- Antalya S Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki 11 tutsağa, açlık grevine başlarken eylemlerinin amaçlarını bildirmek üzere Adalet Bakanlığına gönderdikleri dilekçelerde “Sayın Öcalan" ifadesi geçtiği için 11'er gün hücre cezası verildi.
Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK'lı tutsakların, “Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm” kampanyası kapsamında 27 Kasım'da başlattığı dönüşümlü açlık grevi, 57. gününde.
Tutsakların açlık grevinde olduğu cezaevlerinden biri olan Antalya S Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki 11 tutsak, eylemlerinin amaçlarını bildirmek üzere Adalet Bakanlığına gönderdikleri dilekçelerde “Sayın Öcalan" ifadesi kullandı. Bunun üzerine 11 tutsak hakkında Cezaevi Disiplin Kurulu tarafından "Örgüt propagandası yapmak" iddiasıyla disiplin soruşturması başlatıldı. Soruşturma sonucunda tutsaklara 11'er gün hücre cezası verildi. Tutsaklar, hücre cezalarının iptali istemiyle Antalya 1. İnfaz Hakimliğine başvurdu. Hakimlik, “Hükümlünün eyleminin kendi şahsi sorunlarına yönelik ve bireysel bir eylem olmadığı, aynı dönemde dönüşümlü olarak birden fazla hükümlünün eyleme başladığı..." gerekçesiyle başvuruyu reddetti.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Avukat Nagehan Avçil, açlık grevine giren tutsakların fiilinin disiplin suçu oluşturmadığını söyledi. Öncelikle bir ve üç kişilik oda sistemine göre dizayn edilen S Tipi cezaevlerinin, tutsaklar üzerinde tecrit politikasının uygulandığı cezaevi türleri arasında olduğuna dikkat çeken Nagehan Avçil, Antalya S Tipi Kapalı Cezaevi'nin de yaşanan hak ihlalleri ile uzun süredir gündemde olduğunu hatırlattı.
Usulsüz inceleme ve ceza
Tutsakların provokasyon, baskı ve cezalarla karşı karşıya kaldığını aktaran Avçil, tutsakların Adalet Bakanlığına gönderdikleri ve hücre cezası gerekçesi yapılan dilekçelerin cezaevi idaresince usulsüz olarak incelendiğini ifade etti. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68. Maddesi'ne göre, tutsakların resmi kurumlara gönderdikleri mektup, fax vb. iletilerin denetime tabi olmadığına dikkat çeken Av. Avçil, “Hapishane idaresi dilekçeyi usulsüz olarak incelemektedir. Böyle bir hak ve yetkisi bulunmamasına rağmen dilekçede yer alan ‘Sayın Abdullah Öcalan’ ifadesi üzerine disiplin soruşturması başlatıyor. Soruşturmanın konusu 'suç örgütlerinin eğitim ve propagandasını yapmak' olarak belirliyor. Yani siyasi mahpusun resmi makama, Adalet Bakanlığına gönderdiği dilekçenin propaganda olduğunu iddia ediyor. Propagandanın muhatabı Adalet Bakanlığı olduğu iddiasında. Bu kapsamda açlık grevi eylemini propaganda faaliyeti kabul ediyor. Hapishane idaresinin bu hukuksuzluğuna karşı mahpusların itirazlarını Antalya 1. İnfaz Hakimliği daha absürt gerekçelerle reddediyor. Ret gerekçesinde, 'Hükümlünün eyleminin kendi şahsi sorunlarına yönelik ve bireysel bir eylem olmadığı, aynı dönemde dönüşümlü olarak birden fazla hükümlünün eyleme başladığı...' ifadelerine dayanıyor. Esasında açlık grevi eyleminin disiplin suçu oluşturmadığını kabul ediyor, ancak açlık grevi amacını ideolojisine göre değerlendirerek karar veriyor” dedi.
Kanunların üstünde tutuyor
Kararın “AKP-MHP iktidarının tecrit politikasının sözcülüğünü yapan" bir mahiyet taşıdığını söyleyen Avçil, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 40. Maddesi'ne göre açlık grevi fiilinin karşılığının bazı etkinliklerden alıkoyma şeklinde olduğunu, ancak İnfaz Hakimliğinin kanunların üstünde tuttuğu ideolojisini mahpusları sindirme politikasıyla kararlarına yansıttığını ifade etti.
Av. Avçil, itirazlar üzerine görülen duruşmalar sırasında mahpusların Kürtçe savunma yapma haklarının engellendiğini de belirtti. Avçil, kararlara karşı Hakimler ve Savcılar Kurulu'na (HSK) şikayette de bulunacaklarını kaydederek, şunu ekledi: "Meşru olmayan siyasi mahpusların ifade özgürlüğü kapsamında açlık grevi eylemi değil; İmralı Ada Hapishanesi'nde uygulanan mutlak tecrittir." ANTALYA
* * *
Annesinin cenazesine getirmediler
Bayburt M Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Zeynep Erdem’in, yaşamını yitiren annesinin cenazesine katılmasına “güvenlik” gerekçesiyle izin verilmedi.
12 yıllık tutsak Zeynep Erdem’in annesi Zinê Erdem, tedavi gördüğü Mêrdîn’in Qoser (Kızıltepe) ilçesindeki bir hastanede hayatını kaybetti. Dêrîk’e bağlı Endewl (Kovalı) Mahallesi'ndeki mezarlığa defnedilen annesi için kurulan taziyeye katılmak isteyen Erdem, cezaevi idaresine dilekçe verdi. Cezaevi idaresi Erdem’in talebini “güvenliğin sağlanamayacağı” gerekçesiyle reddetti.
Erdem, izin verilmemesi nedeniyle annesinin taziyesine katılamadı.