Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Denetim Komisyonu, Türkiye’nin siyasi ve hukuksal planda denetime alınmasını kararlaştırdı. Bu kararla Ankara ile Brüksel arasındaki ilişkiler 13 yıl öncesine dönüş yaptı.

Türkiye yeniden Avrupa demokrasi liginde küme düşme riskini taşıyor. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Denetim Komisyonu, demokratik kurumların Avrupa standartlarında işlememesi gerekçesiyle Türkiye'nin 2004 öncesi olduğu gibi yeniden siyasi ve hukuksal planda denetime alınmasını kararlaştırdı.

AKPM Denetim Komisyonu tarafından dün Paris'te oy çoğunluğuyla kabul edilen rapor ve beraberindeki karar metninde, 15 Temmuz’daki devlet içi çatışma sonrasında ilan edilen OHAL altında alınan önlemler nedeniyle demokratik kurumların işleyişinin "ciddi anlamda” bozulduğuna dikkat çekildi. 

Önemler orantısız

AKPM Türkiye raportörleri Marianne Mikko (Estonya) ve Ingebjorg Godskesen (Norveç) imzalı kararda, Türk hükümetinin OHAL altında anayasayı ve uluslararası hukuk kurallarının ötesine geçerek "orantısız” önlemler aldığı ifade edildi. Örnek olarak Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile on binlerce devlet memurunun işine son verilmesi gösterildi.

Gazetecilere baskı

Kararda ifade ve medya özgürlüğü konularına da geniş yer verildi. Gazetecilerin tutuklanması ve muhalif gazetecilere yönelik baskının "demokratik bir toplumda kabul edilemez” olduğu kaydedildi.

Vekillerin rehin alınması

Dokunulmazlıkları kaldırılan 154 milletvekilinin durumunun da gündeme taşındığı kararda, bu uygulamanın Türkiye'de parlamentonun işleyişini baltaladığı vurgusu yer aldı. Eşbaşkanları ve vekilleri rehin alınan HDP'nin bu nedenle 16 Nisan referandumu öncesi kampanya yürütemediği, bunun da demokratik tartışmayı kısıtladığı not düşüldü.

Referandum kaygısı

Karar metninde 16 Nisan referandumu konusundaki kaygılar da dile getirildi. Anayasa değişikliğinin gerçekleşmesi halinde, özellikle "kuvvetler ayrılığı” ve "yargının bağımsızlığı” konularında soru işaretleri doğacağı mesajı verildi.

AKPM Denetim Komisyonu, tüm bu gerekçeler temelinde Türkiye'nin, Avrupa Konseyi üyeliğinden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getiren ülke olmaktan çıktığını belirtip "denetim sürecine alınması gerektiği” önerisinde bulundu.

Ankara’nın ödevleri

Denetim Komisyonu, bu kapsamda Ankara'dan; OHAL uygulamasına derhal son vermesini, KHK yayımlamayı ve toplu işten çıkarmaları durdurmasını, suçları kanıtlanmamış tutuklu parlamenterler ve gazetecileri serbest bırakmasını, OHAL inceleme komisyonunu işletmesini, adil yargıyı güvence etmesini, medya ve ifade özgürlüğü için acil önlem almasını, 16 Nisan referandumunu Avrupa Konseyi standartlarında düzenlemesini ve Anayasa değişikliği konusunda Venedik Komisyonu tavsiyelerini temel almasını istedi. Bu taleplerin ne derece yerine getirildiğinin 2018 içinde gözden geçirileceği belirtildi.

AKP adil bulmadı 

AKPM'deki Türk heyetine başkanlık eden AKP Milletvekili Talip Küçükcan, rapor ve karara yayımladığı bir bildiriyle tepki gösterdi. Raporun "hatalarla dolu” olduğunu savunan Küçükcan, Türkiye'nin yeniden denetime alınması kararının "adilane olmayacağını” ve "Avrupa Konseyi değerleriyle bağdaşmadığını” ileri sürdü. Küçükçan, Türkiye'nin denetime alınması halinde "AKPM'nin Türk kamuoyu gözünde değer kaybedeceği” ve "Türkiye'ye karşı açıkça ayrımcı yaklaşımda bulunulmuş olacağı” görüşünü öne sürdü.

2004 yılında çıkmıştı

Denetim süreci kapsamında, Avrupa Konseyi üyesi bir devletin demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında ne derece Avrupa standartlarında olduğu ölçülüyor. Türkiye, esas olara Orta ve Doğu Avrupa devletlerinin Batı standartlarında demokrasiye geçişlerini kolaylaştırmak amacıyla AKPM bünyesinde 1990'lı yılların başlarında oluşturulan denetim sürecine 1996 yılında dahil edilmiş, gerçekleştirdiği reformlar sayesinde koşullu olarak Haziran 2004'te bu süreçten çıkarılmıştı. Türkiye'nin Avrupa Konseyi düzeyinde "sabıkalı demokrasiler” listesinden çıkması AB ile üyelik müzakerelerine başlamasında önemli rol oynamıştı. Türkiye denetim sürecine yeniden alınırsa, süreçten çıkarılıp yeniden dahil edilen ilk Avrupa ülkesi olacak.

Nisan’da oylama var

Denetim Komisyonu tarafından alınan kararın Nisan sonunda yapılacak AKPM Genel Kurul oturumlarında onaylanması bekleniyor. Kararın onaylanması halinde, Türkiye 1949 yılından bu yana üyesi olduğu Avrupa Konseyi'nde, içinde Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Bosna-Hersek, Gürcistan, Moldova, Rusya, Sırbistan ve Ukrayna'nın bulunduğu demokrasi ligine gerilemiş olacak.


Belediye eşbaşkanları için Avrupa'da kampanya

DBP Eşbaşkanı Yüksek’in de katıldığı Avrupa Belediyeler Birliği Toplantısı’nda, tutuklu belediye eşbaşkanları için özgürlük kampanyası başlatma kararı alındı.

Belçika’nın Başkenti Brüksel’de Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Kamuran Yüksek’in de katılımıyla Avrupa Sosyalistleri Partisi'ne (PES) üye Belediyeler Birliği Toplantısı gerçekleştirildi. Sosyalist Partiler Birliği Merkez Binası’nda yapılan toplantıya aralarında Londra, Barselona, Paris, Berlin, Roma, Varşova, Brüksel, Madrid, Hamburg ve Stockholm belediyelerinin yanı sıra nüfusu 250 binden fazla 174 belediye ve binlerce belediye üyesi katıldı. Toplantı sonucunda PES’e üye belediyelerin sitelerinde kampanyanın tanıtımını yapacağı, Avrupa Parlamentosu’nda partileri üzerinden çalışma başlatacağı ve ülke hükümetlerine yazılar yazılacağı kararı alındı. Toplantıda alınan bir diğer karar ise Türk hükümetine mektup gönderilerek tutuklu belediye eşbaşkanlarının özgürlüğü talep edilecek. 

Kamuran Yüksek’in konuşmasından özetle şunları altı çizildi: 

"28 Mart 2014 seçimlerinde partimiz DBP, toplam 103 belediyeyi halkın büyük desteği ve büyük oy oranları ile kazandı. Belediyelerimiz merkezi hükümetin çıkardığı zorluklara rağmen kentlerin altyapı ve çevre sorunları dahi sosyal kültürel birçok problemin çözümünde önemli mesafeler katetti… 

82 belediye gasp edildi

Seçimle iş başına gelen belediyelerimize AKP hükümeti 11 Eylül 2016'da başlayarak kayyum atamaya başladı. Şimdiye kadar 82 belediyemize kayyum atandı, 82 belediye eşbaşkanımız da tutuklandı. Yanı sıra yüzlerce belediye meclis üyeleri ve parti eşbaşkanlarımız başta olmak üzere binlerce parti üyemiz tutuklu. 

Belediyelerimize kayyum atanmasının en önemli nedeni bu belediyelerimizin tamamı Kürt halkı başta olmak üzere kentlerimizde yaşayan ve sistem dışına itilmiş tüm farklı etnik ve inançların özgür iradeleri ile seçmiş olmalarıdır. En büyük tahammülsüzlük tekçi ulus devletçi anlayış karşısında ortaya çıkan bu çoğul iradeye olmuştur. Halkın iradesine darbe yapılmıştır. Atanan kayyımlar görevlerine başlar başlamaz çok dilli ve çok kültürlü belediye anlayışını, eşbaşkanlık sistemini, kadın kurumlarını ortadan kaldırmıştır…

Avrupa Sosyalist Partisi’ne üye belediyeler başta olmak üzere tüm belediyeleri partimiz belediye ve eşbaşkanları ile dayanışma ve destek içinde olmasını bekliyoruz."

Toplantı sonucunda tutuklu belediye eş başkanları için özgürlük kampanyası kararı alındı. Toplantı kararları onaylandıktan sonra üç dilde basın açıklaması yapılarak kampanyanın deklare edileceği belirtildi.