Karlıova'da JES depremi tetikler
Dosya Haberleri —

JES protesto
- Burası Kargapazarı Köyü, Türkiye ve bölgeyi etkileyen Kuzey Anadolu Fayı ile Doğu Anadolu Fayı'nın birleştiği nokta. Erzincan-Bingöl-Karlıova üçgeni Türkiye'nin aktif fay yoğunluğu en fazla olan alan olarak tespit edilmiş. 22 köyü kapsayan JES projesinin bir ayağı da burada planlanıyor. Depremi de tetikleyecek olan bu projeden dolayı köylüler seferber olmuş durumda.
- Kargapazarı Ekoloji Platformu Üyesi Mehmet Harmancı, "Fay hattı tespitini yapıyoruz. Yani sakıncalı bir durum değil. Zararlı bir şey yapmıyoruz” diyorlardı. Yani üç yıldır bu çalışmayı yalan söyleyerek yaptılar. Burada JES ile ilgili çalışma yapıldığını Varto'daki köylülerden öğrendik" diyor. Köylülerden Kasım Demiralp da, "Burada jeotermale geçit yoktur" diyor.
- Köylülerden Asef Çiftçi, basit gibi görünen çok önemli bir noktaya dikkat çekiyor. Bütün bu süreç boyunca devletin vatandaşı kandırdığını, deprem fay hattında inceleme bahanesiyle yeraltı kaynaklarını şirketler için araştırdığını söylüyor. Asef Çiftçi, şöyle diyor: "Ya insan kendi vatandaşını kandırır mı? Bizi baştan beri kandırdılar. Devlet vatandaşını kandırır mı ya?"
- Taziye olduğu için dernek binasında köy kadınlarıyla buluşma imkanı olmadı ancak dernekten çıktıktan sonra bir köy kadını ile konuşuyorum. Hayvancılıkla uğraşan Leyla Demiralp, JES'e karşı çıkıyor: "İnsan toprakları için, ülkesi için canını verir. İnsan ülkesi için ölür ama yine de terk etmez. İnsan evini, hayvanlarını, yurdunu, çeşmesini bu namussuzlara bırakır mı?"
GÜLCAN DERELİ
Fay hattının tam merkezindeyim. Burası Türkiye ve bölgeyi etkileyen Kuzey Anadolu Fayı ile Doğu Anadolu Fayı'nın birleştiği nokta. En aktif fay hatlarının başında yer alıyor. Erzincan-Bingöl-Karlıova üçgeni, Türkiye'nin aktif fay yoğunluğu en fazla olan alan olarak tespit edilmiş. Bingöl'e (Çewlîg) bağlı Karlıova (Kanîreş) ilçesi Kargapazar (Qerxabazar) köyü, işte bu fay hattının başlangıcında yer alıyor. Kayıt altına alınan verilere göre 88 depremde binlerce insan yaşamını yitirdi. Ülkenin aklımızda kalan en büyük depremlerinin tetikleyici noktası işte burası. Karlıova'nın Kargapazarı köyündeyim. Nedeni Muş Varto ile Karlıova'da 22 köyü kapsayan jeotermal projesi. Kargapazar, Karlıova'nın en büyük köyü; şimdilerde JES tehdidi altında olan köylerden biri. Bilim insanlarının JES'in depremi tetikleyebileceği yönündeki değerlendirmeleri de bölge halkında tedirginliğe neden olmuş. Bir yandan JES'in doğalarını, yaşam alanlarını, hayvanlarını zehirleme tehdidi, bir yandan da depremi tetikleme endişesi. Köylüler işte bu iki tehdide karşı seferber olmuş durumdalar. Kargapazar ve Karlıova ekoloji inisiyatifleri kurulmuş.
Fay bahanesiyle sondaj
Burada bir taziye olduğundan, köy halkıyla görüşmek için köy derneğine geçiyoruz. Buradaki durum da Varto'dan farklı değil. Köylüler 2023 yılından bu yana köylerine yabancıların geldiğini, bu durumun kendilerinin dikkatini çektiğini ve çeşitli çalışmalar yürüten kişilere, ne yaptıklarını sorduklarında her seferinde fay hattı üzerinde bir çalışma yaptıkları yanıtı alınca inandıklarını ve müdahale etmediklerini söylüyorlar. Karlıova'nın deprem bölgesi ve Kargapazarı köyünün iki fay hattının kesiştiği noktada olmasından dolayı şirket çalışanlarının söyledikleri yalanlara inandıklarını anlatıyorlar.
Yıllarca yalanla çalışma yaptılar
Dernekte, dışarıda soğuk bir hava ve kar varken, içeride sıcak bir odun sobasının etrafında köylülerle konuşuyorum. Sıcak çaylarımız geliyor, soba hepimizi ısıtıyor ancak köylülerin içi sıcak değil. Endişeli. Topraklarının zehirlenmesinden endişeli. Öncelikle Kargapazarı Ekoloji Platformu Üyesi Mehmet Harmancı ile konuşuyoruz. Köylerine gelen şirket elemanlarını gördüklerinde her seferinde ne yaptıklarını sorduklarını belirten Harmancı, "Üç dört kişiden oluşan ekiplerle gelip işte kazıklarla, farklı farklı makinalarla özellikle fay hatlarının aktif olduğu bölgelerde bu çalışmaları gerçekleştiriyor. Bunu biz görüyoruz. Gidip soruyoruz. “Hayırdır, ne yapıyorsunuz falan diye sorduğumuzda deprem çalışması yapıyoruz. Fay hattı tespitini yapıyoruz. Yani sakıncalı bir durum değil. Zararlı bir şey yapmıyoruz” diyorlardı. Yani üç yıldır bu çalışmayı yalan söyleyerek yaptılar. Burada JES ile ilgili çalışma yapıldığını Varto'daki köylülerden öğrendik. Jeotermalin çok farklı zehirler saçtığını da öğrendik. Hemen köyümüzde toplantı yaptık. Herkesi bilinçlendirdik. Hiçbir şekilde burada jeotermal yapılmasına izin vermeyeceğiz. Bizi yok etmek istediklerini de biliyoruz. Memleketimizi bırakıp hiçbir yere gitmeyeceğiz. Ölümüne de olsa direneceğiz, karşı duracağız" diyor.
Burada jeotermale geçit yoktur
Bölgenin en büyük köyü Kargapazar'da toplam 15 kuyu tespit edilirken, bu kuyulardan 14'ü yerleşim yerlerinde bulunuyor. Ve bunlardan bir kısmı tapulu arazilerde bulunuyor. Kargapazarı köylülerinden Kasım Demiralp, de şöyle anlatıyor: "Bu proje, 2023'ten başlayıp işte Yedisu, Varto, Karlıova, bütün fay hatları üzerindeki bölgede yürütülüyor. Şu an bizim köyde 15 tane jeotermal kuyusunun yeri tespit edilmiş. Bunun 8 tanesi tapulu alanda, 7 tanesi de köy merasında olmak üzere 15 tane. Ve en uzak kuyunun maksimum uzaklığı 2 kilometre bile değil. Diğer 14 kuyu yerleşim yerinin içinde, sıfır noktasında. Bölge deprem bölgesi olduğu için zaten halkta travmalar var. Burada JES ile birlikte taş üstünde taş kalmayacak. Yani bu jeotermalin toprağımıza bırakacağı kimyasallarla, kanser hastalıklarıyla ölmeden önce depremden öleceğiz. Yani hepimiz evlerin altında kalarak öleceğiz. O yüzden de hiçbir şekilde bu projelere geçit vermeyeceğiz. Bütün bu coğrafyadaki halk bu bilinçtedir, bu kararlılıktadır. Burada jeotermale geçit yoktur."
Dönecek toprakları kalmayacak
Köylülerin kendi topraklarını canı pahasına koruyacağını dile getiren İhsan Çelik ise, "Halkı köylerine dönmek için teşvik edenler nerede? Şimdi gelmişler bizi köyümüzden göndermek için dolaplar çeviriyor. Bu nasıl bir çelişkidir. Herkese sesleniyoruz, doğayı, yaşamı savunan herkes bir şekilde bir işin ucundan tutsun. Kendi topraklarına sahip çıksınlar. Metropollerde yaşayan Bingöllü, Karlıovalı, Kargapazarlılara sesleniyorum. Coğrafyalarına sahip çıksınlar yoksa geri dönmek istediklerinde dönecek bir toprakları kalmayacak" diyor.
Ölsek de topraklarımızı bırakmayacağız
Sobanın ateşi dernek binasını ısıttıkça sohbetimiz koyulaşıyor, gelen köylü sayısı artıyor. Köyün temel geçim kaynağı hayvancılık. Nerdeyse tüm bölgeyi besleyecek bir hayvancılıkla geçiniyorlar. Köylülerden Haspi Uzun, şöyle diyor: "Çok güzel bir doğamız var. Onu da bize zehir etmesinler. Zaten bırakmıyoruz, bu toprağın hiçbir insanı buraları bırakmayacak."
Gürdal Çiftçi de, "Biz bu jeotermale karşıyız, doğamızı çevremizi korumaya çalışacağız ve koruyacağız. Tüm bölge halkından da isteğim topraklarına sahip çıksınlar" diyerek Uzun'a katılıyor.
Sobadan yanan odunların çatırtıları yükselirken, insan bu sıcak köyün yok olacağını düşünmek istemiyor.
Köylülerden biri söz alıyor öbürüne devrediyor.
Eski zaman divanlarını andırıyor. Köylülerden Teymur Uzun da, "Biz bunu istemiyoruz. Ölümüne de olsa istemiyoruz. Bunun için mücadele etmeye her zaman hazırız ve bunu da başaracağımıza inanıyoruz" diyor.
Fark ettiğim şeylerden biri de köylülerin oldukça bilinçli olması. JES meselesi gündeme gelince hepsi araştırmaya koyulmuş. JES nedir, etkisi nedir, hangi bilimsel raporlar var, deprem uzmanlarının araştırmaları ne diyor, havayı, çayır ve çimeni nasıl etkiliyor? Hepsini araştırıyor, okuyorlar...
Köylülerden Mustafa Harmancı, "JES'in yaratacağı tahribatın farkındayız. Nelere mal olacağını biliyoruz. Bu coğrafyadaki insanlar da farkında. Hep beraber bunun önünü alacağız. Topraklarımızda batı şirketlerini istemiyoruz. Hiçbir zaman da bırakmayacağız, ölümüne kadar da olsa bu işin peşini bırakmayacağız. Neye mal olursa olsun. Zaten yavaş yavaş öleceğimize bir kere ölelim daha iyi olur" diyor.
Birlikte mücadele edelim
Bölge sadece JES tehlikesiyle karşı karşıya değil. Bölgenin sermayeye nasıl peşkeş çekildiğini yaptığımız sohbetlerden öğreniyoruz. Karlıova'ya bağlı köylerde HES ve kömür madeni için şirketlerin sırada beklediği belirtiliyor. Karlıovaya bağlı, Yukarı Göynük, Derinçay, Sudurağı, Kalancık köylerinde şu an bir çalışma yürütüldüğünü kaydeden Mehmet Harmancı, "Dolayısıyla bu coğrafya insansızlaştırılacak. Bu coğrafya kapitalizm, sermayeye tarafından tamamıyla bir maden sahasına çevrilecek" diyerek endişelerini dile getiriyor.
Köylerinde 60 bin hayvan olduğunu belirten Baba Avcı, "Bu köyde dedelerimiz, babalarımız yaşadı. Çalıştılar, çabaladılar bizlere yaşam kurdular. Toprağımızı zehirleseler gidecek hiçbir yerimiz yok. Dedelerimizin, babalarımızın mezarları var. Onları nereye bırakıp gideceğiz. Dedelerimiz nasıl bugüne getirdiyse bundan sonra biz de çocuklarımız için, yarınlar için topraklarımıza sahip çıkacağız" diyor.
İşgale izin vermeyeceğiz
Mehmet Ali Harmancı kanser tedavisi gören genç bir köylü. Özenle yazılı bir metin kaleme almış. Onu montunun ön cebinden çıkarıyor, adeta kısa bir komünist manifesto okuyor: "İşgalci ve sömürücü politikaların coğrafyamız üzerinde büyük bir etkisi var. Bir emperyel devlet kendi çıkarları doğrultusunda başka milletleri veya devletleri siyasi, ekonomik ve kültürel olarak baskı altına alıp sömürmesini hedefleyen yayılmacı politikalar var. Bu devletlerin temellerinde kaynakları ele geçirme, maden iş gücü, pazar arayışı var. Bir şekilde hegemonya kurma amaçları taşırlar. Hegemon bir baskı mevcuttur ve coğrafyamızda bu baskılarla karşı karşıyadır. Amerikalı IGNIS H2 adlı şirketin topraklarımızda sinsi bir yöntemle jeotermal arama sondaj çalışmaları veya santral kurma yetkisi yoktur. Britanya'da yaygınlaşan ve İngiltere, Fransa, Belçika ve benzeri Avrupa devletlerinin Afrika ve Asya'yı sömürgeleştirmesiyle zirveye ulaştıklarını görürüz. Yirminci yüzyılda ve günümüzde sadece toprak işgali değil kültürel emperyalizm yani kendi kültürünü, ideolojisini empoze etme ve ekonomik bağımlılık yaratmak da hedeflenmektedir. Fakat bizler bu tür işgal ve bozguncu politikaları tanımayacağız; toprağımızı, meralarımızı, kaynak sularımızı, hayvancılık ve tarım ürettiğimiz coğrafyamızı canımız pahasına koruyup kollayacağımıza kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü yaşam alanımız kimsenin arka bahçesi değildir."
* * *
Devlet vatandaşını kandırır mı ya?
Köylülerden Asef Çiftçi, basit gibi görünen çok önemli bir noktaya dikkat çekiyor. Bütün bu süreç boyunca devletin vatandaşı kandırdığını, deprem fay hattında inceleme bahanesiyle yeraltı kaynaklarını şirketler için araştırdığını söylüyor. Asef Çiftçi, şöyle diyor: "İşin garip yönü ne biliyor musunuz? Ya insan kendi vatandaşını kandırır mı? 2-3 yıl önce geldiler. Maraş depreminden sonra önlem amaçlı ölçüm yaptıklarını söylediler. Halk da gerçekten inandı. Ona göre tedbir alırlar sandık. Bizi baştan beri kandırdılar. Oysa ki farklı bir şey çıktı. Devlet vatandaşını kandırır mı ya? Bir de bu herkesi etkileyecek. AKP'li de DEM Partili de CHP'li de MHP'li de etkilenecek. Yani bu zehirli havayı herkes soluyacak. O yüzden hepimiz karşı çıkmalıyız. Mülki amirler de karşı çıkmalı. Ayrımsız tüm partiler karşı çıkmalı. Köylüleri sıcak suyla kandırmaya çalışıyorlar. Biz jeotermalin zararlarının bilincindeyiz. Bizi seracılıkla, sıcak suyla kandırmaya çalışmasınlar. Bizim topraklarımızdan uzak dursunlar. Ölsek de topraklarımızı terk etmeyiz. Kesinlikle ben ölsem burada öleceğim. Herkese sesleniyorum birlikte mücadele etmemiz lazım. Birbirimize destek olalım. Birlikte mücadele etmezsek hepimiz kaybederiz."
* * *
Leyla'nın ülke aşkı
Taziye olduğu için dernek binasında köy kadınlarıyla buluşma imkanı olmadı ancak dernekten çıktıktan sonra bir köy kadını ile konuşuyorum. Leyla Demiralp, hayvancılıkla uğraşıyor. Köylülerden öğreniyorum ki köyün güçlü kadınlarından, sözünü sakınmayan biri. Leyla Demiralp, Kürtçe'nin zengin küfürlerini de sıralayarak (Hepsini yazamadım) JES'e karşı çıkıyor: "Burası bizim memleketimiz, hayvanlarımız var. İnsan memleketini bırakıp gider mi yabancı memleketlere. İnsan toprakları için, ülkesi için canını verir. İnsan ülkesi için ölür ama yine de terk etmez. İnsan evini, hayvanlarını, yurdunu, çeşmesini bu namussuzlara bırakır mı? Bin yıl da geçse biz topraklarımızı terk etmeyeceğiz. Ölsek de toprağımızı o namussuzlara bırakmayız. Gelirlerse kafalarını, gözlerini kırarız. Birlik olursak, birbirimize destek olursak kimse toprağımıza el süremez."
* * *
Bilimsel raporlar ne diyor?
TMMOB'un Aydın'daki JES'le üzerine yaptığı bilimsel araştırmaya göre JES'ler su kaynaklarını zehirliyor. Jeotermal kaynaklı toprak ve su kirliliği oluşuyor. Jeotermal suların bünyesindeki bor, arsenik ve jeotermal kuyuların kabuklanmasını önlemek için kullanılan asidik bileşimler, yüzey suları ve yeraltı sularının kalitesini bozuyor. JES ayrıca tarım alanlarını, toprağı ve bitkileri de zehirliyor. Böylece bölgenin temel geçim kaynakları olan hayvancılık ve tarım yapılamaz hale gelecek. Bilimsel veriler ayrıca JES'lerin depremi tetikleme potansiyeli taşıdığını da ortaya koyuyor. Varto ve Karlıova'nın fay hattında ve deprem bölgesi olduğu düşünüldüğünde JES'in hayati bir risk oluşturduğu da bilimsel verilerle kanıtlanıyor.
BİTTİ













