
Tüm saldırılara rağmen Sur'u terk etmeyen ve ölümün bir tank mermisiyle kahvaltı sofrasında yakaladığı Melek Alpaydın'ı, son anlarında yanında bulunan yakınları anlattı. Bombalanan evden şans eseri sağ çıkan ve büyük şok yaşayan Fatma Kayaalp, "Yerimizi yurdumuzu onlara bırakmayacağız. Ölsek de kalsak da burada yaşamaya devam edeceğiz. Yarın yasak kalksın çıkıp gideceğiz evimize, bir daha hiç çıkmamak üzere" dedi.
Amed'in tarihi Sur ilçesinde devam eden sıkıyönetim uygulamalarına direniş kesintisiz sürerken, devletin katliamcı güçlerinin hedef aldığı 4 çocuk annesi Melek Alpaydın (38) canı pahasına terk etmediği Sur'da, 3 Ocak günü sofra başındayken eve atılan top mermisiyle can verdi. Özel harekatçıların tüm baskılarına ve ailesinin ısrarlarına rağmen Dört Ayaklı Minare civarındaki evinden çıkmayan Alpaydın, saldırıların yoğunlaşması üzerine ilçenin başka bir mahallesi olan İskenderpaşa Mahallesi'ndeki yakınlarının evine yerleşti. Evinden ayrılalı 6 gün geçmişti ki ölüm onu kahvaltı sofrasında buldu. Sur'u tanklarla top atışına tutan askerlerin attığı tank mermisinin başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Alpaydın'ın arkasından ise hem Diyarbakır Valiliği hem de savaş medyası vicdansızca açıklamalar yaparak, cinayetin üstünü örtmeye çalıştı. Melek Alpaydın'ın katledildiği gün cenazesi başında feryat eden ve şoka girmiş haldeki görüntüleri ile hafızalara kazınan Fatma Kayaalp (36), yaşadıklarını anlattı.
Dönecekleri günü bekliyorlardı
Sur'dan kopamadıklarını anlatan Kayaalp, Sur'un 'yasak' olmayan İskenderpaşa Mahallesi'ne taşındıklarını ve her gün evlerine dönecekleri günü beklediklerini söyledi. Çocuklarının da sürekli "Anne ne zaman evimize gideceğiz" dediğini duygu dolu sözlerle anlatan Kayaalp, eşinin amcasının kızı Melek Alpaydın'ın da sokağa çıkma yasaklarına ve tank top saldırılarına rağmen evini terk etmediğini söyledi.
Üç aile bir evde
Sokağa çıkma yasağında çok yoğun saldırıların yaşandığını, bu saldırılar sonrasında Melek Alpaydın'ın çocuklarının can güvenliği kalmadığı için çıkmak zorunda kaldığını belirten Kayaalp, Sur'dan çıktıktan sonra çocuklarıyla kendilerine geldiğini ve evlerinin yan tarafına yerleştiğini anlattı. Aynı yerde 3 aile hep beraber yaşadıklarını söyleyen Kayaalp, Melek'in sürekli evinden uzakta yaşamayacağını söylediğini anlattı.
'O gün keyfi yerindeydi'
Vahşet gününü anlatmakta güçlük çeken Kayaalp, sabah geç kalktıklarını, birlikte kahvaltı yaptıklarını söyledi ve devam etti: "O gün Melek'in keyfi yerindeydi. Odada sofraya oturduk, kahvaltı yapıyorduk. Ben mutfağa gittiğim sırada büyük bir patlama sesi duydum. Bir anda her yeri büyük bir toz bulutu kapladı. Ev sallandı, deprem oldu zannettim. O büyük gürültüyle ben de sırt üstü düştüm."
'Herkes öldü sandım'
Gördüğü manzarayı anlatmakta zorlanan Kayaalp, dehşet dolu anları şu cümlelerle dile getirdi: "Toz bulutu altında gözlerimi açtım, ayağa kalktım, sonra yere düştüm. Dizlerim tutmuyordu. Bir bağrışma haliyle 'Hüseyin, Hasan, Abdulkadir, Nefise, Melek nerdesiniz?' diye seslendim. Kimseden ses çıkmadı. Bir baktım görümcem eğilmiş, kafasını ellerinin arasına almış yakarıyordu. O an herkesin öldüğünü zannettim. Eğildim, duvarın hemen dibinde Melek yüz üstü yatıyordu. Ellerimle kaldırdım, Melek'in kafasından omzuna doğru şırıl şırıl kan akıyordu. Ona rağmen sağdır diye umut ettim, ama baktım kafası paramparça olmuştu. O an feryat ettim. Büyük bir şok halindeydim."
'Ölsek de kalsak da buradayız'
Sur'da büyük acıların yaşandığını, zor koşullarla mücadele ettiklerini anlatan Kayaalp, devletin tankı topu yüzünden bir kez daha evlerini terk etmek zorunda kaldıklarını söyledi. Kayaalp, "Melek'in çocukları Elazığ'a gitti. Melek'in amcakızı Nefise Alpaydın da yaralandı. Sur'da günlerce devlet güçleri tank top atışları yaptı. Devletin tankından, topundan kaçtık zannettik ama Sur'un bir başka mahallesinde yakalandık. Devletin zulmü bitmiyor. Kürt halkının tamamını öldürmek istiyor. Evet, biz Kürt'üz, öyle de kalacağız. Bu zulmü kabul etmiyoruz. Yerimizi yurdumuzu onlara bırakmayacağız. Ölsek de kalsak da burada yaşamaya devam edeceğiz. Yarın yasak kalksın çıkıp gideceğiz evimize, bir daha hiç çıkmamak üzere" dedi.
‘Onun Sur sevgisini yaşatacağız'
Melek Alpaydın'ın amcası oğlu Abdulkadir Kayaalp da onun, evini bırakmamak çok direndiğini ancak zorla çıkarıldığını söyledi. Kayaalp şöyle devam etti: "Melek Sur'dan çıktıktan sonra da Elazığ'a gitmek istemedi. Annesinin, babasının ısrarlarını dinlemedi. O Sur'u, evini çok seviyordu. Bir an önce evine geri dönmek istiyordu. Çok üzülüyorum Melek'in böyle katledilişine. Bu zulmü kabul etmeyeceğiz. Melek'in Sur sevgisi bitmedi. Onun o sevgisini yaşatacağız. Sur'a döneceğiz, orayı terk etmeyeceğiz."