Gahimbaze, 2000 yılında henüz 16 yaşında iken kızkardeşi Danella ile Burundi’den kaçıp İngiltere’ye sığındı. Gahimbaze ve kızkardeşi, ailelerinin katledildiği etnik çatışmalardan kaçmışlardı. Onlar, Brundi’de her türlü zulme maruz kalan Tutsi azınlığına mensuplardı. Kızkardeşinin daimi oturumu olmasına rağmen, Gahimbaze, hem etnik grubu nedeniyle ülkesinden kaçmak zorunda kaldığını, hem de gay olduğunu söyledi ancak, cinsel kimliğine inanılmadığı için defalarca iltica başvurusu reddedildi. Birkaç kez de sınırdışı tehdidiyle karşılaştı. Halbuki Burundi’de eşcinsellik 2009 yılında yasadışı ilan edildi. 2009 tarihli İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün bir raporunda geçen “Yasak: Burundi’de Gayler ve Lezbiyenler” ibaresi, oradaki baskının boyutlarını detaylandırıyor.
Davaya başından beri destek veren ve bu konuda kampanyalar yürüten Yeşiller Partisi LGBT sözcüsü Ryan Cleminson, “Geriye yaslanıp Gahimbaze’nin Burundi’ye sınırdışı edilmesi ve oradaki baskıcı hükümet eliyle hem cinsel, hem de etnik kimliği nedeniyle, neredeyse kesin işkenceye ve ölüme maruz kalmasına izin veremezdik’’ dedi.
Kızkardeşi ile kendisi dışında bütün aile üyelerinin etnik bir azınlığa mensup oldukları için katledildiğini söyleyen Alvin Gahimbaze, çocukken tanık olduğu bu katliamın travmasının, son 11 yıl boyunca ciddi bir depresyona dönüştüğünü sözlerine ekledi.11 yıl sonra İngiltere’deki iltica davasını kazanan Alvin Gahimbaze, Bristol Üniversitesi’nde yarıda bırakmak zorunda kaldığı hukuk eğitimine dönmeye hazırlanıyor.
SUNA KÖSE/LONDRA