Serzûrî: 13 can 13 umut

Forum Haberleri —

13 Eylül 2022 Salı - 09:40

.

.

  • 13 militan, Serzûrî okulunun ikinci katında insanlığın kurtuluş destanını kanları, bedenleri, umutları ve direnişleri ile yazdılar. Kurdistan’ın bağrına dağıldılar, umut oldular, ışık olup nam saldılar.
  • “Son vasiyetimiz bu çetelerin Kobanê’ye girmesine izin vermeyin” diye telsizde konuşan Komutan Rodî’de her zaman direnişin sürdürülmesi gerektiğini son nefesinde de dile getirmiştir.

JÎN KOBANÊ
Efsaneler insanın yaşamdan beklentilerinin abartılı bir şekilde anlatılmasından başka bir şey değildir. Bu efsaneler insan hayalleri ve ütopyalarıdır. Doğal yaşamla olan bağlantıları çok daha gerçekçidir. Birde doğal yaşamdan bugüne kadar süre gelen sevda, savaş, direniş hikayelerinde halen kendisini yaşadığımız coğrafyada sürdüren, yaşatan efsaneler ve kahramanlar vardır. Kürdistan tarihini araştırdığımızda uygarlığın gelişimi ile birlikte fetih, talan sömürü gibi kavramlar çeşitli boyutlar kazansa da özü değişmeden günümüze kadar gelmiştir. Zengin ve mozaik bir halk gerçekliğine sahip olan Kürdistan her zaman egemenlerin hedefi olmuş ve buna karşı direnenlerde düşman, eşkıya ve terörist olarak adlandırılmış soykırım ile karşı karşıya kalmışlardır.

Zaman Kürdistan’da ilerledikçe sevdalıların, direnişçilerin ve kahramanların adı değişmişti ama tıpkı ilk isyanın adını taşıyan ve zihniyet devriminde de çığır açan Hz. İbrahim gibi onlarında isyanları hep ilk isyanın ilkelerine bağlı kalarak devam ediyor. Bu ilkeler temelinde yaşamın her anında Önder APO’nun “Beyninle anla, yüreğinle hisset” perspektifi ile kendisini bir halk gerçekliğine adayan savaşçılar ölüm anında dahi “Direnmek yaşamaktır” şiarı ile ölümü vakur karşıladılar.

Her günün direniş, bedel ve umutla dolu olacağını büyük komutan Egîd - Mahsun Korkmaz ateşten gömleği giyeceklere “Bu bir halk savaşıdır. Halk savaşları da daima acılı, zorlu ve uzun olmuştur. Bu eylemden sonra ölüm, tutuklanma, operasyon ve yıkım hayatımızın gündelik bir parçası olacaktır. Eğer içinizde bu işe hazır olmayan ya da kendisine güvenmeyen varsa eyleme katılmayabilir” diyerek bu davada ölümün de yaşam kadar berrak, saf ve açık olduğunu ve düşman gerçekliğini bu şekilde belirtmiştir. Bu sözler yarım asırdır Kürdistan ve tüm dünya topraklarında kadınlara, gençlere ve toplumun tüm kesimlerine bir çağrı, mesaj gibi yayılmakta. Toros - Zagros dağlarının zirvelerinden eteklerine kadar ateşten gömleği giyen savaşçılar, ateşin içinde dolanıp, dönen ve kavrulan Simurg misali ateşin hakikatine ererek özgür yaşamı yaratma mücadelelerini sürdürmektedirler.

Dağlardan ovalara yayılan “devrimci halk savaşı” tüm Ortadoğu halklarına umut olurken kapitalist egemen güçlerin varlığına da bir tehdit olmuştur. Bunun farkına varan hegemon güçler özellikle Türkiye devletinin başını çektiği DAİŞ çete örgütlenmesini oluşturuldu ve özellikle kendi öz savunma birliklerini oluşturan Rojava Devrimine yönelik saldırılar gerçekleştirdiler. Yapılan saldırılar karşısında tarihsel bir direniş sergileyen Kobanê savaşçıları insanlığın kurtuluşu yolunda büyük bir adım atmışlardır. Bu savaşın ve direnişin tanımlamasını Önder APO “Kürt halkı burada sadece kendi adına savaşmamaktadır, insanlık adına savaşmaktadır” şeklinde yaparak tüm insanlığı hakikati doğru anlayıp ve bu şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Devrimci Halk Savaşında yaşanan direnişlerden biri de Serzûrî direnişi. Kahramanları hiçbir zaman unutulmamalı ve unutturulmamalıdır. 13 devrimci, 13 kahraman,13 yoldaş ve 13 militan...

Bazen onları tanımanın, direnişleriyle kutsanmış bu topraklara gördüğümüz için büyük şans ve sorumluluk hissediyoruz, kendimizde. Rodî Efrîn, Peyman Tolhildan, Baran Perwer, Ciwan Heval, Rûstem Cûdî, Gulîstan Qendîl, Mizgîn Cûdî, Hebûn Kobanê, Berçem Cûdî, Berfîn Çiya, Berxwedan Batman, Serxwebûn Xerîb ve Bawer Sîpan isimli direnişçiler DAİŞ’in tanklarına, toplarına ve en önemlisi de ideolojilerine karşı amansız bir direniş sergilediler. Ölüme gülümseyerek gidenlerin ardılları oldular. 15 Eylül’ü 16 Eylül’e bağlayan gecenin sabahında bedenlerinde patlayan bombaların sesi zılgıtlarına karıştı. Dillerinden dökülen son sözcükler zılgıtlar ile haykırıldı. “Son vasiyetimiz bu çetelerin Kobanê’ye girmesine izin vermeyin” diye telsizde konuşan Komutan Rodî’de her zaman direnişin sürdürülmesi gerektiğini son nefesinde de olsa dile getirmiştir. Şehit Rodî gerektiği yerde konuşmasını seven, karnas silahına aşk ile bağlı olan, yoldaşı Şiyar’ın şahadet anında gözyaşlarını yüreğine akıtıp öfkesini her mermide düşmanına kusan öncü militan...

Peyman, Kobanê’nin serhilder kızı, annesinin Sozdar’ıydı. İsmi gibiydi. Yaşamında ağacın toprakla olan bağı gibi ülkesine söz vermiş ve kök salmıştı. Kürdistan topraklarına özgürlükle peymanı (anlaşması) vardı. Kendal köyünün kadın komutanı, her gece BKC silahı ile ay sessizliğindeki gecede pusuda beklerdi düşmanı.

Gulîstan, yüzündeki çocuksu gülümsemesi ile tanınırdı. Tıpkı bir gül gibiydi yaşama renk ve güzellik katardı. Birde düşmana karşı o gül dikenlerini bir an bile sakınmadan bir kılıç keskinliğinde kullanırdı.

Serxwebûn, Şeran köyünün çocuğuydu. Köyünü seven, kadın yoldaşlarına saygısı ile tanınan saygın bir kahraman. 13 Temmuz Avdik köyüne yapılan saldırıyı kırmak için taburundan firar edip korkusuzca düşmana karşı ön cephede savaşan bir canlı destandı.

13 militan, Serzûrî okulunun ikinci katında insanlığın kurtuluş destanını kanları, bedenleri, umutları ve direnişleri ile yazdılar.

Kurdistan’ın bağrına dağıldılar, umut oldular, ışık olup nam saldılar dünyaya. Bugün bu direniş tankları topları aştı ve her türden yasaklı silaha, fosfor ve kimyasallara karşı büyük bir mücadeleyle devam ediyor. Bu direniş nesilden nesile sürecek bir kurtuluşun destanı, hikayesi ve türküsüdür.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.