Tüm emekçilerin dayanışma ve mücadele gününü kutluyorum. 1 Mayıs idealleri uğruna mücadele ederek yaşamını yitiren tüm demokrasi, özgürlük ve sosyalizm şehitlerini saygıyla anıyorum. 

1 Mayıs, dünyada her yerde en büyük topluluklarla kutlanan tek bayramdır. 1 Mayıs özgürlük, demokrasi ve sosyalizm bayramıdır. 1 Mayıs’a insanlık bayramı demek de doğrudur. İnsanlığın tüm güzel değerleri 1 Mayıs gününün ruhunda bulunmaktadır. 

İnsanlık için 1 Mayıs her gün daha değerli ve anlamlı hale gelmektedir. Kapitalizmin toplumsallığı dağıtarak insanlığı tümden bitişe götürdüğü günümüzde insanlığın kurtuluşunu 1 Mayıs değerlerine sarılmak ve bu temelde mücadele etmekle mümkündür. İnsanlığın tüm değerleri toplumsallıkla yaratılmıştır; tüm değerler toplumsaldır. Birey de ancak toplumsallığı ile var olabilir. Toplumsallığından kopuk bireyden, özgür bireyden söz edilemez. Bireycilik sadece toplumu değil, insanlığı öldürmektedir. Çünkü insanın var olma koşulları toplumsallığıdır. İşte bugün kapitalizm insanlığın bu var olma koşuluna saldırmaktadır. Bunu görüp anlamadan ne kendimize insan diyebiliriz, ne de insanlık mücadelesi verebiliriz. Bu açıdan 1 Mayıslar çok önemli hale gelmiştir. 1 Mayıs değerlerini tüm insanlığın değerleri haline getirme mücadelesi vermek insanlık görevidir. 

Dünyada önemli hale gelen 1 Mayıs bugün Türkiye'de daha da anlamlı hale gelmiştir. Zaten Türkiye'de her zaman 1 Mayıs değerleri için büyük mücadeleler verilmiş ve bu mücadelelerde büyük bedeller ödenmiştir. Türkiye'de 1 Mayıs’ın arkasında büyük bir mücadele tarihi bulunmaktadır. Türkiye'de 1 Mayıs değerleri köklerini derinlere salmıştır. Nitekim her 1 Mayıs emekçilerin dayanışma ve mücadele azmini yükseltirken, egemenlere de bir korku salmaktadır. Türkiye'de 1 Mayıs mücadeleleri böyle bir toplumsal gerçeklik ortaya çıkarmıştır. 

2016 1 Mayıs’ı birlik, dayanışma ve mücadele açısından daha da önemli hale gelmiştir. 1 Mayıs, AKP faşizminin halklarımıza ve demokrasi güçlerine ağır saldırıları altında karşılanmaktadır. Dolayısıyla 1 Mayıs ruhu, 2016 1 Mayıs’ının AKP faşizmine karşı mücadele günü ve platformu haline getirilmesini emretmektedir. 2016 1 Mayıs’ı AKP faşizmine karşı mücadelede bir hamlenin startı haline getirilirse 1 Mayıs tarihine ve şehitlerine doğru bir karşılık verilmiş olacaktır. Bu açıdan bu 1 Mayıs’ın AKP faşizmine karşı mücadele platformu haline getirilmesi ve bu temelde gelecek dönemin mücadele programının ortaya konulması gerekmektedir. 1 Mayıs meydanlarını emekçi halk kongresi, konuşmalar ve sloganları da önümüzdeki dönemin mücadele programı olarak görmek ve bu temelde hareket etmek tüm devrimcilerin ve demokratların görevi olmaktadır. Çünkü bugün Türkiye halklarının ve emekçilerinin AKP faşizmine karşı mücadele etme önceliği bulunmaktadır. Özgürlük, demokrasi ve sosyalizm hedeflerine ancak bu faşizm aşıldığında ulaşılabilecektir. 

Türk devleti ve AKP iktidarı şimdiye kadar Türkiye halklarının özgürlük ve demokrasi mücadelesi ile Kürdistan'da yürütülen özgürlük ve demokrasi mücadelesinin ortaklaşmaması için bir özel savaş yürütmüştür. Halkların ortak mücadelesinin gelişmemesi için her türlü kirli yol ve yönteme başvurmuştur. Böylelikle soykırımcı sömürücü faşist rejimin ömrü uzatılmaya çalışılmaktadır. Türkiye halkları her geçen gün Kürt halkıyla kaderlerinin ve özgür yaşamlarının birbirine bağlı olduğunu daha iyi görmektedirler. Türkiye halklarının kurtuluşu ile Kürt halkının kurtuluşu, özgür ve demokratik yaşamı birbirine bağlı hale gelmiştir. Bu açıdan 2016 1 Mayıs’ında 1 Mayıs ruhu ile Newroz ruhunun birleştirilerek Türkiye'nin tüm demokrasi birikiminin ve gücünün harekete geçirilmesi gerekmektedir. Bu birlikteliğin ve ortak mücadelenin önünde hiçbir faşist iktidarın durması mümkün değildir. 

2016 1 Mayıs’ı hem emekçilerin, hem de Türkiye halklarının birlik, dayanışma ve mücadele günü haline getirilirse bugün Türkiye'de halkları birbirine düşüren ve Türkiye'yi fiilen parçalayan AKP faşizminin yenilgisi kaçınılmaz hale gelecektir. AKP hükümeti hem neo-liberal politikalarıyla emekçi düşmanıdır; hem de soykırımcı politikalarıyla başta Kürtler ve Aleviler olmak üzere tüm halkların düşmanıdır. Neo-liberal politikalarıyla en büyük düşmanlığı topluma ve toplumcu değerlere yaptığından, toplumcu olan Müslüman halkın tüm değerlerine de düşmandır. Toplumsallığı dağıtan hiçbir iktidarın vicdanı, ahlakı, adaleti, bağlı olduğu değerleri, dini ve imanı olamaz. Dini sadece baskıcı iktidarı ve sömürüsü için kullanan bir çıkar şebekesi vardır. Bu açıdan 2016 1 Mayıs’ı her türlü inançtan Türkiye halklarının da hak, adalet, eşitlik ve özgürlük günü olarak görülmelidir. Bu 1 Mayıs’ta neo-liberal politikalardan çıkar sağlayanlar dışında tüm halk meydanlara çıkmalıdır. 

Bir musibet bin nasihatten yeğdir sözü en fazla da AKP politikalarında ifadesini bulmuştur. AKP iktidarının politikaları ve uygulamaları tüm halklarımızı birleştirecek bir karaktere bürünmüştür. Bu açıdan AKP faşizmine karşı olan tüm güçlerin demokrasi mücadelesi bayrağı altında toplanması her zamankinden daha fazla imkan dahiline girmiştir. 2016 1 Mayıs’ını AKP faşizmine karşı birlik, dayanışma ve mücadele günü haline getirmek ve bugünde ortaya çıkacak irade ile AKP faşizmine karşı her alanda mücadeleyi yükseltmek gerekmektedir. 

Günlerin getirdiği artık kan ve gözyaşı olmaktan çıkarılmalı, AKP faşizmine karşı mücadele temelinde özgür ve demokratik Türkiye olmalıdır. 1 Mayıs tarihinin ve şehitlerinin çağrısı budur.