"Bu suça ortak olmayacağız" adlı barış bildirisine imza atan akademisyenlere destek vermek için geldiği adliyede çantasında HDP imzalı 10 adet Newroz davetiyesi olduğu gerekçesiyle gözaltına alınan Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi İngiliz akademisyen Chris Stephenson'ın "örgüt propagandası yaptığı" iddiasıyla sınır dışı edilmesi, Britanya'nın önde gelen gazetelerinden Independent'ta yer aldı. Gazete, akademisyen Stephenson'ın sınır dışı edilmesinin zamanlamasına dikkati çekerek, bu durumun, sığınmacı krizinin çözümü için Türkiye ile varılan prensip anlaşmasını ele alacak Avrupa Birliği (AB) liderleri için son derece yüz kızartıcı olduğunu yazdı.Gazetedeki Laura Pitel imzalı haberde AB'nin, Türkiye'de "terörle mücadele" adına akademisyenlere, gazetecilere ve avukatlara yönelik baskının arttığı bir dönemde Ankara ile anlaşma sağladığına dikkat çekildi. 





HRW: Akademisyenler derhal serbest bırakılsın


 "Bu Suça Ortak Olmayacağız" başlıklı barış bildirisine imza attıkları için tutuklanan akademisyenlerin derhal serbest bırakılmasını isteyen HRW, "Hükümet politikalarını eleştiren barış savunucularının hapsedilmesi sadece uluslararası standartları ihlal etmekle kalmıyor. Bu durum ne terörün önlenmesine, ne de Ankara saldırısı kurbanlarına adalet sağlanmasına bir katkısı olacak" diye belirtti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), "Bu Suça Ortak Olmayacağız" başlıklı barış bildirisine imza attıkları için tutuklanan akademisyenler Esra Mungan, Muzaffer Kaya ve Kıvanç Ersoy'a ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Türkiye'de ifade özgürlüğüne yönelik en son saldırının yaşandığı hatırlatılarak, "En az 30 akademisyen işten çıkartıldı ve 27 akademisyen de açılan soruşturmalar sonuçlanana dek üniversitelerindeki görevlerinden uzaklaştırıldı. Açılan çok sayıdaki yerel soruşturmaya ek olarak, terörizm ve örgütlü suçlardan sorumlu İstanbul Cumhuriyet Savcısı da, bildiriyi imzalayan herkes hakkında bir ceza soruşturması başlattı" denildi.

'Soruşturmalardan vazgeçmeli'


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın akademisyenlere karşı başlattığı kötü ve saldırgan kampanyanın, Türkiye'deki tüm eleştirel sesleri yasaklamaya, cezalandırmaya ve nihayet susturmaya yönelik seferberliğinin bir parçasına dönüştüğünün belirtildiği açıklamada şöyle denildi: "Türkiye'nin üniversiteleri, savcıları ve mahkemeleri bildiriyi imzalayanlara karşı açılmış bütün soruşturmalardan ve uygulanan cezai yaptırımlardan hemen vazgeçmeli ve böylece ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü ilkelerine uyduklarını ve bu ilkeleri koruduklarını göstermelidir

'Akademisyenler derhal serbest bırakılmalıdır'


Hapsedilen üç akademisyen herhangi bir suç işlememiştir ve derhal serbest bırakılmalıdır. Hükümet politikalarını eleştiren barış savunucularının hapsedilmesi sadece uluslararası standartları ihlal etmekle kalmıyor. Bu durum ne terörün önlenmesine, ne de Ankara saldırısı kurbanlarına adalet sağlanmasına bir katkısı olacak. Üniversiteler işten çıkardıkları veya görevden uzaklaştırdıkları akademisyenleri hiç vakit kaybetmeksizin görevlerine iade etmeli ve savcılar da mahkemelerin koyduğu yurtdışına çıkış yasaklarının kaldırılmasını temin etmeli." 


DİHA