‘Öcalan’a Özgürlük” için uluslararası alanda büyük bir kampanya yürütülüyor. Öcalan’ın düşünceleri, Kürtlerin tarihi, ülkesi, yaşadıkları sorunları, bu sorunlara çözüm önerileri Kürtler dışında bütün halklara anlatılmaya çalışılıyor. Öcalan’ın İmralı’da ortaya koyduğu yeni paradigmanın esasları İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, Portekizce, Flamanca, İtalyanca, Baskça, Arapça, Farsça, İsveççe, Rusça, Ermenice olarak kitap, broşür, afiş, internet siteleri oluşturulmuş durumda.

13 dilde Öcalan’ı öğrenmek isteyenler Türk devletinin “terör” argümanı ile oluşturduğu algı ile değil, Öcalan’ın bizzat kendi kaleminden kendi dilleri ile okuyorlar. Öcalan’ın temel savunmaları ise İngiltere’de büyük akademisyenlerin de kitaplarının yayımlandığı Pluto Press’ten çıktı. Yine Almanca da önemli kitapları çıktı Öcalan’ın... Bütün bu kitap ve broşürlerin yanında neredeyse Avrupa’nın her ülkesinde Kürt Sorunu ve Öcalan’ın Çözüm için düşüncelerini konu edinen konferanslar, toplantılar gerçekleştirildi. Evet şu an kampanyanın odağında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için imza kampanyası var.
15 Şubat 1999’dan sonra kurulan “Öcalan’a Özgürlük Kürdistan’a Barış İçin Uluslararası İnisiyatif”i yeni kurulan inisiyatiflerle bu çabalarını yoğunlaştırdı. Kürt diplomasisi de bunun için büyük sorumlulukla çalışıyor. Aralarında uluslararası alanda tanınmış Antonio Negri, Noam Chomsky, Esa Musa gibi entelektüel şahsiyetler, Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcıları, Avrupa’daki eski devlet yetkilileri, bakanlar, Latin Amerika’da birçok ülkeden toplumsal örgütler, sol iktidarlar, sendikalar, öğrenci örgütleri vb. kurum ve kuruluşlar var.
Avrupa ülkelerinde Kürt gençleri, yaşlıları, kadınları sokak sokak imzalar topluyor. Geçen Pazar günü Nuçe TV’de ağırladığım inisiyatif üyeleri ile bu kampanyayı konuştuk. Kampayayı yürüten aktörler “Önceki dönemlerde uluslararası egemenlerin gözü ve Türk devletinin resmi ideolojik algısı ile yaratılan negatif Öcalan algısının artık bir geçerliliği olmadığını söylüyor. Öcalan’ın İmralı’dan çıkışının “imkansız” olduğunu düşünen Avrupalılar da artık eski düşüncesinde değiller. Zaten geçtiğimiz hafta Avrupa Birliği’nin Strasbourg’daki oturumunda grubu olan bütün partiler “Çözüm için Öcalan’la Müzakere” formülasyonunu açık açık desteklediğini de ilan etmişti. Peki bütün bu noktaya nasıl gelindi? Bu sorunun cevabı çok net ve yalın. Çünkü 15 Şubat 1999’dan itibaren Kürt halkının dışarıda, gerillasının dağlarda, Öcalan’ın ise İmralı’da gösterdiği tutarlı direngen tavrı dünyada büyük bir yankı yaratmış durumda. Bu nedenle farklı gündemler ve engellemeler olsa da son iki ay içerisinde birebir toplanan imza sayısının yarım milyonu aştığı, kurumsal imzalarla bu verilerin milyonu da aşmış olabileceği belirtiliyor. Çünkü özellikle Latin Amerika ve Avrupa ülkelerinde üyeleri yüzbinleri bulan sendikalar, toplumsal örgütlenmelerin temsilcileri de imza kampanyasına katılım göstermektedir.  Kürtler halk olarak önderlerinin özgürlüğü için hiçbir bedel ödemekten çekinmedikleri gibi zengin eylem çeşitleri ile de bu konuyu sürekli gündemde tutabiliyorlar.
***
Ancak Kürtlerin üzerinde durması ve aydınlatması gereken bir nokta daha var. Bu da Paris katliamıdır. Öcalan kardeşi ile son görüşmede bu katliamın “15 Şubat Komplosunu yapanlar ile Paris katliamını yapanlar aynı güçlerdir” sözü bu sürecin en önemli belirlemelerinden biridir. Kürtler için de 2. Dersim Katliamı tehditi olduğu yorumunu da bu belirlemeye eklersek Paris katliamını aydınlatarak Kürt katliamlarının önüne geçilebileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun için de Paris’te karartılmak istenen katliamın arkasındaki güçlerin açığa çıkarılması gerekiyor. Bunun için de temel soruların önce Paris hükümetinin daha sonra da Ankara’nın yani AKP’nin yanıtlaması gerek.
Bu sorular oldukça basit; Fransız yargısı Ömer Güney’in neden tutuklu olduğunu ve suçunun ne olduğunu belgeleri ile kamuoyuna sunmak durumundadır. Ömer Güney’in Fransız yetkililerine “yapmadım” demesi ile Fransız Savcısı ve polisinin “sen yaptın” kesinliğini ortaya koyan bilgi ve belgeler nelerdir?  İkinci soru ise Ankara’nın yanıtlaması gerekekir. Ankara daha doğrusu AKP iktidarı “Oslo sürecini bozan güç ile Paris katliamını yapan güçler aynı güçler mi?” Fethullah Gülen Cemaatinin merkezinde olduğu Yeşil Ergenekon ve uluslararası işbirlikçilerin bu katliamdaki payı nedir? AKP’nin içinde bu Yeşil Ergenekon’un uzantıları ne kadar etkilidir? Recep Tayyip Erdoğan’ın önündeki 25 sayfalık Ömer Güney dosyasında neler var? Ömer Güney’in Ankara’daki ziyaretleri nerelerde geçmişti? Çünkü aldığım önemli bir bilgiye göre “MİT” ismi bu davada çok geçeceğe benziyor. Eğer R. Tayyip Erdoğan’ın ve Hakan Fidan’ın bu katliamda sorumlulukları yoksa tez elden ikna edici bir açıklama yapmaları gerekiyor. Ha bir de ek soru olarak, TC Dışişleri Bakanı ardından Egemen Bağış’ın Paris ziyaretleri peş peşe, Fransa’nın Kürtleri gözaltına alma girişimleri neyin nesidir?