Trump ve kapitalizmin rezaleti

Forum Haberleri —

8 Ocak 2021 Cuma - 23:00

  • Trump seçimin çalındığını söyledi. 7 Haziran 2015 seçimlerinde Erdoğan ise kaybedince kanlı katliamlar düzenletti. Trump, Putin ve Erdoğan gibi figürlerin ortaya çıkması Hitler ve Mussolini gibilerinin ortaya çıkmasına benzer krizli bir dönemin ürünüdürler.

ZEKİ AKIL

Amerika gibi yüz milyonlarca nüfuslu bir ülkede başkan olacak kimse bulunamadı ki, Trump gibi lümpen, sistemin açıklarından yararlanan ve milyarlarca doları kişisel servetine aktarmış birisini başkan yaptı. Dünyaya hükmetme gücünde güçlü bir emperyal devlet olmakla sürekli övünen ABD kala kala Trump gibi hiçbir ahlaki prensibe sahip olmayan birisine kaldı. Kapitalist dünyanın liderliğine soyunan ABD’yi şirketlerin ne hale getirdiği görüldü. Kapitalizmin önceliği ve kaygısı insan olmadığından, kar ve egemenlik peşinde koşan şirketler ABD’yi Trump gibi birisinin arkasına taktı. Trump seçimle geldi ama seçimle gitmek istemedi ve ABD’nin en etkili organlarından bir olan Kongre binasının basılmasına yol açan kuralsızlığın ve hukuksuzluğun başını çekti.

Aslında durum biraz I. Dünya Savaşının sonlarına ve 2. Dünya Savaşının öncesine benziyor. Hitler ve Mussolini de bir biçimde seçimle geldiler ama sonunda dünyayı kana boğan faşist yapılanmanın öncüsü oldular. Seçimlerinde, demokrasilerinde canına okudular. Bu kara faşist rejimlerin yıkılması ancak 2. Dünya Savaşını kaybetmeleriyle gerçekleşebildi.

Sovyetler yıkıldıktan sonra kapitalist sistemin ideologları artık ideolojilerin sonu geldi açıklaması yaptılar. Liberalizmin, kapitalizmin zaferini ilan ettiler. Sosyalizmin olmadığı ve dünyanın kapitalizm için dikensiz bir gül bahçesi haline getirildiği günümüzde karşılaşılan manzaralar ve sorunlar ortada. Bugün başta Ortadoğu olmak üzere 3. Dünya Savaşının yaşandığını söylüyoruz. İnsanlığın hiçbir sorunu çözülmediği gibi sorunlar daha da ağırlaştı, ekonomik ve siyasi krizler giderek derinleşti. Trump, Putin ve Erdoğan gibi figürlerin ortaya çıkması Hitler ve Mussolini gibilerinin ortaya çıkmasına benzer krizli bir dönemin ürünüdürler.

"Sosyalizmde ısrar insan olmakta ısrardır" sözleri boşuna söylenmiş sözler değildir. Ya sosyalizm ya vahşet sözleri de öyle. Trump çalmayı çok iyi bildiği için aleni biçimde yapılmış ve kaybettiği seçimleri tanımak istemedi. Halka açıktan yalan söyledi. Sözde kazandığı seçimleri demokratlar çalmışlar. Ama mahkemelere sunabildiği bir kanıtı yok. Hiçbir girişimi sonuç vermedi. Ancak elinde tuttuğu devlet, iktidar olanaklarını kötüye kullanarak halkı kışkırtmayı sürdürdü. Sonuç bir darbe girişimi oldu. Kongre binası basıldı.

ABD, Türkiye olmadığı için mahkemeler Trump’tan emir alarak kararlar vermedi. Basın bir biçimde halka olanları aktarabildi. Türkiye’de tecavüz davalarına bile yayın yasağı getirilirken ABD’de Kongre baskınına yayın yasağı getirilmedi. Yasak sosyal medya tarafından Trump’a getirildi. Kapitalizmin öncüsü ve merkezi sayılan ABD gibi ülkelerde yüzlerce yıl süren mücadeleler sonucu elde edilen kazanımların ve kurumların nasıl saldırıya uğradığını dünya gördü. Kapitalizmin tanrısının kar ve para olduğu, yeri geldiğinde bütün değerleri yerle bir ettiğine tanıklık edildi. Yüzlerce kitap ve araştırmanın anlatmaya yetmeyeceği gerçekleri bir günde insanlık gözleriyle gördü.

Türkiye’de yaşananlar ABD gibi bir hasarla atlatılamıyor. Kimse Erdoğan gibi Kasımpaşa’da büyümüş, esasında lümpen ve güç düşkünü birisinin Türkiye’yi böyle ele geçireceğini ve büyük tahribatlara yol açacağını beklemiyordu. Erdoğan da demokrasi mücadelesi vermiş, sokak eylemlerinden gelen birisi değildi. Özellikle Özal’la birlikte bütün partiler ve siyasi figürler Kürtlere karşı yürüttükleri savaşı kazanamadıklarından dolayı ortaya çıkan boşluktan Erdoğan ortaya çıktı. Erdoğan’ın hiçbir ilkesi yoktu. Aşırı derecede pragmatist ve iktidar düşkünüydü. İktidarda kalmak için AB’ye gireceğini ilan etti. Bugün hapse atıp ezmeye çalıştığı Ahmet Altan gibi insanların, aydın ve liberal çevrelerin desteğini almak için atmadık takla kalmadı. Kürtlere yaranmak için Kürt sorununu çözeceğim diye mavi boncuklar dağıtmaya başladı. Alevilerin desteği için çalıştaylar düzenledi, tartışmalar başlattı. Fethullahçılarla kumpaslar kurdu, ittifaklar yaptı. Tıpkı bugün Bahçeli’yle yaptığı gibi. Sonunda geldiği yer Kürt soykırımını tamamlamak ve demokrasi kazanımlarını ortadan kaldırmak oldu.

Trump seçimin çalındığını söyledi. 7 Haziran 2015 seçimlerinde Erdoğan ise kaybedince kanlı katliamlar düzenletti. Ortamı kan gölüne çevirip ülkeyi önünü göremez hale getirdi ve Kasım seçimlerini öyle gasp etti. 20 Temmuz’da Suruç katliamı, 10 Ekim’de Ankara katliamı gibi kitlesel katliamlar serisine Türkiye tanık oldu. Darbe girişimleri ve yüz binleri bulan çalışanın işine son verildi. Devleti tepeden tırnağa ele geçirdiler.

Erdoğan’ın başına kayyım olarak atanan Bahçeli, Türkiye’nin en ırkçı ve karanlık odaklarının temsilcisidir. Erdoğan Fethullahçılarla hangi temelde ortaklık yapmıştı. Bunun kamuoyuna sunulmuş bir açıklaması yoktur. Aynı şey MHP için de geçerlidir. Bir seçim ittifakı yapıldı denilemez. Çünkü seçimlerin üzerinden beş yıldan fazla zaman geçti. Bir koalisyon yapıldı dense öyle bir resmiyeti ve aleniyeti yok. Hangi temelde koalisyon yaptılar kimse bilmiyor. Ama bilinen şey Bahçeli’nin dediği doğrultuda Türkiye yönetiliyor. Nusaybin gibi yerlerde "taş üstünde taş, gövde üstünde baş kalmayacak" demişti. Şimdi de Boğaziçi öğrencileri için "kafaları ezilmelidir" diyor. Basın tamamen susturulmuş. Halk nefes alamaz hale getirilmiş. Türkiye’nin ne kadar tehlikeli ve karanlık bir tünele sokulduğu ortada. Bu açıdan ABD’liler Türkiye’dekilere göre daha şanslıdırlar.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.