Geçtiğimiz günlerde 11 Efrînlinin TC mahkemesi tarafından uzun hapis cezalarına mahkum edildiği haberi basına yansıdı. Eylül 2018’de sözde ‘özel operasyon’ ile Türkiye’ye getirildiklerinde basına servis edilen fotoğrafta hiçbirinin ayağında çorap yoktu. Bazılarının ayakları sargılıydı. Belli ki kaçırılırken terlikleri düşmüş, yalın ayak yürütülmüşler. Buna rağmen Türk özel savaş basını onları YPG’li diye servis etti. Oysa onlar sınırda kaçakçılık yapan köylü. Ve hepsi de aynı köyden.

ÖSO adını kullanan çeteler, kaçakçılık işinin bütün payını kendilerine isteyince bu 11 köylüyü ‘askere ateş açtılar’ diye TC’ye teslim etmiş. Ağır işkencelerden sonra tutuklanıp cezaevine konulan Efrînli köylülere, geçtiğimiz hafta ‘Devletin birliği ve bütünlüğünü bozma’, ‘Nitelikli kasten öldürme’ ve ‘Örgüt üyesi olma’ iddialarıyla Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından onlarca yıllık cezalar kesildi. 7’sine 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet, 4’üne de 12’şer yıl hapis cezası verildi.

İşin teknik kısmı bu.

Şimdi düşünün ki siz Suriye devlet sınırları içerisinde, Efrîn’deki köyünüzdesiniz. Şehriniz, başka bir devletin askerleri ve onun paralı çeteleri tarafından işgal edilmiş. Hak hukuk diye bir şey yok. Her gün insanlar kaçırılıp ailelerinden fidye isteniyor. Fidyeyi ödeyemeyen ailelere katledilen yakınlarının görüntüleri telefondan gönderiliyor. Kadınlar tecavüze uğruyor. Evler işgal edilmiş. Dükkanlar talan edilmiş. Efrîn’in sembolü zeytin ağaçları kökünden kesilmiş.

Siz yine de toprağınızı terk etmiyorsunuz. Sessiz sedasız köyünüzde kalıp yaşamınızı bir şekilde sürdürmeye çalışıyorsunuz.

Sonra, -artık talan edilecek bir şey kalmayınca- sizin kaçakçılık yaparak kazandığınız paraya da göz diken çeteler, sizi evinizden alıp sınırda başka bir devletin askerlerine teslim ediyor. O askerler sizi zorla sınırdan geçiriyor. Ülkeniz, vatandaşı olduğunuz devletin sınırı geride kalıyor. Siz şimdiye kadar ayak basmadığınız, alakanızın olmadığı, dilini konuşmadığınız başka bir devletin sınırları içerisindesiniz.

Resmen kaçırılmışsınız. Esir alınmışsınız. Yetmiyormuş gibi sizin topraklarınızı işgal eden devletin mahkemesi tarafından bilmediğiniz bir dilde ömür boyu esarete mahkum ediliyorsunuz.

Kötü bir film gibi değil mi? Ya da insanın bir an önce uyanmak istediği bir kabus.

Ama Efrînliler için gerçek. Sadece bahsi geçen 11 köylü için değil. Son iki yılda, Efrîn’e dönük işgal saldırıların başlamasıyla birlikte onlarca Rojavalı Kürt –ister sivil ister YPG’li olsun– işgalci Türk ordusu ve onun çeteleri tarafından TC’ye kaçırılıp esir alındı.

Aynısı Girê Spî ve Serêkaniyê’de de yapıldı, yapılıyor. Bizzat TC devleti tarafından yapılan açıklamaya göre buradan 104 kişi esir alınıp sınırın öbür tarafına kaçırılmış ve burada hapsedilmiş. Yaralı bir şekilde çetelerin eline geçtikten sonra Türkiye’ye kaçırılan Çiçek Kobanê onlardan sadece biri.

Topraklarını işgalcilere karşı savunurken veyahut sadece evinde otururken Türkiye’ye kaçırılan bu insanların tümü Suriye vatandaşı. Çoğu hayatları boyu Suriye-Türkiye devlet sınırını hiç geçmemiş. Ama buna rağmen şu anda TC zindanlarındalar.

Çünkü faşist TC devletine göre Efrîn de, Girê Spî de, Serêkaniyê de kendi ‘toprağı’. Çünkü işgal etmiş. Oralara kendi bayrağını dikmiş. Tabelalardan Kürtçeyi silip yerine Türkçeyi geçirmiş. İdarenin başına adamlarını getirmiş. Kendi kimliklerini dağıtıyor. Kimliklerdeki Kürtçe isimleri Türkçeleştiriyor. Efrînli Kurdistan’ı Gülistan yapıyor örneğin.

Bu işgalini de Rojava’nın hatta Başur’un da tümüne yaymak istiyor. Buralara Arap, Türkmen, hatta Uygur çeteleri ve ailelerini yerleştirip Kürtleri ise sınırın öbür tarafına kaçırıp zindanlarında esir almak istiyor. Planı bu.

Son iki yılda sistematik bir şekilde Rojava’dan Türkiye’ye düzenlenen bu kaçırılmalar karşısında şimdiye kadar pek ses çıkartılmadı. Ancak çok az bir kısmı haber konusu oldular. Kaçırılıp TC zindanlarında esir alınan insanlarımızın çoğunun adını bile bilmiyoruz.

Oysa kıyametin koparılması gerekir.

Kıyameti koparmalıyız. Hukuktan bahsedenleri, uluslararası savaş hukuku diye söz edenleri rahat bırakmamalıyız. Bu devlet korsan bir devlettir diye susamayız. NATO, AB, BM kirli ortaklar diye susamayız.

Susmamalıyız. Kıyameti koparmalıyız.