
La Meglio Gioventu: 6 saatlik serüven
La Meglio Gioventu (Gençliğin En İyisi), İtalya’dan çıkma duygu dolu bir film. 6 saat sürüyor. Uzunluğu sizi korkutmasın, “Keşke bitmeseydi” diye üzüleceksiniz çünkü. Artık bir süre sonra filmdeki karakterleri en yakın dostunuz kadar iyi tanıyor, o ailenin bir parçası oluyorsunuz. 6 saatin 1 saniyesinde bile sıkılmıyorsunuz.
Hikayemiz, bir ailenin yaşantısı gibi görünebilir alt tarafı; ama öyle değil. Film, 1970-2000 yılları arasında İtalya’nın toplumsal, politik ve hukuki süreçleri gözler önüne seriyor. Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık’ına benzeyen ve sürpriz ayrıntılarla dolu film, aynı zamanda Kızıl Tugaylar’ın bir dönemini de öğrenme fırsatı sunuyor bize.
1960’ların sonunda üniversite çağında olan Nicola ve Matteo, akıl hastanesinde kötü muamele gören Giorgia ile karşılaştıklarında hayatlarının dönüm noktasına gelmişlerdir. Giorgia için yapılacak fazla bir şey yoktur ve her ikisi de bu adaletsizliğe karşı kızgındır. Nicola, düzene karşı çıkarak önce hippilerin arasına karışır ve ardından Giorgia gibilere yardım etmek için psikoloji okumaya karar verir. Matteo ise eşitsizlikleri giderebilmek için yasa adamı olma yolunu seçer ve önce orduya ardından da polis akademisine kaydolur.
La Meglio Gioventu
Yönetmen: Marco Tullio Giordana
Yılı: 2003
Oyuncular: Luigi Lo Cascio, Alessio Boni, Jasmine Trinca
Artemio Cruz’un Ölümü: Bir ‘ölüm döşeği’ romanı

Artemio Cruz’un Ölümü, Latin Amerika edebiyatının en iyi yapıtlarından biri. Hatta zirvelerinden. Carlos Fuentes, romanı 1962 yılında Meksika’nın o çalkantılı günlerinde kaleme almış.
Cruz’un kişiliği ve hayat hikayesi üzerinden modern Meksika tarihini anlatan, tek kişinin ağzından aktardığı betimlemeleriyle ve kurgusuyla insana roman okumaktan çok naklen izliyormuş gibi hissettiren bir yapıt.
Bir “ölüm döşeği”, bir iç hesaplaşma… İnsan ölüm döşeğindeyse, gelecekten umudu kalmadıysa, hele bir de tüm geçmişi yanlışlarla, ihanetle doluysa ne yapar?
71 yaşındaki Artemio Cruz da ölümü beklediği hasta yatağında öyle yapıyor. Anılarına, geçmişine, pişmanlıklarına sığınıyor.
Hikayenin girişinde kızı ve karısıyla karşılıklı nefret ilişkisi içinde olduklarını öğreniyoruz. Ailenin ölüm döşeğindeki babadan istediği tek şey, vasiyetinin yerini öğrenmek. Cruz, Meksika Devrimi’ne katılmış bir subay. Devrim sonrası en yakın arkadaşına ihanet ediyor ve ölmesine neden oluyor; ölen arkadaşının kız kardeşini kendisiyle evlenmeye zorlayıp zengin bir toprak ağası oluyor. Hayatını tamamen mal mülk, mevki elde etmek için yaşayan Cruz’un bu hırsı, tek oğlu Lorenzo’nun ölümüne neden oluyor.
Fuentes, sadece bir insanın giderek yitip giden saflığını, iç hesaplaşmasını anlatmıyor bu romanda; aynı zamanda bir devrimin nasıl yozlaştığını da gösteriyor okuyucuya.
Bir kez okumak yetmez, bir kez daha dönüp okuyacağınız bir roman, Artemio Cruz’un Ölümü. Artemio bir kez bile ölmezken yüz kez kez ölüp dirileceğiniz muhteşem bir kitap.
Carlos Fuentes belki bir Nobel alamadı ama Nobel alan birçok isimden daha fazla okundu, beğenildi ve değer gördü.
Can Yayınları’nda Seçkin Selvi çevirisiyle yayımlanan Artemio Cruz’un Ölümü, en iyi Türkçe çeviriler arasında da yer alıyor.
Artemio Cruz’un Ölümü
Yazar: Carlos Fuentes
Yıl/Mekân: 1962 / Meksika