Javier Cercas’tan ‘yine harika bir roman’: Salamina Askerleri 


“Savaşın tasarlandığı dönemde Sánchez Mazas’ın ortaya attığı sloganların ihsas ettiği modernlik, iyi ailelerden gelen, ateşli fikirleri olan yurtsever gençlerin desteğinin kazanılmasını da sağlıyordu. O dönemde José Antonio, Oswald Spengler’in, uygarlığı kurtaran şeyin her zaman, son anda ortaya çıkan bir manga asker olduğu yolundaki sözünü aktarmaya bayılırdı. Genç falanjistler de kendilerini o bir manga asker gibi hissediyorlardı. Ailelerinin, eşitlikçi bir barbarlık dalgası ve bir dinsizlik seli tarafından felaketin o müthiş gürültüsüyle aniden uyandırılacaklarından habersiz, masum burjuva kutsanmışlığı rüyasıyla uyumakta olduklarını biliyorlardı. Daha doğrusu, öyle olduğunu sanıyorlardı. Başlıca görevlerinin güç kullanarak uygarlığı korumak ve felaketi önlemek olduğunu düşünüyorlardı. Sayılarının az olduğunu biliyorlardı. Sayıca az olduklarını sanıyorlardı. Ama bu onları yıldırmıyordu.”

Javier Cercas'ın İspanya İç Savaşı’nın önemli isimlerinden Sánchez Mazas'ın "can alıcı" hikâyesini anlattığı Salamina Askerleri, Gökhan Aksay'ın özenli çevirisiyle Türkçe’de. Kitap, geçtiğimiz hafta ikinci baskısını yaptı. Sánchez Mazas'ın ölümden nasıl kurtulduğunu ve savaş günlerinde neler yaşadığını araştıran Javier Cercas, bir boyut daha geliştirerek romanın yazılışını da anlatı unsuru olarak ustalıkla kullanıyor. Salamina Askerleri, dünya edebiyatının en önemli modern klasiklerinden biri olarak Türkiye’de de hak ettiği değeri görmeye devam ediyor.

Susan Sontag da kitap hakkında şu notu düşüyor. "Baştan çıkarıcı doğrudan anlatımı ve zarafetiyle Javier Cercas, modern Avrupa edebiyatındaki birçok büyük romanın en büyük temalarından birisi olarak karşımıza çıkan, gündelik hayatımızda hakikati bulma çabasını ve tarihle yüzleşmeyi kıvrak zekâsının emrine veriyor. Cercas'ın, sonunda böyle olduğuna çoğunlukla bir kere daha hak verdiğimiz inanılmaz hikâyeleri var. Yine harika bir roman yazmış."


Salamina Askerleri / Javier Cercas / Jaguar Kitap NO 


Şili’nin Hayır’ının hikâyesi


4 Kasım 1970’te seçimle göreve başlayan devlet başkanı Salvador Allende, “Şili'nin komünist olmasına seyirci kalamayacak” ABD yönetiminin müdahalesi sonucu 11 Eylül 1973'te devrildi ve teslim olmayı reddederek intiharı seçti. Yüzlerce CIA uzmanının yardımlarıyla darbeyi gerçekleştirip anayasayı lağvederek diktatörlük kuran General Augusto Pinochet, 11 Mart 1990'a kadar ülkeyi yönetti ve yönettirdi. O döneme dek Şili'de bir diktatörlüğün getirisi olan her türlü insanlık dışı muamele sergilendi: Haksız tutuklamalar, işkence, gözaltında kayıplar, kaçırılmalar, sürgüne gönderilenler, öldürülenler...

1988'de gerçekleştirilen Şili referandumundan yola çıkan “No” filmi ise parlak fikirli, genç bir reklam uzmanını başrole taşıyor. Diktatör Augusto Pinochet, baskılarla ülkeyi referandum oylamasına götürmüştür. Muhalefet kanadı ise bu fırsatı kullanıp onu alaşağı etmek için René Saavedra'nın yönettiği, "Hayır" odaklı ciddi bir reklam kampanyası başlatır. Bu kampanya, Augusto Pinochet'nin sonunu getirecek ve tarihin yönünü değiştirecek midir?

Festival takipçilerinin ödüllü Tony Manero filmiyle bildikleri Pablo Larraín'in son işi "No”, 2012 Cannes Film Festivali'nde dünya prömiyerini yaptıktan sonra evine Sanat-Sinema Ödülü ile dönmüş bir yapım. René Saavedra rolünde Meksikalı gözde aktör Gael García Bernal'in yer aldığı filmin yurtdışında eleştirmenlerden gelen notu da oldukça yüksek.

Başrol oyuncusu Gael García Bernal, “Yabancı Dilde En İyi Film” kategorisinde Şili'nin Oscar adayı olan "No"da, karakteri gibi ön plana çıkan bir oyuncu. Politikayla değil bir ürünü satmakla ilgiliyken, kampanyayla birlikte politik bir duruşa yönelen René Saavedra karakterine hayat veriyor ve yer aldığı sahneleri enerjisiyle yükseltiyor.

Gayet tanıdık olan filmde dikkat çekici detaylardan biri ise şöyle: Şu an ülkemizde içinde bulunduğumuz atmosferin aksine Şili’de ”Evet"(Sí) kampanyasına destek vermek isteyen sanatçı neredeyse bulunamıyor; çünkü kıymetli tüm sanatçılar "Hayır" kampanyasına destek veriyor.

Diktatör Pinochet, yüzde 44.01 oranıyla kampanyayı kaybetti ve 91 yaşında, hakkında açılan davalara rağmen yargılanamadan öldü. Pinochet'den sonra 20 yıl solun yönettiği Şili’de devlet başkanlığına, 2010'da Sebastián Piñera seçildi.


NO


Pablo Larrain


Şili / ABD


2012