Gerilla mücadelesi, modern zamanlarda iktidarcı yapılanmalara karşı devrimci hareketlerin halk savunma gücü olarak kendisini gösterir. Kürdistan'daki gerilla mücadelesinin ortaya çıkış koşulları da iktidarcı devlet yapılanmasının sömürgeci karakterine karşıt olarak gelişti. PKK'nin kurucusu ve lideri Abdullah Öcalan, özgürlük mücadelesinde gerillanın rolü ve silahlı mücadelenin karakteri konusunda Mehmet Ali Birand'a şunları söylüyor: "Eğer bizim yürüttüğümüz silahlı mücadelenin özelliklerini kavrasaydınız müthiş kazandırdığını görecektiniz" diyor. Ve şöyle devam ediyor: "Silahlı mücadele yalnız silahların patlaması değildir, en yüksek ideolojik yoğunlaşmadır. Politikayı en gerçekçi kavrayıştır." Ve Kürtler için silahlı mücadelenin önemine işaret ediyor.
1984 15 Ağustos'undan bugüne yaşananlar ortada. Gerillanın sadece askeri bir yapılanma olmadığı, siyasal, toplumsal ve kültürel özellikleri ile büyük bir değişim dinamiği olduğunu belirtmek gerekir. Gerilla 32 yıl içinde Kürt toplumunda büyük sosyolojik değişimlere yol açtı. Varlığı inkar edilen, dolayısıyla özgürlüğü yok hükmünde olan Kürt toplumunun kendi varlıksal özelliklerinin bilincine varması, kendi özgürlüğünü sağlaması bu çağda gerilla ile mümkün olmuştur. Eğer 15 Ağustos 1984 gerilla atılımı olmamış olsaydı, bugün bütün Ortadoğu'yu ya da dünyayı sarsan Kürt siyasetinden bahsetmek mümkün değildi. Tabii ki 15 Ağustos gerilla çıkışına vesile olan en büyük direniş kuşkusuz Amed Zindanı'ndaki PKK'li önder kadrolarının direnişiydi. Mazlum Doğan, Dörtler, Kemal Pir, Hayri Durmuş, Ali Çiçek, Akif Yılmaz'ın ölümüne direnişi Öcalan tarafından 15 Ağustos 1984 Gerilla Atılımı'nın çıkışı sayılmıştı. Gerillanın çıkışı ile 1990'larda Kürt halkının kitlesel katılımı ile gerçekleştirdiği serhildanlar Kürt toplumunun kimliğinin hangi özelliklerde olduğunu ortaya koyuyordu.
Kürtler gerillanın açtığı direniş hattında ilerlerken siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel bir güç haline geliyordu. Bu gelişim düz çizgisel özelliklere sahip olduğu gibi döngüseldi de. Yani hem içte hem dışta Kürt toplumu büyük bir gelişme gösteriyordu. Bugün gerillanın Kürt toplumu için yaptığını görmek isteyenler İran içlerindeki Doğu Kürdistan'dan Dersim'e, Kerkük'ten Şengal, Qamişlo, Kobanê ve Afrin'e uzanan coğrafyaya baksınlar. Binlerce kilometrelik uzunluğundaki cephede gerilla ya da gerilla zemininden yükselen öz savunma güçleri mevzilenmiş ve kendi toplumunun savunmasını yapıyor. Gerilla sadece Kürt toplumu için bir savunma gücü değil. Gerilla Rojava, Başur, Irak ve Suriye'de Arap, Türkmen, Asurileri için de bir savunma gücü. Şengal'de Êzîdîleri soykırımdan kurtaran gerilla güçleri Telafer'deki Şii Türkmenleri de DAİŞ soykırımından kurtardı. Yine Kerkük ve Maxmur savunması yapan gerillalar Türkmenleri, Kürtleri, Arapları büyük saldırılardan kurtardı, kurtarmaya da devam ediyor.
Türk devleti için gerilla "terörize" bir yapı olarak gösterilmek isteniyor. Oysa Türkiye toplumu iyi incelenirse gerillanın bugün Türkiye'de gençlik için önemli bir sembol ve değer olduğu görülecektir. Rojava'daki direniş ile dayanışmaya giden gençlere esin kaynağı olanların gerillalar olduğu, PKK'nin önder kadroları olduğu biliniyor. Dolayısıyla 15 Ağustos 1984'ün 32. yılında gerillayı analiz ederken kaba bir askeri direniş gücü olarak algılamamak, ele almamak gerekiyor. Kuşkusuz bilinen ötesinde bir askeri güç, özgürlük pusulası ve en önemlisi de halkların hayatlarının garantisidir.