
AKP Hükümeti, Türkiye’yi öğrenciler açısından tartışmasız bir şekilde dünyanın en büyük cezaevine dönüştürdü. Bugün cezaevlerinde olan öğrenci sayısının 600’ün üzerinde olduğu belirtiliyor. Tüm eleştiri ve tepkilere rağmen öğrencilere yönelik gözaltı ve tutuklama furyası aralıksız sürüyor. Gözaltına alınan ve tutuklanan öğrencilerin büyük çoğunluğu ise Kürtlerden oluşuyor.
1-26 Nisan tarihleri arasında en az 116 öğrenci gözaltına alındı. Mart ayında bu sayı 100'e yakındı. 24 Nisan’da Van merkezli olarak yapılan ve 8 ili kapsayan operasyonda büyük bölümü Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi olan 16, Elazığ'da 8, Kırklareli’nde 1 öğrenci, gözaltına alındı. Öğrencilerin polis sorguları halen devam ediyor.
18 Nisan’da Amed'de bir öğrenci, 17 Nisan Çanakkale’de iki öğrenci, 15 Nisan’da Van’da bir öğrenci gözaltına alındı.
9 Nisan’da Malatya merkezli düzenlenen operasyonda evlere yapılan baskınlarda Adıyaman'da gözaltına alınan 8 öğrenciden 6’sı, 12 Nisan günü tutuklandı.
İstanbul’da 10 Nisan'da gözaltına alınanlar arasında 4 öğrenci vardı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 6 Nisan'da Kocaeli Üniversitesi’ni ziyaretini protesto eden öğrencilere polis sert müdahalede bulundu; 49’unu gözaltına aldı. Aynı gün Alanya’da Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın ziyareti sırasında da 5 öğrenci gözaltına alındı. Yina aynı gün Erzurum’daki ev baskınlarında 3 öğrenci, Erzincan’da ise bir öğrenci gözaltına alındı.
Hatay merkezli olarak Adana, Batman, Kayseri, Amed ve Mardin’de 3 Nisan'da yürütülen eş zamanlı operasyonlarda 17 öğrenci gözaltına alındı, bunlardan 2’si, 7 Nisan'da tutuklandı.
29 öğrenciye 346 yıl hapis
Bu ay içinde Adana ve Malatya mahkemeleri 29 öğrenciye toplam 346 yılı aşkın hapis cezası verdi. Son olarak dün Dersim'de 5 üniversite öğrencisine 79 yıl hapis cezası verildi. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada mahkeme heyeti "örgüt üyesi" ve "örgüt propagandası" suçlamasıyla öğrenciler Ejder Doğan'a 21 yıl, Gökhan Gümüş'e 18 yıl, Naci Ataman'a 15 yıl 6 ay, Mehmet Tiryaki'ye 14 yıl 6 ay ve Şükrü Yurtsever'e 10 yıl hapis cezası verdi. Böylece 5 öğrenciye toplamda 79 yıl hapis cezası kesildi.
4 Nisan'da ise Adana’da bir mahkeme 24 öğrenciye “örgüt üyeliği” ve “örgüt lehine propaganda” suçlamalarıyla, 9 yıldan 18 yıla varan, toplamda 270 yıl 6 ayı bulan cezalar verdi.
Üniversiteler de geri kalmıyor
Sık sık ırkçı saldırıların hedefi olan öğrenciler hakkında birçok üniversite de keyfi gerekçelerle soruşturma açıyor. İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel’in verdiği bir soru önergesini yanıtlayan Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 2010-2011 arasındaki iki yılda 7 bin 43 öğrenci hakkında soruşturma açıldığını, bunlardan 4 bin 600’ünün okuldan uzaklaştırıldığını ve 55’inin de atıldığını bildirmişti.
Mustafa Kemal Üniversitesi yönetimi, devrimci ve Kürt öğrenciler hakkında son 4 ayda 150’den fazla soruşturma açtı. Bazı öğrenciler hakkında ise 5-6 farklı soruşturma başlatan yönetimin hedefinde ise Kürt öğrenciler vardı.
Amed'de 3 yıl önce yapılan gösteride polis tarafından öldürülen üniversite öğrencisi Aydın Erdem için yapılan yürüyüşe katılan Bingöl Üniversitesi’nde okuyan 62 öğrenciye 24 Nisan günü ceza yağdı. 3 öğrenciye 2 ay ve 39 öğrenciye 15 gün uzaklaştırma cezası verilirken, 20 öğrenci de uyarı cezasına çarptırıldı. Üniversite yönetiminin öğrencileri ‘pişman’ olmaya zorladığı ortaya çıktı.
21 Nisan’da İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği son sınıf öğrencisi Ahmet Açıkça, kampusa astığı bir afiş yüzünden 2 kez soruşturmalık oldu. Açıkça, toplam 7 ay okuldan uzaklaştırma cezası aldı.
ANF/HABER MERKEZİ
Arkadaşları için yürüdüler
Dersim Üniversitesi Öğrenci Derneği (DEÜ-DER) üyeleri, 5 üniversite öğrencisine 79 yıl hapis cezası verilmesini yürüyüş yaparak, protesto etti.
Mühendislik Fakültesi önünde toplanıp Rektörlük binasına kadar yürüyüş düzenleyen öğrenciler sık sık, AKP ve rektörlük aleyhine slogan attı. DEÜ-DER öğrencileri adına yapılan açıklamada, yaklaşık bir yıldır tutuklu olarak yargılanan arkadaşlarının anadilde savunma yaptıkları gerekçesiyle savunmalarının alınmadan cezalandırıldığı belirtildi. Öğrenciler, "Adli olaylarda tercüman kullanılırken siyasi davalarda anadilde savunma hakkı yok sayılmaktadır. Bu tutum AKP iktidarının ikircikli yaklaşımının en bariz göstergesi olmaktadır. Mehmet Ağar davası da mahkemelerin tutumunu açık biçimde gözler önüne sermektedir. O'na 2 yıl hapis veren mahkemeler, taş atan çocuklara yılarca ceza yağdırmaktadır" diye kaydetti.
Demokratik, bilimsel, özgür ve özerk bir üniversitede eğitim görmek, düşünce ve ifade özgürlüklerinin, dil, kimlik, kültür ve inanç özgürlüklerinin anayasal güvence altına alınmasını isteyen öğrenciler, tutuklanan arkadaşlarının uğradığı hukuksuzluğun tümden ortadan kaldırılması talebinde bulundu. Öğrenciler, açıklamanın ardından yeniden fakülte önüne yürüyüş düzenleyerek, eylemlerini sonlandırdı.