Almanya’nın Mainz kentinde yaşayan Kürdistanlılar onu aktif, mücadeleci kişiliği ile tanıyor. Yıllardır Mainz'de kadın çalışmalarında yer alan Amedli Emine Ay, mücadeleci kişiliğini çocukluğunu birlikte geçirdiği annesine borçlu olduğunu söylüyor. 

Babası 30 yaşında vefat ettiğinde 7 çocuklu annesi, tüm zorlukları göğüsleyerek çocukları büyütmüş. 'Tek başına ve güzel‘ bir kadın olması dolayısıyla toplumsal önyargılar ve gerilikler karşısında birçok zorluk yaşamış ve bunlara karşı savaşmak durumunda kalmış. Sonunda verdiği başarılı yaşam mücadelesi nedeniyle toplumda büyük saygınlık kazanmış. Öyle ki Kürdistan bölgelerinde ilk kadın muhtar olarak seçilmiş. Ay, „Annemle yaşadığım yıllar benim kişiliğimi, duruşumu ve siyasi eğitimimin temelini oluşturdu. İnsancıl ve yurtsever kişiliğimi anneme borçluyum“ diyor.  

Hem Mainz DTKM Eşbaşkanlığı hem de Mainz Viyan Kadın Meclisi Eşsözcülüğünü yürüten Emine Ay'ın hayali, Amed'e geri dönmek, ancak Avrupa'da da kendisine verilen sorumluluğu büyük bir hassasiyet ve ciddiyetle yerine getirmeyi bir erdem olarak görüyor.  


Erkek kadının başarısını istemiyor

İki çocuk annesi ve işçi bir kadın olarak, Mainz'de yürütülen kadın çalışmalarına da güç getirmeye çalışıyor. "Toplumumuzun erkekleri demokrasiden bahsederken, aslında geri kültürü temsil ediyor. Eşine, çocuklarına din, adet adı altında baskıcı, geri bir zihniyeti dayatıyor. Kadının toplum içerisinde aktif olmasını hazmedemiyor. Demokratik aile kültüründen çok uzak" diyen Emine Ay, mücadeleye ilkin aile içinden başladığını ifade ediyor. 

Avrupa'da yaşayan Kürt erkeklerin bir yandan kadınlarla gurur duyarken diğer yandan da çok zorladıklarını, kadının başarısını istemediklerini dile getiriyor. Ay, bunun bir şeyleri kaybetme korkusundan ileri geldiğini de ekliyor. 


Kadınların öncelikleri çok fazla

Kadınların çalışmalara katılım konusunda hayli istekli olduğunu belirten Emine Ay, ancak kimi sebeplerden dolayı pratikte katılamadıklarına dikkat çekiyor. Ay, buna neden olan etkenleri ise şöyle açıklıyor: "Kadınlarımızın hepsi aktif katılmak istiyor ama öncelikleri çok fazla. Bazıları çalışıyorlar, bazıları çocuklarından dolayı katılamıyor, kimi eşlerinden korkuyor; 'eşim sorun çıkarmasın, tartışma yaşanmasın' kaygısı yaşıyorlar. Erkekler bir yandan 'eşimin gelmesini, bilinçlenmesini istiyorum' derken, yine aynı erkeklerden 'ben senin eşinin yerinde olsaydım bu durumu kaldıramazdım' sözlerini de duyabiliyoruz. Çalışan kadını takdir ederken, kendi eşinin dizinin dibinden ayrılmasını istemiyor. Evde kadının sağladığı rahatının bozulmasını istemiyor. Bu da bizi üzüyor." Ay devamla, çocuklarının özgür geleceği için mücadeleci duruşunu korumayı çok önemsediğini vurguluyor. 


Kadın meclisleri çok anlaşılamadı

Emine Ay, Avrupa'da son yıllarda kadınların meclis şeklindeki örgütlenmelerinin kadın emeğinin görünürlüğü açısından önemli olduğunu belirtiyor ve bu gidişatı, "Kadınların emeği genel çalışmalar içerisinde görülmüyordu, çünkü erkek kadının yaptığı her şeyi kendisine mal ediyordu. Ama kadın meclisleriyle bu durum değişti. Her kadın kendi meclisi aracılığıyla kendisini ifade etme olanağına sahip" şeklinde değerlendiriyor.  

Kadın meclislerinin yeterince anlaşılıp oturtulamadığına dikkat çeken Ay, her kadının ailevi sorunlar veya dış etkenler nedeniyle katılmadığını, kimilerinin ise böyle bir çalışmayı gereksiz bulduğunu, dolayısıyla çalışmaların belli kimselerle sınırlı kaldığını, her kadının kendisini meclis içerisinde görmediğini belirtiyor. Devamla ise "Ne kadar ezildiğini bilmeyen, görmeyen kadınlarımız çok. 

Halbuki kendisini çalışmalarda bulan bir kadın, geçmişte ne kadar ezildiğini, ne kadar pasif kaldığını görecektir. Kadın meclisleri üzerinden kadınlığı ve emeği ile buluşacaktır. Kadınlar olarak birbirimize güç verip emeklerimizi birleştirirsek başarırız" diyor. 


'Kadın emeğinin önemini anlatıyoruz'

Kadınları örgütlenmeye katmak, mücadeleye kazandırmak için güleryüzlü ve mütevazı olmanın önemine dikkat çeken Ay, "Benim için karşılıklı saygı ve paylaşım çok önemli. Ev ziyaretleriyle kadının ev içindeki emeğinin önemini anlatıyoruz. Toplantı ve diğer etkinliklerimize davet ediyoruz. Kadınlarda kadınlık bilinci oluşturmaya çalışıyoruz' diye ifade ediyor.  


'Devrimci erkek, kadınla yan yana yürüyendir'

Ay, temel çalışma alanlarından birinin de erkeğin dönüştürülmesi meselesi olduğunu belirtiyor. Bu konuda çoğu erkeğin çevre baskısı altında kaldığını vurgulayan Ay, 'ben böyle değilim, böyle düşünmüyorum, çevremdeki erkekler böyle olduğu için açıkça karşı gelemiyorum' diyerek, dönüşümü geciktirdiklerini söylüyor. Kimi erkeklerin ise kalıplaşmış bir zihniyete sahip olduğu için dönüştürülmelerinin zor olduğunu belirtiyor. Bunu basit bir örnekle açıklıyor: "Mesela her ayın ikinci pazar günü Demokratik Kürt Toplum Merkezi'nde kahvaltı etkinliği düzenliyoruz. Tam iki yıldır erkekleri de bu konuda görev almaları için ikna etmeye çalıştık. Ancak birkaç kişi dışında mutfağa koymayı başaramadık. 'Kadının yeri mutfaktır' diyen, dışarıda devrimci, evde diktatör  birçok yurtseverimiz var ne yazık ki. Kendisine 'yurtseverim, devrimciyim' diyen erkek, kadınla eşit, yan yana yürümek zorunda.“ 'Betonlaşmış zihniyet' diye tarif ettiği bu zihniyeti onaylayan birçok kadının da var olduğunun altını çizen Ay, sürekli eğitimle toplumun demokratikleştirilmesinin önemini vurguluyor. 


'Gençleri kazanmalıyız'

Emine Ay, genç kadınları çalışmalara katmanın önemine  değinerek, bu konuda sıkıntı yaşadıklarını belirtiyor. Genç kadınların katılmaması durumunda verdikleri mücadelenin anlamsız olduğunu ifade eden Ay, bu konuda gençleri kazanıp, onlara söz hakkı, yaşam ve çalışma alanı sunmanın önemine dikkat çekiyor. 

Her kadında muazzam potansiyel bulunduğunu ifade eden Ay'ın özellikle genç kadınlara çağrısı var: "Her kadının en az bir yeteneği var. Gelin bilgilerimizi, yeteneklerimizi birleştirelim. Kadınlarımız kapıları kırıp çıkmalı. Korkmamalı."



NİHAL BAYRAM/MAİNZ