dönüşün simgesi olan “mesih” öldürüldükten sonra Kürt Yahudilerinin sesi soluğu bir kez daha kesilir. Aslında Alroy’un mesihliği tam olarak bir Sion’a geri dönüş amaçlı olmaktan ziyade Kürt kültürünün izlerini taşımaktadır. Egemenlere karşı direnmeye, savaşmaya çalışır Kürt Yahudileri.
Yahudi Kürtlerin sesleri duyulmasa da Müslüman bir Kürt olan ve Musul Atabeyi’nin himayesinde hizmetli olan Selahaddin Eyubbi’nin Haçlılara karşı yürüttüğü başarılı savaş sonucu Kudüs’ü kurtarması neredeyse Alroy ile aynı döneme denk gelmektedir. Kürt Selahaddin (d. 1137/38, Tikrit) 1187’de Haçlı-Fransızlardan aldığı  Kudüs’le ünlenmez sadece. Asıl savaşı erdemli kişiliği ile kazanır, Batılılarda hayranlık ve saygı uyandırır. Kudüs’te kıstırdığı Haçlıları öldürmek yerine kenti terk etmelerini, isteyenlerin orada yaşayabileceklerini söyler. Kudüs’ü terk edenlerin mallarını ise kentteki Yahudilere bağışlar. Şii Fatimi devleti yerine kurduğu Eyyubi devletinde -Yahudi ve Hristiyanlar başta olmak üzere- farklı kesimlerden bürokrat, danışman, hekim vb.ne yer verir.
İtalyan edebiyatının ünlü ismi Dante Alligheri “İlahi Komedya” adlı kült eserinde Selahaddin’i cennette tasvir eder. Emevi camisinde bulunan ama harap olan mezarını Alman Kaiser’i II. Wilhelm süslü bir mermerle yeniden onarır. 2001’de El Kaide’nin ikiz Kuleler’e dönük gerçekleştirdiği saldırıdan sonra yönetmen Ridley Scott “Cennetin Krallığı” adlı filmiyle Selahaddin’in efsanevi kişiliğine dikkati çekerek tarihe karşı sorumlu yaklaşır.
Evet, Alroy “tüm düşmanlara karşı savaşılmasını” istemiş ve etkili olamadan komplo ile ortadan kaldırılmıştır. Beklenen mesih, Müslüman Kürt komutan olarak ortaya çıkmıştır. Ondan hemen sonra Moğolların yıkıcı saldırıları ile karşılaşmaktayız. Kurdistan’da ağır tahribatlara yol açan Moğol saldırılarına karşı Müslüman- Yahudi Kürt demeden direniş sergilemeleri kaçınılmaz olmuştur. Kürt Yahudilerin uygarlık saldırılarına karşı “tanrının emri” demeyecekleri özümsedikleri dağ kültüründen çıkarsanabilir. Zaten ortak zihniyette buluşulmadan hiçbir zorluğa, felakete karşı durmaları mümkün olmayacaktır.
(6) Sabor, age, S. 86

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.