Olanrewaju ile Aluin, devletin kendi vatandaşına karşı bir katliam yaptığını belirterek bunun sıradan bir olay olmadığını, dolayısıyla uluslararası hukuk normlarına göre yargılanması gerektiği yönünde görüş belirtti.

'Sıradan bir cinayet değil'
Uluslararası ceza hukuku alanında uzmanlığının yanı sıra, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Ruanda Soykırımını Takip Komisyonu Başkanlığını da yürüten Pulhumzile Olanrewaju, katliamın kimler tarafından yapıldığını açık olduğunu söyledi.
Olanrewaju, "Karşımızda bir devlet ve elimizde silahsız 35 insanın cesedi var. Bu durumda devletin iç hukuk yollarında değil uluslararası hukuk mahkemelerinde yargılanması gerekir" dedi.
Katliamın devlet güçleri tarafında gerçekleştirildiğini neden ve amacının ne olduğuna bakılmaksızın sorunun uluslararası mahkemelere taşınması gerektiğine vurgu yapan Olanrewaju, katliamı gerçekleştiren personelin veya emir veren organizasyonun iç hukukta mahkum olmasının bu sonucu değiştiremeyeceğine dikkat çekti.

'Devlet kendisini aklayamaz'

Olanrewaju devamla "Devlet kendi vatandaşına karşı toplu bir katliam gerçekleştirmiştir. Bunu sıradan bir cinayet gibi görmek, göstermek ya da iki üç kişinin inisiyatifinde gerçekleştirilmiş bir sorun gibi görmenin uluslararası hukukta yeri yoktur. Nedeni ve amacı ne olursa olsun devleti temsil eden organize bir örgütün yani silahlı kuvvetlerin attığı her adım bağlı bulunduğu devleti bağlar. O halde yargılanması gereken devlet olur. Devletin bu katliamın sorumlularını ortaya çıkarması, iç hukuk yollarıyla yargılayıp cezalandırması devletin kendisini aklamaz" dedi.
Bu ve benzeri suçları işleyen devletlerin uluslararası ceza mahkemeleri önüne çıkması gerektiğine değinen Olanrewaju "Ceza mahkemelerinin vereceği cezalar sonucu değiştirmeyecektir ama orada çıkmak insanlık açısında bir sembol oluşturur ve bir daha bu gibi uygulamalara asla girişmeyeceğinin teminatı olur" şeklinde konuştu. İnsanlığa hesap vermenin bir insanlık olacağına dikkat çeken Olanrewaju, hesap vermeyenlerin insanlığın vicdanında mahkum olacağını belirtti.

'Kürtlere cevaptır'

Korsika Pascal Paoli Üniversitesi öğretim üyesi ve gazeteci Aron Aluin ise, Roboksi Katliamı'yla Türk devletinin Kürtlere karşı stratejik bir karar verdiğini belirterek "Bu katliam Kürtlerin statü istemine karşı işlenen bir bir katliamdır" dedi. Kürt Siyasal Hareketi'nin Kürtlerin statüsü istemine önemli ivmeler kazandırdığını vurgulayan Aluin devamla "İnkar edilen Kürtler kabul edildi. 'Siz Kürtsünüz, diliniz, kültürünüz ve tarihiniz var' denildi. Daha doğrusu verilen mücadele ile bu kabul edildi ama arkasında 'artık Kürt sorunu çözülmüştür. Buradan öte yol bitmiştir' denildi. Kürtler, Kürt Siyasal Hareketi kabul edilen bir halkın haklarını garantiye almak için statü mucadelesi verdi. Resmi otorite doğal olarak buna karşı çıkınca Kürtler kendi içinde statülerini meşrulaştırmak için sistematik adımlar atmaya başladı. Tüm girişimlere rağmen bu talep bastırılamayınca ya da Kürtlerin bundan vazgeçmeyeceği anlaşılınca Türk devleti egemen devlet anlayışıyla Roboski'yi gerçekleştirip bir nevi 'otur oturduğunuz yerde' dedi. Ben tarihsel ve güncel gelişmeleri böyle yorumluyorum" dedi.

'Kürt mücadelesi iyi bir hafıza oluşturdu'

Aluin, Katiam'ın tarihin hafızasına işlediğine vurgu yaparak 'Kürt mücadelesi iyi bir hafıza otuşturdu bence artık geriye dönüş olmayacaktır' dedi. Aluin devamla, Türk kamoyunun Roboksi Katliamı'na karşı duruşunu da eleştirerek "Aydınlar, yazarlar, sanatçılar ve sıradan faşit olmayan Türk halkı bu Katiam karşısında en azında devlet içinde olmazsa insanı açıdan gerekli tepkiyi yoğunlaştırılış bir biçimde gösterebilirdi. Çünkü, bu katliam  Türk devletinin değil bu coğrafyada yaşayan değişik halkların tarihine bir yara olarak düştü" dedi.


ALİ ONGAN - BASEL




Kadınlar Roboski için dosya sundu


İsviçre Kürt Kadın Hareketi adına bir heyet, İsviçre Yeşiller Partisi Federal Milletvekili Dr. Med. Yvonne Gili'yi ziyaret ederek Roboski katliamı hakkında bir dosya sundu.  Ziyaret sırasında Gili konuyu partisinin gündemine getireceğini ve bir komisyon kurulması önerisinde bulunacağını söyledi.
Ziyareti, Kadın Hareketi adına Sevdet Erdinç ile Aylin Orak gerçekleştirdi. Ziyarette, Roboski Katliamı ile Kazan Vadisi'nde kimyasal silahla katledilen gerillalara ilişkin dosya verildi. Kadın Hareketi adına konuşan Sevdet Erdinç, Dr. Gilli'ye, milletvekiliği çalışmalarında başarılar dileyerek, ziyaretin amacına ilişkin kısa bir açıklamada bulundu. 

'Açığa çıkması için mücadele yürüteceğim'

Erdinç, Roboski'de yaşanan olayın bir katliam olduğunu dile getirerek, bu konuda kendine insanım diyen herkesin üzerine sorumluklar düştüğünü ifade etti. Ziyaretlerinin amacının bu konuda Türkiye tarafından yaratılan bilgi kirliliğine karşı, kamuoyunu doğru bilingilendirmek olduğunu söyleyen Erdinç "Bir milletvekili olarak sizin de doğruları bilmenizde fayda var. Türk Hükümeti, Roboski'de 35 sivil insanı savaş uçaklarıyla katletmiştir. Türk Başbakanı ise olaydan tam 20 saat sonra açıklama yaparak, olayın üstünü örtme çabasında bulunmuştur. Yaşanan olayın tam anlamıyla tanımı vahşettir" dedi.
Dr. Gilli ise, Roboski'de yaşanan olayın üzücü olduğunu belirterek "Kürtler ezilen halklar statüsünde bulunuyor. Çok zorlu bir süreç geçirdiğinizi biliyorum. Yaşanan bu olay gerçekten çok üzücü bir durum. Konu hakkında araştırılma yapılması için hem partime hem de Federal Parlemento'ya öneride bulunacağım. Ayrıca Kürt Dostluk Grubu ile iletişim kurup, yaşanan bu olayın açıklığa kavuşması için çalışma yürüteceğim" dedi.

Gilli, partisinin Dış ilişkiler Komisyonu aracılığıyla da Diyarbakır'a bir heyet gönderilmesi için partisine bir öneride bulunacağını kaydetti. Gilli BDP'li milletvekilleri ile görüşme yapmak istediğini dile getirdi. Bu görüşmede Kürt'lerin Türkiye'deki durumu ile yaşanan tıkanıkların aşılması konusunda görüş alış verişi yapmak istediğini sözlerine ekledi.


ERDAL ÖLMEZ - ST. GALLEN