Ve Türkiye'ye dönüyorum.
"Türkiye bölünecek" korkusu, yıllardır revaçtaydı.
Kimler bölecekti Türkiye'yi? Kürtler.
"Kürdistan parçalanmış kalsın, ama Türkiye bölünmesin" sonucu çıkarılan bu betimleme, kanıksansın istendi.
Kürtler kanıksasınlar, buyuruldu.
Türkiye ise hiç bölünmesin.
"Devletin bölünmez bütünlüğü" kavramı, gündemin başına oturtuldu.
İşte bu ruh haliyle onyıllar boyu süren Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi'nin karşısında set oluşturuldu.
Gelinen noktada, "Kürdistan'ın ayrılması sendromu" gündemden düşürüldü.
Türkiye'deki egemen medyada; TV kanalları, radyolar, gazetelerde eskiden "yasak" ne varsa, gündemin başına oturtuldu.
PKK'den, Öcalan'dan, KCK'den, Kandil'den bahseden gazeteler, TV kanalları rekabet içindeler.
"Türkler Kürtler'den, Kürtler'in kendilerinden daha çok bahsetmeye başladı" gibi bir düşünceyle irkilen ve bunu hayra yorumlamayan birçok Kürde tanık olmaya başladım.
Son dönemde ve özellikle de Türkiye'de "Çözüm süreci" olarak lanse edilen süreçle birlikte, Kürdistan'ın Türkiye'den ayrılması "sendromu" aşıldı gibi bir görüş belirdi.
"Eski solcular" azdılar:
Türkiye 'İşçi Partisi' Balıkesir İl Teşkilatı BDP'ye karşı savaş ilan eden "Kuvayi Milliye"yi diriltmek için harekete geçti:
Rafine bir slogan seçtiler:
"Bölücüler ve haçlı irtica Kuvayi Milliye şehri Balıkesir'e gelemez."
"Haçlı irtica" kavramı, Kürtler'in Balıkesir'de linç edilmesi için "solcu"lara yapılan çağrının "cazibeli" fitlemesi olarak kullanıldı.
TKP Eski Genel Sekreteri'nin izinde olan eski "TKP"liler, "Kurtuluş Savaşı" espirisini, "manifesto"nun yerine koydular.
Marksizm'den dönen "eski solcular" Türklüğü, MHP'den daha rafine savunmaya başladılar ve "cepheyi içten kuşatmak" için harekete geçtiler.
Son gelişmeler, Türkiye'de bir "Türk Sorunu" olduğunu ortaya koydu.
Kürtler'le uğraşan Türkler bir arınma süzgecinden geçiyorlar.
Saflar belirginleşiyor.
Kolonizatörler'in birbirleriyle hesaplaşması başladı.
Bu hesaplaşma nereye gidecek, kestirmek zor, ama yine de birkaç örnekle Türkiye'deki son tabloyu yansıtmak istiyorum:
Oral Çalışlar, Erdoğan'ın son "tutanak krizi"nden sonra muhataplarını incitmediğini yazarak, yolculuğa devam edilmesi durumunda: "Bunu başarabilen bir Türkiye, başka bir Türkiye olacaktır..." cümlesiyle makalesine nokta koydu.
Bu Türkiye'nin nasıl bir Türkiye olacağıyla ilgili ise, Cengiz Çandar'ın görüşüne başvuruyorum: "Süreç'… Türkiye'de kanın durmasını, nihayi olarak "Türk-Kürt uzlaşmasını" ve Türkiye'nin büyümesini amaç ediniyor ve hedef alıyor".
Mümtaz'er Türköne ise kalbi hedef alan şeyler yazdı: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ilk defa egemenliği gerçekten "bölünmez, tek ve mutlak" şekilde kullanarak PKK'nın karşısına çıkıyor".
Kemalist ve eski solcu Livaneli ise, 70 milyon için kaygılarını dile getirdi:
"Birbirine selam bile vermeyen, hatta birbirlerine "vatan haini, zındık, kâfir, faşist, laikçi" sıfatlarını uygun gören bu yurttaşlar arasında ulus birliği nasıl sağlanacak?"
Eklenecek başka birşey var mı?
'Türkler' bölünüyor
Bu yazının başına, sonunda yazmak istediğim cümleyi, Frantz Fanon'un "Siyah Deri, Beyaz Maskeler" kitabından aktarmak istiyorum: "Kolonyal ırkçılık, kendisini başka ırkçılıklardan ayırt etmez."