AGİF tarafından yapılan yazılı açıklamada, 26 Kasım 1993'te dönemin İçişleri Bakanı Manfred Kanther'in önerisiyle, söz konusu yasağın 20 yıldan beri devam ettiği hatırlatıldı. Açıklamada, "Bu yasakla Almanya'da yaşayan bir milyon civarındaki Kürt göçmen grubunun politika yapma hakkı ellerinden alınmaktadır. Almanya'da yaşayan Kürtler, 20 yıldır bu yasağa dayanılarak baskı altında tutulmakta, demokratik hakları ellerinden alınmaktadır. Almanya'nın altına imza attığı insan hakları sözleşmeleri Kürtler için yok sayılmaktadır. PKK yasağıyla Kürtler ile zaten demokratik hakları kısıtlı olan diğer göçmen grupları arasına da iç sınırlar örülmektedir. 20 yıldır sürdürülen PKK yasağıyla, Kürtlerin kendi sembolleri, bayrakları yasaklanmakta, yasağa dayanılarak Kürt toplumu kriminalize edilmekte, saldırılara uğramakta, tutuklanmakta ve cezalara mahkûm edilmektedir. Kimliğine ve kültürüne, tarihine ve mücadelesine sahip çıkan, aktif politik faaliyet yürüten Kürtlere yasaklar getirilmektedir" ifadelerine yer verildi.


Yasakla birlikte gelen uygulamalar

Yasağın Almanya ve Türk devleti arasındaki çıkar ilişkilerinden kaynaklandığı belirtilen açıklamada, Türkiye'nin sürdürdüğü inkar politikasının bu şekliyle Almanya tarafından sürdürüldüğü vurgulandı.
Açıklamada, Almanya'da 1 milyonluk Kürt göçmen grubunun taleplerinin kirli çıkar ilişkileri ve başta silah şirketleri olmak üzere tekellerin kar hırsına kurban edildiği dile getirildi. Açıklamada devamla şu ifadelere yer verildi: "Avrupa emperyalist devletlerinin, Türk devletinin baskılarından, işkence ve katliamlarından kurtulmak için Avrupa'ya gelen Kürtlere, benzer baskı politikalarını uygulaması tam bir trajedidir. Kürtlere her türlü saldırı ve vahşeti uygulayan, Kürtler üzerinde en büyük devlet terörünü uygulayan ve son dönemde utanç duvarlarıyla Kürtleri birbirinden ayıran Türk devletinin Kürtleri ‘terörist' gösteren politikasının Almanya tarafından devam ettirilmesidir. PKK yasağı, siyasi olarak diğer göçmen gruplarına da bir gözdağı niteliği taşımaktadır. Eşit sosyal ve siyasal haklara sahip olmayan göçmenleri, demokratik hak ve özgürlükleri için mücadeleden alıkoymayı hedeflemektedir. Almanya'da politik muhaliflere yönelik baskı yasaları olan 129 a/b yasaları, bu yasalara dayanılarak devrimci-demokratik kurumlara uygulanan baskılar, Kürt politikacılarına ve Anadolu Federasyonu yöneticilerine yönelik yasaklar, tutuklamalar ve cezalar, NSU cinayetlerine ve bu cinayetlerle bağlantıları açığa çıkmış olan Anayasayı Koruma Teşkilatının lağvedilmesi talepli yürüyüşe katıldığından dolayı Young Struggle üyesi Deniz K.ya verilen ceza, Alman ilerici ve devrimcilerine yönelik saldırılar, bu politik zihniyetin sonucudur."
20 yıldan beri devam eden yasağın kaldırılmasını, baskılara son verilmesini ve tüm göçmenlere sosyal ve siyasal hakların verilmesini talep ettikleri belirtilen AGİF açıklaması, 16 Kasım 2013 tarihinde Berlin'de yapılacak olan yürüyüşe güçlü bir katılım çağrısıyla sona erdi.

HABER MERKEZİ