Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu ve Dünya İşkence Karşıtı Örgütü'nün ortaklaşa hazırladığı "İnsan Hakları Savunucuları: Masum oldukları kanıtlanıncaya kadar suçlu" raporuna göre; Şubat ayı itibarı ile Türkiye'de 105 gazeteci, 45 avukat, 19 insan hakkı savunucusu ve 42 sendikacı cezaevinde.
Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH) ve Dünya İşkence Karşıtı Örgütü'nün (OMCT) ortaklaşa hazırladığı "İnsan Hakları Savunucuları: Masum oldukları kanıtlanıncaya kadar suçlu" adı altında Mayıs ayında Fransa'da açıkladığı raporun Türkiye tanıtımı dün İHD Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısı ile gerçekleştirildi. Toplantıya, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı ve FIDH Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Alataş katıldı. Raporda, Şubat ayı itibarı ile Türkiye'de 105 gazetecinin, 45 avukatın, 19 insan hakkı savunucusunun ve 42 sendikacının tutuklu olduğu belirtilirken, Aralık 2009 yılından beri tutuklu olan İHD Diyarbakır yöneticisi Muharrem Erbey'in bu durumun sembolik kişilerinden olduğu vurgulandı. 


Türkiye Çin'i solladı
Raporda, Türkiye'nin Terörle Mücadele Kanunu (TMK) hükümlerinden dolayı Çin'in bile önünde hak ihlaline sahip olduğu belirtilerek, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde 174 kez mahkum olduğu ve Türkiye aleyhine 19 bin 988 davanın açıldığı kaydedildi.

Devlet 312 gösteriye saldırdı
Türkiye'de 2011 yılında 312 barışçıl gösterinin güç ile bastırıldığı belirtilen raporda, eylemlere katıldığı için 491 kişiye 87 davanın açıldığını bin 561 yıl ceza verildiği kaydedildi. Raporda, 2010 yılında 6 gazetecinin, 2011 yılında ise 27 gazetecinin mahkum olduğu belirtilirken, Pozantı Cezaevi'ndeki çocuklara cinsel şiddetin yapıldığını ortay çıkaran Dicle Haber Ajansı muhabirleri Özlem Ağuş'un, Ali Buluş'un ve Hamdullah Keser'in gözaltına alındığı vurgulandı.

Savunma hakkı ihlal ediliyor
AİHM'in Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın savunma hakkının ihlal edildiğine karar verdiği hatırlatılan raporda, Öcalan'ın avukatlarından 68'ine dava açıldığı belirtildi. Raporda, 22 Kasım 2011 tarihinde 39 avukatın tutuklandığı belirtilerek, "Bu kişilerin hepsi PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın yasal temsilciliğini yapmış kişilerdir" denildi. Raporda, "KCK" adı altında yapılan davalarda "adli tacizlerin" yapıldığı belirtilerek, öneriler kısmında ise Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Savunucuları Deklarasyonu hükümleri ile uyumlu çalışması gerektiği vurgulandı.

Özel mahkemeler kaldırılsın
İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, özel yetkili mahkemeleri eleştirerek "Bu ülkede özel yargılama sistemine son verilmediği sürece ifade özgürlüğü alanında sorunlar bitmeyecektir. Bir ülkede özel yargılama var ise ötekilere farklı hukuk uygulanıyor demektir. Bunun engellemenin yolu herkese ayrımsız olarak aynı kuralların uygulanmasıdır. Özel yetkili mahkeme ve savcılıkların mutlaka kapatılması gerektiğini bir kez daha ifade etmek istiyorum" diye konuştu. 


TMK değiştirilmeli
Adalet Bakanlığı'nın "KCK" adı altında yapılan davalarda sanıkları savunan avukatlara soruşturma için izin vermesini hukuk skandalı olarak değerlendiren Türkdoğan, "O soruşturmada benim de adım var. Adım yanlış yazılmış, barom da yanlış yazılmış. Dolayısıyla beni bulamayacaklar. Ya o kadar ciddi bir karar ki avukatın adını ve barosunu yanlış yazıyorlar" dedi.  BDP'lilerin tutuklamaları da eleştiren Türkdoğan, "BDP'nin siyasal çalışma yapmasına inanacaksınız. O partinin tüm çalışmalarını 'yasa dışı silahlı örgütün' çalışmaları gibi sunarsanız. Bu ülkede hiç kimse suçsuz kalamaz ki. O zaman tüm Kürtler suçlu. 'Terör' yasaları çağ dışıdır acilen değişmelidir" şeklinde konuştu.
FIDH Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Alataş ise konuşmasında,  "Demokrasi ve insan hakları araçsallaştırılmış durumda. Türkiye suni gündemler ile meşgul ediliyor. Ülkenin en önemli meseleleri olan Kürt ve ifade özgürlüğü meselesi gözden kaçırılıyor" şeklinde konuştu.

ANKARA