Almanya Sol Parti Federal Milletvekili ve aynı zamanda Federal Parlamento İnsan Hakları Komisyonu üyesi Annette Groth, Türkiye'nin kimyasal silahla gerçekleştirdiği insanlık suçunu aydınlatmak istediklerini belirtti. Groth, Kürtlerin, bu konuda bölgelerindeki milletvekillerini sorgulaması gerektiğini vurguladı.

Sayın Groth, partiniz içinde Kürt sorunu doğrultusunda bir hareketlilik görüyor musunuz? Yine kendinizi bu çalışmalarda nasıl değerlendiriyorsunuz?
Partide son zamanlarda bu konuda bir hareketlilik sözkonusudur. Ama bu konuda daha da ısrarlı olunması gerektiğini düşünüyorum. Parti içinde benim gibi kariyer yapmak istemeyenler, bu konuda korkmadan çok şey yapabilir. Ben bu konuda dik kafalı ve karşıt fikirli bir katolik papazın kızı olarak, onun gibi korkmadan çalışmalarımı yürütmek istiyorum. 2004'den beri Sol Parti'deyim ve böylesi bir duruşla tanınıyorum.

Kürt gerillalara karşı Kürdistan'da kimyasal silahlar kullanılıyor. Türkiye, bu silahları kullanmayacağına dair uluslararası anlaşmaları da imzalamıştır. Ancak son olarak Çelê'de bu silahları kullandığı yönünde haberler var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Almanya'da basında bu haberlerin çıkmaması beni üzüyor. Bu nedenle oraya giden heyetler içinde yer alan parlamenterlerin çalışmaları etkili olabilir ve basına yansıyabilir. Bu konuda sesimizi duyurmalı ve kendimizi daha da etkinleştirmeliyiz. İnternet üzeri de çok iyi çalışmamız lazım. Çünkü, artık bu araçlarla da çok geniş bir kitleye ulaşmak mümkündür. Bunun bir insanlık suçu olduğu olduğunu vurgulamak gerekiyor. Bu konuda elde edilen kanıtlarla bir ortam yaratmak lazım. Savaş suçunun muhatabı, Uluslararası Ceza Mahkemesi'dir. Ama bu davada yargılanması gerekenler, isimleri belli olmayan birkaç asker değil, bu suçu gerçekten işleten ve işleyenler mahkeme önüne çıkarılmalı.
Bir grup Alman sivil toplum örgütü temsilcisi ve avukat 30 Ekim'de Karslruhe’de Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'in de aralarında bulunduğu Türk yetkililer hakkında suç duyurusunda bulundu. Bu tür çabalar bir sonuca gider mi?
Basında çok iyi işlemenin yanında sokağa çıkmak lazım. Ben hala, bu tür olayların sokakta bağırılarak, bazı kulaklara daha iyi duyurulabileceğini düşünenlerdenim. Çünkü, bu şekilde görüntü ve duymayı daha etkin yapabiliriz. Ayrıca, tanınmış Türk dostlarımızın desteğine de ihtiyacımız var.  Uluslararası yasaları bilmemiz gerekiyor. Eğer suç işlenmişse, bu ülkenin Almanya, İtalya, Fransa veya Türkiye olması mühim değil... Eğer bu savaş suçunu işlediği kanıtlanırsa teşhir edilmelidir. Yine bu konuda parlamentolara öneriler de verilebilir.

Türkiye’nin kimyasal madde kullanarak savaş suçu işlediği kanıtlanırsa, o zaman ona bu silahları satan ülkelerin durumu ne olacak?

O zaman Türkiye'nin bazı ülkelerde olduğu gibi yargılanması gerekiyor. Almanya da on senelerden beri, temel haklar yasamızda suç olmasına rağmen bunu ihlal ederek, kriz bölgelerine savaş malzemesi gönderiyor. Çünkü, bu ihlal gizli bir komite tarafından yapılıyor ve Parlamento'nun bundan haberi bile olmuyor. Bu satışlar dış ticaret sorumluları tarafından, ticari alış-veriş adı altında yapılıyor. Onun için bu konuda bilgi elde edebilmek çok çok zor. Tam da burada demokrasi, bence içi boşaltılmış bir kovana çevrilmiştir. Bu konuda doğru bilgi edinme için bir parlamenter olarak harekete geçmeye çalışacağım. Ama, bu konuda Kürtler de halk olarak, kendi bölgesinde seçilen milletvekillerini neyi yapıp, yapmadığı konusunda sorgulamalıdır. CDU,SPD, Yeşiller ve Sol Parti olmak üzere her partiye "Türkiye'de bu tür savaş suçu işleniyor. Sizin bu konuda haberiniz var mı?’ diye soru sormalı. "Hayır, haberim yok' derse, o zaman "Siz nasıl milletvekilisiniz ki, bu konuda bir şey bilmiyor ve yapmıyorsunuz" şeklinde eleştirmelidir. Çünkü, bir dahaki seçimde onların oya ihtiyacı, bizim de adalete ihtiyacımız var.
Siz insan hakları komisyonunda yer alan bir milletvekili olarak, insan hakları ihlalleri konusunda ne gibi planınız var?
Ben, Avrupa Parlamentosu Komisyonu üyesi Andre Hunko ve Sol Parti Federal Meclis İç Politika Sözcüsü Ulla Jelpke ile birlikte sorular hazırlayıp, eşzamanlı ilgili komisyonlara vermek istiyorum. Oralarda soru ve önergeleri tartıştırmak lazım. Yani eşzamanlı, gerçekten hem Avrupa Parlamentosu hem de Alman Federal Parlamentosu'nda... Buralarda hem önerileri, hem de önergeleri paralel olarak yürütmemiz lazım. Biz üçümüz bu şekilde birlikte çalışırsak, güçbirliği ile daha iyi şeyler başarabiliriz. Diyalog için çalışacağımı belirtmek istiyorum.
   
Türkiye, Kürt sorununu Tamil örneğine benzer bir şekilde çözmek istiyor. Ayrıca, Wan'daki uluslararası yardımı ilk anda kabul etmedi, sürekli de Kürdistan coğrafyasını bombalıyor. Tabii bunun içinde kimyasal kullanımı da var. Sizce böyle bir çözüm Türkiye açısından ne kadar gerçekçidir?
Türkiye böyle bir çözüm istese de olmaz. Çünkü, Kürtler yalnız Türkiye’de değil, Irak, İran, Suriye ve Türkiye olmak üzere dört ülkede yaşıyorlar. Kürtler de bir araya gelip nasıl yaşamak istiyorlar yönünde karar verebilmelidir. Federal bir yönetim mi, özerk bir yönetim mi? Buna karar vermelidir. Hiçbir halk yok edilemez. İsviçre’de de dört resmi lisan var. Bu resmi dört lisan İsviçre’yi bölmüyor. Tam tersine daha güçlü bir ülke haline getiriyor. Türkiye’de böyle bir sistemin oluşmamasını ben gerçekten anlayamıyorum. Dünyada günde onlarca dil kayboluyor. Onun için, insanlık olarak var olan bütün dilleri korumalı ve geliştirmeliyiz. Kürt halkı dilini, kültürünü korumak için çok mücadele verdi. Kendi imkanlarıyla okul ve televizyonlar açtı. Bu konuda birçok kazanımlar sağladı. Onun için, kazanılan bu hakların daha çok geliştirilmesi yerine geri alınması düşünülemez ve mümkün de değil. Bu konuda enternasyonal düşünen, uluslararası yasalara hakim hukukçulara ve insan hakları savunucularına ihtiyacımız var. Bu yetenekli insanları bulmak zor ama imkansız da değil.


GÜL GÜZEL/PFORZHEIM