
Hamburg Rojbin Kadın Meclisi çalışmalarının yanı sıra Hamburg-HDK yapılanması içerisinde çalışan Nihal Renkliçay çalışmalara katılmaya nasıl karar verdiğini gazetemizle paylaştı.
"Bize öğretilen, hepimizin Türk olmasıydı" diyen Renkliçay, 40 yaşına kadar bunun gerçekliğinden emindi. Daha sonra Kürtlerle tanışan Renkliçay, hayatının komple değiştiğini anlattı.
'Hepimiz Türk'tük'
Nihal Renkliçay aslen Rize'nin Fındıklı ilçesinden. 5 çocuklu Laz bir anne ve babanın üçüncü çocuğu olarak Ankara'da doğdu.
Renkliçay’a yolunun Kürt halkıyla nasıl kesiştiğini sorduğumuzda şu cevabı veriyor: "Asker kökenli bir babanın çocuğu olmam dolayısıyla Türkiye'nin birçok yerini gezdim. Babam çevresinde aydın, ilerici ve solcu bir insan olarak biliniyordu. Annem ona nazaran daha otoriterdi. Çoğu zaman annemizin otoritesinden babamıza sığınırdık. Doğu Karadeniz, diğer bölgelere nazaran daha ilericidir. Küçüklüğümde hiç Kürt arkadaşım olmadı. Ama dağda savaşan insanlar hep ilgimi çekiyordu. 'Bu insanlar durduk yerde neden dağa çıkıyor, neden devlete karşı savaşıyorlar?' soruları hep kafamı kurcalıyordu. Sonuçta okulda bize öğretildiği gibi hepimiz Türk’tük. 40 yaşıma kadar da bunu böyle sanıyordum. Liseden sonra evlendim. Çok mutsuz bir evlilikten sonra eşimden ayrıldım."
'PKK benim için de bir terör örgütüydü'
Nihal Renkliçay eşinden ayrıldıktan sonra siyasete daha çok ilgi duymaya başladığını ifade ediyor ve devam ediyor: "Ev, iş, çoluk çocuk derken ülkenin genel gidişatından bihaber yaşıyorduk. Ama başta da belirttiğim gibi, çatışma haberleri ve bunun yansımalarını, sonuçlarını hep merak ediyordum. Üzülerek şunu da ifade edeyim. O zamana kadar PKK benim için de bir terör örgütüydü."
'Sanki bambaşka bir ülkeye gelmiştim'
Sonraki yıllarda Maraş'a giden Nihal Renkliçay'ın hayatında yeni bir pencere açılıyor, "Bizler ülkenin batısında mutlu, şen şakrak yaşarken, ülkenin doğusunda korkunç bir eşitsizlik ve baskı olduğuna tanık oldum. Sanki bir ülkeden bambaşka bir ülkeye gelmiştim. İnsanlar dillerini gizli konuşuyor, kimliklerini gizlemek zorunda kalıyordu. Hatırlıyorum, Ramazan ayıydı. Birçok Alevi, zorunlu olmadıkları halde oruç tutmak zorunda kalıyordu. Sahura kalktıkları belli olsun diye gece yarısı kalkıp elektrikleri yakıyorlardı. Tüm bu yaklaşımlar ve gördüklerim kafamı allak bulak etmişti."
'Resmi yalanlarla uyutulmuşuz'
Renkliçay, Almanya'nın Hamburg kentine yerleştikten sonra Kürtlerle daha yakından tanışma imkanı bulduğunu ifade edip, o süreci şöyle anlatıyor: "Hamburg Üniversitesi’nde Dersim soykırımı ile ilgili bir panele katılmıştım. Bu panelde Türk Devleti’nin Dersim'de giriştiği katliam belgelerle ortaya konuluyordu. İkinci bir şoku burada yaşadım diyebilirim. Vatandaşı olduğum devlet, 40 sene boyunca bizi resmi yalanlarla adeta uyutmuştu. Kendimi kandırılmış, aptal gibi hissettim. Benim için Dersim'de bir isyan olmuş, halk devlete başkaldırmış ve askerler de bu isyanı bastırmıştı. Böyle inanıyorduk. Ama tarihi gerçeklerin böyle olmadığını öğrendiğimde kendimi Kürt halkına borçlu hissettim. Borçtan ziyade kendimi bu yapılan kötülüklerin bir parçası gibi görmeye başladım. Zararın neresinden dönülürse kardır diye bir söz vardır. Ne yazık ki devletin bu yalan propagandalarına milyonlarca insan hala inanıyor. Öğrendiklerimden sonra kadın çalışmalarında yer almak için arkadaşlara başvurdum, büyük bir memnuniyetle kabul ettiler. Beni kendilerinden biriymişim gibi bağırlarına bastılar."
'Yaklaşımlar davamdan soğutmadı'
Bir dönem Rojbin Kadın Meclisi'nde eşbaşkanlık yapan Renkliçay, bu dönem içerisinde kadın arkadaşlardan gördüğü sevgi ve ilgiyi bazı erk zihniyetli bireylerden göremediğini belirtirken, "Kökenin ne olursa olsun sonuçta kadınsın. Kadın meclisinin sözcüsü olarak divanda oturmak istediğimde 'bunun divanda ne işi var' gibi tuhaf söylemlerle karşılaştım. Bazı feodal erkekler 'Kürt olmayan bir kadının karar verme yetkisi olamaz' diyordu. Bu yanılgılı ve sekter yaklaşımlar beni asla bu davadan soğutmadı. Tam tersine daha çok bilendim, daha çok mücadele etmek gerektiğine inandım. Tüm bu yanılgılı yaklaşımlar olurken, kadın yoldaşlarım beni savundu ve sahiplendi" diye ekledi.
Dilim döndüğünce mücadeleyi anlatıyorum
Laz kökenli bir kadın olarak kendisini Kürt halkına borçlu hissettiğini belirten Renkliçay, devamında, "Borcumu ömrüm el verdiğince onlara hizmet ederek ödemek istiyorum. Bu hem vicdani hemde insani bir durumdur. Rojbin Kadın Meclisi çalışmaları yanı sıra Hamburg HDK çalışmalarında yer alıyorum. Yürütülen bu özgürlük mücadelesi çoktan Kürdistan sınırlarını aşmış ve tüm ilerici dünya insanlığı için bir milat olma özeliğine sahip. Kardeşlerim ve çocuklarım burada olduğumu biliyorlar. Dilim döndüğünce bu mücadeleyi onlara da anlatıyorum. Laz kökenli bir kadın olarak en son şunu söyleyerek bağlamak istiyorum. Köken olarak belki Kürt değilim ama kalbim Kürtler için atıyor ve bundan kimsenin kuşkusu olmasın" dedi.
M. ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG