Zilan Katliam'ından sağ kalanların Batı illerine sürgün edilişinden de bahseden Sedat Ulugana, kendi imkânlarıyla takdire değer bir çalışma yapmış. Umarım bu çalışmalar daha kapsamlı bir şekilde çeşitli sanat dallarında ifade edilir. Zilan'ı yaşatmak bizlerin boynunun borcudur. Bir gün Zilan'ın romanı, sineması ve şiiri de yazılacak elbet. Çünkü 'Muhayyel Kürdistan burada gömülüdür' sözleriyle Kürdistan'ı Ağrı Dağı'na gömenlerin tahammülsüzlüğü gözlerine kan gibi fışkırmış durumda. 'Hayali Kürdistan' gömüldüğü yerden kükreyerek çıktı. Zilan'a ölüm yağdıran, Agirî'ye bomba yağdıran zihniyetin devamı olan iktidarın on beşinci itirazı bile seçim sonucunu değiştirmedi. Van'da elde edilen ve üstü örtülemeyen seçim başarısı Zilan'ın gözyaşlarından aldığı ilhamın kaynağı olsa gerek.
Bu günlerde Zilan'ı yeniden hatırlamak Kürdistan'ın son yerel seçimleriyle kendisini yeniden bulmasıyla doğrudan ilintilidir. Bir halk ne olursa olsun, her ne kadar asimile edilirse edilsin, ne kadar gerçeğine yabancılaşırsa yabancılaşsın kendisini külünden yeniden yaratıp özüne dönecektir. Bu anlamda Agirî bir kaledir, Xoybûn cemiyetinin, İhsan Nuri Paşa'nın, Vanlı Memduh Selim Bey'in ve Egitlerin diyarıdır. Kürdistan'da, seçimle kazanılan en küçük bir yerleşim yerinin bir daha iktidarın eline geçmeyecek olması ve bunun da iktidar tarafından bilinmesi uykularını kaçırıyor. O yüzdendir bu telaşları. O yüzdendir bu panik halleri. İtiraz üstüne itiraz halleri Kürdistan'ın giderek şekillenmesinden duydukları ürpertiden ibaret.
'Zilan'ın gözyaşları' bana hep ağlayan bir gelini hatırlatıyor her nedense. Bu başlığı Bazîd'li Yazar arkadaşım Nihat Gültekin'den ödünç aldım
Zilan, kanlı tarihten yüce bir mitolojiye dönüştü şimdi. Kürtler, yüce varlıkları olan kızlarını Zilan diye hitap ettiler. Öyle ki; kanlı dereyle anılan Zilan, özgürlük sevdalısı yiğit savaşçılarıyla anılır oldu.
Zilan'ın gözlerinden akan her yaş Van'ın, Agirî'nin tarihiyle henüz yüzleşmediğinin işaretidir. Kürdistan tarihindeki şanlı yerini özümsememektir. Kürtler, Bekolaşan bir zihniyeti Zilanlaşan bir zihniyete tercih etmemeliler. Tercih etmemeliler ki; Kürdistan'a can veren bu topraklarda özgürlük şarkıları eksik olmasın.
'Zilan'ın Gözyaşları'
'Newala Xwînê Zîlan' belgeselinde (Sedat Ulugana'nın hazırladığı) yaşlı dede anlatıyor: "Yere yığılmış, ölmüş kadınların memesinde kırk günlük çocukları bile süngülerle havada sallayıp yere çakıyorlardı, çizmelerinin topuklarıyla çocukların başına vuruyorlardı." Yaşlı dede anlatmaya devam ediyor: "Zilan deresinde insan ölüleriyle baraj oluştu, su dolup taştı. 'Ateşkes!' dediklerinde askerler ölülerin içine girdi. Kadınların altın ve ziynet eşyalarına saldırdılar. (Hırsızlıkları bugünden ibaret değilmiş.) 'Gökyüzünde kanlı bir gökkuşağı oluşmuştu" diyen yaşlı dedenin beni çok etkileyen şu sözleri bir film gibi geçti gözümün önünden: 'Bir kadın, cansız bedeniyle yerde yatmış kıbleye dönmüştü. Küçük bir çocuk beni orda görünce bana doğru sevinçle koşmaya başladı, ben de ona doğru sevinerek koşmaya başladım. Çocuk tekrar yerde yatan annesine doğru yöneldi. Yavaşça eğilerek annesinin memesini emmeye başladı, ona yaklaşınca tekrar bana bakarak ölen annesinin memesini emmeye devam ediyordu.'