
TİJDA YAÐMUR
2. Bölüm
Aradan 33 yıl geçti; 15 Ağustos amacına ulaştı mı?
PKK’nin, Apocular grubu olarak ortaya çıktığı ilk günden itibaren söylediği en temel söz şudur. Özgürlüğü için savaşan bir halk yaratmak! PKK, Kürt halkını bu durumdan kurtararak kendisi için düşünen, kendisi için yaşayan, kendisi için örgütlenen, kendisi için eyleme kalkan bir halk yaratmayı hedeflemiştir. Çünkü soykırıma uğratılan bir halktır; kendi gerçeğinden koparılan bir halktır. Bu halkı kendi gerçeğiyle tanıştırmak, kendi gerçeğinin farkına vardırmak; bu temelde özgür ve demokratik yaşam mücadelesi verdirmek temel hedeftir. Bir halk kendi gerçeğinin farkına varmaz, kendisi için yaşamaz; özgürlüğü ve demokratik yaşamı için mücadele eden bir halk gerçeğine, bilincine, örgütlülüğüne, iradesine ve kararına ulaşmazsa tabii ki o halk ne özgürlüğü ne de demokratik yaşamı için mücadele verebilir. Bu yönüyle Kürt halkı kendi gerçeğinden kopmuş, özgürlük tutkusu kırılmış, iradesi kırılmış bir halktı. En başta Kürt’ün bu geriliklerinin kırılıp ayağa kaldırılması gerekiyordu. Ayağa kalktıktan ve özgürlüğü için, demokrasisi için savaşan bir halk gerçeğine, bilincine ulaştıktan sonra gerisi gelirdi. Bu bakımdan ilk günden itibaren en temel hedef özgürlüğü için savaşan bir halk yaratmak olmuştur. Kuşkusuz programında bağımsız Kürdistan'ı ifade etmiştir, özgür ülkeyi ifade etmiştir. Programına bunları koymuştur. O dönemde Mücadele eden bir hareket olarak programına bunları koyacaktır. Bu açıktır. Ama ideolojik ve zihniyet olarak PKK'nin, Özgürlük Hareketi'nin her zaman en başta söylediği, vurguladığı konu, Kürt’ü bu durumdan çıkarmak, özgürlüğü için mücadele eden bir halk haline getirmek olmuştur. Bu açıdan da daha ilk günden itibaren özgürlük ve mücadele tutkusunu, militanlık ölçülerini yükseltmeyi hedeflemiştir. Öz gücüne güvenen bir halk gerçeğine ulaşmayı amaçlamıştır. Bunlar yaratıldıktan sonra zaten böyle bir halk özgür ve demokratik yaşamı için mücadele eder ve sonuca ulaşır. Bu açıdan 15 Ağustos’un amacına ulaşıp ulaşılmadığı konusuna bu pencereden bakılması gerekiyor.
Apocu grubun ortaya çıktığı ilk günden itibaren söylediği amaca, PKK'nin, Kürt halkının önüne koyduğu en temel amaca, 15 Ağustos’un en temel amaçlarına ulaşılmıştır. 15 Ağustos, ilk kurşundan itibaren mücadeleyi geliştirerek Kürt’ü iradeli, bu düşmana karşı mücadele edilebilir, soykırımcı sömürgeciliğe karşı mücadele edilebilir, geriletilebilir, özgür ve demokratik yaşam kazanılabilir anlayışını, zihniyetini ortaya çıkarmayı amaçlamıştır. Önder Apo her zaman vurguladu; gerilla sadece askeri bir güç değildir, askeri eylem yapmamaktadır; sadece askeri hedefleri yoktur. Esas olarak ulusal devrim, siyasal devrim, sosyal devrim, demokratik devrim, kültür devrimi, duygu ve düşünce devrimi geliştirme görevi vardır. Önder Apo 15 Ağustos hamlesini, gerilla mücadelesini esas olarak da bu boyutlarıyla ele almıştır. Bu boyutları gerçekleştirirse o gerillanın başarılı olduğunu vurgulamıştır. Yoksa sadece gidip şu karakolu basmak, şu pusuyu atmak, şu eylemi yapmak başarı değildir. Eğer bu eylemler, bu gerilla mücadelesi bir toplumsal devrim yapıyorsa, bir ulusal devrim yapıyorsa, siyasal devrim yapıyorsa, demokratik devrim yapıyorsa, kültürel devrim yapıyorsa, duygu devrimi yapıyorsa, kişilik devrimi yapıyorsa o zaman bu gerilla mücadelesi başarılı olmuştur denilebilir değerlendirmesini daha 15 Ağustos’un ilk yıllarında yapmıştır. Bu temelde başlatılan 15 Ağustos hamlesi engellenememiştir. Türk ordusuna, NATO’nun ikinci büyük ordusu, dünyanın üçüncü büyük ordusu deniliyor. Bu ordu 33 yıldır bu yönlü kapsamlı devrim amaçları olan gerilla mücadelesini engelleyememiştir. Engelleyemediği için de her yıl demokratik devrimi derinleştirmiş, sosyal devrimi derinleştirmiş, kültür devrimini, kişilik devrimini derinleştirmiş, Kürt’ü yeniden yaratmış; soykırımcı sömürgeciliğe karşı savaşı her bakımdan yürütecek halk gerçeğini güçlendirmiştir. Soykırımcı sömürgecilik özel savaşına rağmen, her türlü silahı kullanmasına rağmen, en ağır baskıyı yapmasına rağmen bu gerilla mücadelesini engelleyememiştir. Suyu kurutup balığı öldürmek istemiştir; yani köyleri yakıp yıkmıştır, binlercesini tutuklamıştır, faili meçhul cinayetlerle insanları öldürmüştür, ama gerillayı engelleyememiştir. Bu bakımdan 15 Ağustos Hamlesi başarılıdır. Soykırımcı sömürgeci Türk devleti ise gerilla karşısında başarısız kalmıştır. 33 yıldır başarısızdır. Her yıl gerilla eylemlerinin, mücadelenin sürmesi devrimin derinleşmesi ve güçlenmesidir. Devrimin Bakurê Kurdîstan’ı aşarak bütün Ortadoğu'ya yayılmasıdır. Bugün devrim bütün Ortadoğu'ya yayılmıştır. Yıllar geliştikçe daha da yaygınlaşacaktır. Bu durum soykırımcı Türk devletinin gerilla karşısında başarısızlığı, gerillanın ise zaferi olmaktadır.
Belki devrim uzamıştır, tümüyle sonuçlarına ulaşmamıştır, ama esas olarak devrim temel amaçlarına ulaşmıştır. Bu temel amaçlarına öz itibariyle ulaşmıştır. Bazı konularda bu büyük özün ve gelişmenin forma kavuşmaması durumu vardır. Bu, 15 Ağustos hamlesinin başarılı olmadığı anlamına gelmiyor; gerçekten de büyük başarılar kazanmıştır. 15 Ağustos hamlesinin gerçekleştirdiği büyük devrimler engellenememiştir. Devrimin bu kadar uzun sürmesi, devrimlerin yarattığı sonuçların daha da güçlenmesi anlamına gelmektedir. Halk kısa süreli bir mücadelenin yaratacağı durumdan katbekat güçlü hale gelmiştir. Kürt halkının gelecekte daha büyük başarılar elde etmesi, özgür ve demokratik yaşamda başarısını sadece Bakurê Kurdîstan’la sınırlı değil, sadece Rojava’yla sınırlı değil, bütün Ortadoğu'ya yayan bir etki yaratmıştır. Bugün PKK'nin etkisinin bu kadar yaygın hale gelmesi, bütün Ortadoğu'yu kapsaması, bütün dünyayı etkiler hale gelmesi, bir yönüyle de devrimin yıl yıl derinleşerek, güçlenerek bugünkü düzeye gelmesiyle ilgilidir. Bu açıdan 33 yıldır bu hamlenin durdurulamaması, 33 yıldır Kürt devriminin, Kürdistan devriminin derinleşerek, kapsamlılaşarak güçlenmesi, bütün Ortadoğu'ya yayılması, tarihin en özgürlükçü, en demokratik bir devrim haline gelmesi durumu ortaya çıkarmıştır. Şimdi Türk ordusu ben başarılıyım diyebilir mi? Soykırımcı sömürgecilik bizi başarılıyız diyebilir mi? Neyi engellemiştir? Sosyal devrim mi engellenmiş, demokratik devrim mi engellenmiş, ulusal devrim mi engellenmiş? Hiçbirisini engelleyememiştir. Kürt’ün güçlenmesi, Kürt’ün büyümesi, Kürt’ün zihniyet ve duygu olarak güçlenmesi; sadece Ortadoğu halklarına değil, dünya halklarına öncü olacak özgürlükçü, demokratik, toplumcu zihniyete sahip bir halk haline gelmesi durumu ortaya çıkmıştır. Bu durum, amaçlarının büyük bir çoğunluğuna ulaşıldığının ifadesi olmaktadır.
Eğer soykırımcı sömürgecilik, Türk ordusu her türlü silaha rağmen saldırıp sonuç alamıyorsa ve Özgürlük Hareketi devrimci mücadelesini bir diğer yıla taşıyorsa; bir diğer yılda mücadeleyi süreklileştiriyorsa, 33 yıldır devrimini hem Kürdistan'da derinleştirerek, hem çevreye yayarak yürütüyorsa, bu tabii ki soykırımcı sömürgeciliğin, Türk ordusunun, özel savaşın yenilmesi anlamına gelmektedir. 15 Ağustos gerilla hamlesi karşısında başarısız kalması anlamına gelmektedir. 33 yıldır gerilla direnişini önleyemeyen bir ordu, bir devlet hangi başarıdan söz edebilir? Bu 33 yıl Kürt Özgürlük Hareketi için bir daralma meydana getirmemiştir. Mücadelenin daha da genişlemesi ve boyutlanması durumu yaşanmıştır. Önder Apo daha birkaç yıl önce “kırk yıldır yaptığımız çalışmalar hazırlıktı, esas devrimci mücadele bundan sonra gelişecektir” demiştir. Yani büyük bir gelişim olmuştur, gelişme ortaya çıkarmıştır, ama bu önümüzdeki yıllarda daha büyük gelişmelere yol açacaktır demiştir. Önder Apo bunu derken dar, bazı siyasal sonuçlar elde etmekten söz etmiyor. Kürdistan devriminin, dünya devriminin merkezi haline gelmesi; Kürdistan'daki özgürlük ve demokrasi zihniyetinin dünyadaki özgürlük ve demokrasi merkezi haline gelmesi, Kürt halkının özgürlük mücadelesinin Ortadoğu halklarına, dünya insanlığına öncülük eder hale gelmesinden söz etmiştir. Önder Apo geliştirdiği 15 Ağustos hamlesiyle yükselttiği devrimci hamlesine böyle tarihsel rol vermiştir. Bu bir abartı mıdır? Kesinlikle değildir. Rojava Devriminin gerçekleşmesi, Ortadoğu'da DAİŞ’e karşı mücadele, demokratik ulus ve demokratik konfederalizm zihniyetiyle Ortadoğu halklarına yeni bir ufuk açması, Ortadoğu'da Üçüncü Dünya Savaşı ortamında bu kaostan çıkış olacak zihniyeti ve siyasal yapılanmayı ortaya koyması, tabii ki bu 33 yıllık gerilla mücadelesine dayanmaktadır. Ondan önce de 12-13 yıl süren örgütsel ve siyasal mücadeleye dayanmaktadır.
Bu açıdan 15 Ağustos amacına ulaşmıştır. Belki de 15 Ağustos’u başlatanların bile düşünmediği düzeyde gelişmeler ortaya çıkarmıştır. Herhalde 15 Ağustos’u gerçekleştirenler 15 Ağustos’un sadece Bakurê Kurdîstan'da değil, Rojava’da, Başur’da, Rojhilat’ta, bütün Ortadoğu'da bu düzeyde etkili olacağını düşünememişlerdir. Dünyada bu kadar etkili olacağını düşünememişlerdir. Gerçekten çok büyük ve muazzam gelişmeler ortaya çıkmıştır. Soruna dar, yüzeysel, sadece siyasal olarak bazı formalar ortaya çıkmamış diye bu devrimin büyüklüğünü, bu devrimin başarılarını göz ardı etmek, gerçekten de bu devrimin yarattığı büyük başarıları görmemektir.
Bu büyük gelişmeler ileride ideolojik ve teorik olarak Önderlik çizgisinde, özgürlük çizgisinde özgürlükçü formların, demokratik formların bütün insanlığa model olacak formların, yapılanmaların ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Nitekim şimdi Rojava’da Demokratik Kuzey Suriye Federasyonu’nun oluşumu vardır. Bunu sağlatan 15 Ağustos’tur. Rojava Devriminde YPG-YPJ DAİŞ’e karşı niye büyük zaferler kazanmıştır. Şengal’de DAİŞ’in saldırıları karşısında Êzidîler soykırımdan nasıl kurtarılmıştır? Maxmur’da DAİŞ durdurularak Hewlêr’in işgal edilmesinin, Hewlêr’in boşaltılmasının, Hewlêrin DAİŞ’in eline geçmesinin önüne nasıl geçilmiştir. DAİŞ’in Kerkük’ü ele geçirmesinin Soran bölgesinde bile toplumun büyük bir huzursuzluk içinde girmesinin önüne nasıl geçilmiştir. Bunları sağlatan 15 Ağustos ruhudur, 15 Ağustos direnişçiliğidir. 15 Ağustos’ta başlatılan gerilla hamlesidir.
Bu gerilla fedai bir gerilladır. Fedai gerilla yenilmezdir. 15 Ağustos ruhuna dayalı gerillanın yenilmezliğinin ortaya çıkması çok önemlidir. Bu zaten zaferin kendisidir. Büyük başarıların kendisidir. Sadece ulusal, sosyal, demokratik, kültürel, sosyal olarak amaçlarına ulaşmamıştır; aynı zamanda yarattığı özgürlük tutkusuyla, özgürlük tutkusunun ortaya çıkardığı kişiliklerle, bu özgürlük tutkusunun ortaya çıkardığı toplumla gelecekte daha büyük başarılar kazanılacaktır. Devrime dar değil de böyle geniş ufuktan bakıldığı zaman, 15 Ağustos hamlesinin büyük başarılar, büyük zaferler kazandığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Eğer NATO’nun ikinci büyük ordusu, Türk ordusu, özel savaşıyla, kirli savaşıyla 33 yıldır bu gerilla hamlesini ezemediyse, gerilla hamlesi yıl yıl Bakurê Kurdîstan ve Ortadoğu'da yeni başarılar kazandıysa, özgürlük ve demokrasi tutkusunu, toplumcu zihniyeti, demokratik sosyalizmin bu topraklarda gelişmesini sağladıysa, bu gelişmeler engellenemediyse tabii ki 15 Ağustos hamlesi başarılı olmuştur, zafer kazanmıştır.
15 Ağustos hamlesine böyle bakıldığında amaçlarının çoğunluğuna ulaştığını, ulaşamadığı bazı amaçların da çok köklü temellerinin atıldığı, ulaşılmayan amaçların da gerçekleşmesini sağlayacak büyük birikimler, büyük imkanlar, büyük değerler, büyük gelişmeler ortaya çıkardığını görmek gerekiyor. Hatta 15 Ağustos hamlesi İlk çıktığında bazı nihai amaçları vardı. 33 yıl içinde bunu da aşarak amaçlarını daha da genişleterek, daha da büyüterek bütün Kürdistan parçalarındaki devrim haline gelerek, bütün Ortadoğu'nun devrimi haline gelerek ve böyle bir başarıyı ortaya çıkaracak gelişmeler yaratarak, böyle başarı yaratacak güce ulaşarak başladığı dönemdeki amaçlarını da aşan bir başarı, gelişme ortaya çıkarmıştır. 15 Ağustos kesinlikle böyle büyük bir devrimci hamle olarak görülmelidir. Sadece Kürt halkı açısından değil, bugün Ortadoğu'daki tüm halkların özgürlük ve demokrasi hamlesi umudunun gelişmesi açısından büyük gelişmeler sağlanmıştır. 15 Ağustos hamlesiyle Kürtlerin büyük başarılar kazanması, Arapları da, Farsları da, Türkleri de herkesi umutlandırmıştır. Herkes de Kürtler bunu yapabiliyorsa bizler de yapabiliriz anlayışını ve zihniyetini geliştirmiştir. Evet en güçsüz toplum, en baskı altında olan toplum 15 Ağustos gerilla hamlesiyle büyük başarılar elde ediyorsa, diğer toplumlar, örgütler mücadele verirlerse daha büyük başarılar elde edebilirler. Bugün Rojava’da Arap gençlerinin YPG’ye katılması , DAİŞ’e karşı savaş vermesi, onların da kendini örgütlemesi, bu zihniyetin bir sonucudur. 15 Ağustos Hamlesinin yarattığı gelişmelerin sonucudur. Bir dönem sonra kuzey Suriye'de ortaya çıkan Arapların kendi devrimci örgütlerini kurma, devrimci mücadelesini çıkarma anlayışı bütün Ortadoğu'ya yayılacaktır. Arap gençleri öz gücüne dayanarak birçok çalışma yaratılabileceğini gördükten sonra bu zihniyet ve pratik tabii ki yerinde durmayacak, bütün Suriye'ye ve Ortadoğu'ya yayılacaktır. Bu yönüyle 15 Ağustos’un artık Kürt halkının özgürlük ve demokrasi hamlesi olmaktan çıkıp Ortadoğu halklarının özgürlük ve demokrasi hamlesi haline geldiğini ve böyle bir hamlenin yaratıcısı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
15 Ağustos hamlesinin 33. yıldönümünde Kürt halkını, Kürdistan’ın bütün parçalarındaki gelişmeleri ortaya çıkaran; Kürt halkında özgürlük ve demokrasi tutkusunu derinleştiren, sosyal devrimi, demokratik devrimi, kültür devrimini, ulusal devrimi yaratan, ulusal birliği yaratmada çok önemli rol oynayan, Kürtlerin güçlenmesi, mücadeleyi geliştirmesi temelinde Ortadoğu’daki demokratik devrimi tetikleyen 15 Ağustos devrimini, Kürt halkının özgürlük devrimini, Ortadoğu halklarının özgürlük ve demokrasi devrimi haline getiren Önder Apo'yu bu vesileyle selamlıyor ve tüm şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz.
15 Ağustos’un 33. mücadele yılına hareketiniz siyasi ve askeri olarak Kürdistan’ın dört parçasında nasıl giriyor?
33 yıllık mücadele destansı biçimde geçmiştir. Soykırımcı Türk sömürgeciliğine karşı yürütülen mücadele Kürdistan'ın tüm parçalarını etkilemiştir. Soykırımcı sömürgeciliğin en temel savunucusu Türkiye’dir. Türkiye sadece Bakurê Kurdîstan'da değil, Kürdistan'ın tüm parçalarında sömürgeciliğin savunucusudur. Kürt düşmanlığında öncüdür. Bunu da askeri ve siyasi gücüne dayanarak yapmaktadır. Böyle bir devlete karşı başlatılan 15 Ağustos Hamlesi, Bakurê Kurdîstan'da önemli başarılar elde edince, kalıcılaştığı anlaşılınca, artık bu mücadelenin yenilmeyeceği görülünce Bakurê Kurdîstan'da Kürt halkının sahiplenmesi, serhıldanlar gelişmiş, Bakurê Kurdîstan'da büyük bir ordulaşma ortaya çıkmış, bu tabii Kürdistan'ın bütün parçalarına yansımıştır. 15 Ağustos hamlesinin yarattığı gelişmeler sadece Bakurê Kurdîstan'da değil, Kürdistan'ın bütün parçalarında halka güven vermiş, umut vermiştir. Halkın yüzünü döndüğü kutup haline gelmiştir. Halk, Bakurê Kurdîstan'daki özgürlük mücadelesine bakarak, orayı izleyerek oradaki gelişmeleri görerek büyük moral almış, bu temelde de Kürdistan'ın bütün parçalarında halkın bilinçlenmesi, örgütlenmesi, kendine öz güven duyması, geleceğe umutla bakması gerçekleşmiştir. Bu da Kürdistan'ın diğer parçalarında Kürt halkının örgütlenmesini, mevcut iktidarlara karşı mücadele etmesini beraberinde getirmiştir. Eğer bugün sadece Bakurê Kurdîstan’da değil, Rojava’da, Rojhilat’ta, Başur’da halkın umudu gerillaysa, yine Rojava Devriminde görüldüğü gibi halkın örgütlü gücüyle, gerilla gücüyle büyük gelişmeler sağlandıysa, bugün Rojhilatê Kurdîstan’da en büyük özgürlük gücü 15 Ağustos çizgisinden, Önderlik çizgisinden ilham alan güçler ise, Başurê Kurdîstan’da her ne kadar bir federasyon olsa da Başurê Kurdîstan halkının da en büyük umudu, güvencesi gerillaysa, bunu sağlatan 15 Ağustos Hamlesidir.
Başurê Kurdîstan'da DAİŞ’in saldırmasıyla birlikte halkın en güvendiği gücün gerilla olduğu görüldüğü gibi, Özgürlük Hareketi'nin Başurê Kurdîstan’daki etkisinin bilindiğinden daha fazla olduğu anlaşılmıştır. Gerilla DAİŞ saldırısı karşısında direnen en büyük güç olmuştur. Şengal’de de, Maxmur’da da, Kerkük’te de gerilla direnmiştir. Hewler’in boşalmasını gerilla önlemiştir. Soran bölgesinde halkın DAİŞ saldırısı karşısında umutsuzluğa düşüp bulunduğu yerleri terk etmesinin önüne gerilla geçmiştir. 15 Ağustos hamlesinden etkilenen Rojava Devrimi insanlığın başına bela olan DAİŞ’e karşı en etkili mücadeleyi vermiştir. Eğer DAİŞ yenilgiye doğru gidiyorsa, her yerde DAİŞ’e karşı Suriye rejiminin, Irak'ın, başka güçlerin mücadele etme iradesi ortaya çıkmışsa, bunu sağlatan kesinlikle 15 Ağustos çizgisinde DAİŞ’e karşı mücadele eden gerilladır, yine bu çizgi temelinde Rojava Devrimini geliştiren, DAİŞ’e karşı mücadele eden QSD güçleridir. Bu yönüyle 15 Ağustos 33. yılında etkisini bütün parçalara yaymıştır.
Şu anda Ortadoğu'da süren Üçüncü Dünya Savaşı koşullarında en inisiyatifli, siyasal gelişmeleri belirleyen, herkesin dikkate aldığı temel güç Kürt Özgürlük Hareketi’dir. Türkiye bile bugün Ortadoğu'da süren Üçüncü Dünya Savaşında etkisiz hale gelirken, Kürt Özgürlük Hareketi Ortadoğu'da süren Üçüncü Dünya Savaşının en temel aktörüdür; gelişmeleri etkileyen en temel güçtür. Şu anda Üçüncü Dünya Savaşı Suriye'de odaklanmıştır. Suriye'de Önder Apo çizgisinde etkilenen Demokratik Suriye Güçlerinin, PYD’nin, devrimci güçlerin Suriye dengelerinde belirleyici rolü vardır. Şu anda Kürt Özgürlük Hareketi dünyanın en itibarlı siyasi gücüdür. Bu kesinlikle böyledir. Dört parça Kürdistan'da en etkili askeri ve siyasi güçler Önderlik çizgisinde örgütlenen siyasi güçler ve gerilla güçleridir. Bu tartışmasız bir gerçekliktir.
Bakurê Kurdîstan'da Türk devleti ağır saldırılar yapmasına rağmen 33 yıldır Türk devletinin bütün saldırılarını boşa çıkaran ve sonuçta kazanan Kürt Özgürlük Hareketi’dir. Bugün AKP-MHP faşizmi varsa, Tayyip Erdoğan ve şürekâsı demokrasi güçlerine ve Kürt Özgürlük Hareketi'ne azgınca saldırıyorsa, bunun nedeni, özgürlük mücadelesi karşısında zayıf düşmesidir; Özgürlük Hareketimize karşı yürüttüğü savaşta takatten düşmesidir. Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı savaş AKP iktidarını çökme noktasına getirmiştir. Kendisi Özgürlük Hareketi'ne karşı çöktürme planı yapmış, ama bu yaptığı çöktürme planı AKP iktidarını çöken, çöktürülen noktaya getirmiştir.
Bugün Türkiye'deki siyasal gelişmeleri belirleyen Kürt Özgürlük Hareketi’dir. Her ne kadar Erdoğan bunu örtmek, saptırmak için Fethullahcılardan bahsetse de sorun o değildir. Fethullahcılar çeşitli batı yanlısı ulusalcılarla birlikte girişimde bulundukları darbe başarısız olduktan sonra etkisizleşmişlerdir. Fethullahcılar, ordu içindeki AKP iktidarından rahatsız olan, AKP'nin zihniyetinden, siyasal karakterinden rahatsız olan, AKP'nin içeride ve dışarıda Türkiye'yi getirdiği durumdan rahatsız olan ordunun önemli kademelerindeki kişi ve çevrelerle ilişki içinde bir askeri darbe gerçekleştirmek istemiş, ama başarısız kalmışlardır. Bu darbe girişiminin başarısızlığında sonra bu kesimler yapılan operasyonlarla tamamen etkisiz hale getirilmişlerdir. Etkisiz hale geldikleri halde sürekli gündemde tutulmaları, esas olarak Kürt halkının özgürlük mücadelesini ve demokrasi güçlerini ezmek içindir. Demokrasi güçleri ve Kürt halkının özgürlük mücadelesini ezmek için sürekli Fethullahcılardan ve 15 Temmuz’dan söz edilerek saldırılarına meşruiyet kazandırmak istemektedirler. Karşılarındaki en temel gücün Kürt Özgürlük Hareketi olduğu açıktır. Bugün Kürt Özgürlük Hareketi bütün saldırılara rağmen Kürdistan'daki en etkili güçtür. Bakurê Kurdîstan'da, Başur’da, Rojava’da, Rojhilat’ta, bir bütün olarak Ortadoğu'da kim Kürt Özgürlük Hareketi'nin askeri ve siyasi gücünün zayıf olduğunu söyleyebilir? 15 Ağustos hamlesiyle 33 yıldır gelişen, bu mücadeleyle siyasal, sosyal, ulusal alanda güçlenen Kürt Özgürlük Hareketi, şu anda en güçlü dönemini yaşamaktadır.
Kim Kürt Özgürlük Hareketi'nin Ortadoğu'da süren Üçüncü Dünya Savaşı koşullarında etkisiz ve zayıf olduğunu söyleyebilir? Olaya bütünlüklü bakıldığında Kürt Özgürlük Hareketi 15 Ağustos hamlesinin 34. mücadele yılına girerken siyasi ve askeri olarak Kürdistan'ın tüm parçalarında etkili konumdadır. Sadece Kürdistan'da değil, Türkiye'de, Suriye'de, Irak'ta, İran'da etkili konumdadır. Yani Kürt Özgürlük Hareketi sadece Kürdistan'da değil, Kürtlerin yaşadığı tüm ülkelerde siyasi olarak etkili olmuştur. Kürtler artık sadece kendi bulundukları coğrafyada siyasi güç değiller; yaşadıkları bütün ülkeleri etkilemektedirler. Özgürlükçü duruşlarıyla, demokratik duruşlarıyla, mücadeleleriyle, örgütlülükleriyle, zihniyetleriyle kesinlikle Türkiye siyasetini etkiliyorlar, Suriye siyasetini, Irak siyasetini, İran siyasetini, bütün Ortadoğu'nun siyasetini ve gelişmeleri etkiliyorlar. Bu bir gerçektir. Kürt’ün siyasi ve askeri gücü Ortadoğu'da böyle bir düzeye gelmiştir. Bunda da tabii PKK öncülüğü vardır, 15 Ağustos’un 33 yıldır kesintisiz sürmesi vardır. Bugün gerilla Karadeniz’den Dalaho’ya kadar, Amanoslardan Kerkük’e kadar, Afrin’den, Şengal’den her tarafta kadar askeri olarak var olduğu gibi, siyasi güç olarak da tüm Ortadoğu ve dünya ülkeleri tarafından dikkate alınmaktadır. Öyle ki son birkaç yılda yaşadığımız diplomatik trafik fazlasıyla yoğunlaşmıştır. Şu anda Özgürlük Hareketi ile görüşmeyen, görüşmek istemeyen tek bir siyasi güç yoktur. Bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Artık Türkiye'nin Kürt Özgürlük Hareketi için şöyle terör örgütüdür, terör listesindedir söylemlerinin hepsi boştur. PKK hakkında çeşitli zamanlarda alınmış kararlar artık şekilsel, biçimsel bir karardan, listelerden öteye bir anlam taşımamaktadır. Öz itibariyle onlar yerle bir olmuştur.
Bugün terörü destekleyen, insanlık dışı güçleri destekleyen bir güç varsa bu da Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarıdır. Zaten Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı insanlık dışı çeteleri destekleyen güçler listesinin başında bulunmaktadır. Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı bugün insanlık için tehlikeli olan güçleri destekleyen, besleyen bir duruma düşmüştür. Bugün Katar ile ilişkisinden dolayı dışlanan kimdir? Arap dünyası ile karşı karşıya gelen kimdir? Erdoğan’dır. DAİŞ’i, El Nusra’yı bir siyasal enstrüman olarak kullanmak istemiştir. Onları kullanarak Suriye'de de Ortadoğu'da da güç olmak istemiştir. Böyle bir kirli savaşın içine girmiştir. DAİŞ’in Suriye'de güçlenmesinin, dünyanın başına bela olmasının, Avrupa’da bu kadar eylem yapmasının en temel müsebbibi Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarıdır. Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı güya onları kullanarak Kürt Özgürlük Hareketi'ni ezecek, Rojava Devrimini ezecek, Suriye'de onlar etkili olacak, onların üzerinden de Ortadoğu'da politika yapacaktı. Bu nedenle en kirli işlere girmiştir. Türkiye'nin yaptığı kirli işler daha açığa çıkmamıştır, çıkacaktır ve yargılanacaktır. Bu tabii Türkiye'nin değil, AKP iktidarının yargılanması olacaktır. Ama AKP iktidarı şimdi yargılanmamak için Türkiye imkanlarına dayanarak iktidarda kalarak kendisini ayakta tutmaya çalışıyor. Ama bunun hesabı mutlaka sorulacaktır.
Şu anda Ortadoğu'da AKP iktidarının mı siyasi etkisi fazladır, yoksa Kürt Özgürlük Hareketi'nin mi? Kesinlikle Kürt Özgürlük Hareketi'nin askeri ve siyasi etkisi AKP iktidarından daha fazladır. AKP iktidarının itibarı bitmiş ve tükenmiştir. Türkiye'nin imkanlarını kullanarak, Türkiye'nin potansiyelini kullanarak kendini ayakta tutmaya çalışmaktadır. Yoksa bitmiştir. Kendi gücüyle değil, Türkiye'nin potansiyelleriyle varlığını sürdürmeye çalışan bir siyasi iktidar bulunmaktadır. Ama Kürt Özgürlük Hareketi 33 yıllık askeri ve siyasi mücadelesiyle, demokratik zihniyetiyle, özgürlük duruşuyla, demokratik karakteriyle bugün Ortadoğu'da süren Üçüncü Dünya Savaşı ortamında, kaos ortamında tek alternatif çözümleri olan bir harekettir. Mezhepçilikten, milliyetçilikten uzak, demokratik ulus anlayışıyla, demokratik toplum karakteriyle Ortadoğu'daki tüm sorunların çözüm gücü, ilacı haline gelmiştir. Sadece 33 yıllık askeri ve bunun yarattığı siyasi gücüyle değil, ideolojik gücü ve önerdiği siyasi projelerle de bugün Ortadoğu'nun en etkili gücü haline gelmiştir. Kürt Özgürlük Hareketi Üçüncü Dünya Savaşının sürdüğü Ortadoğu'da böyle bir aktör durumundadır. Şu anda askeri ve siyasi olarak çok büyük başarılar elde ettiği gibi, daha büyük başarılar elde etmenin düşünce gücüne, örgüt gücüne, askeri gücüne sahiptir. En başta da ideolojik gücü, düşünce gücü, önerdiği projeler Kürt Özgürlük Hareketi'ni Ortadoğu'nun etkili ve en büyük gücü haline getirmiştir. Kürt Özgürlük Hareketi bu karakteriyle bundan sonra daha etkili olacak ve daha büyük başarılar elde edecektir. Kimse Kürt Özgürlük Hareketi'nin düşünce gücüyle, bu örgüt anlayışıyla, bu mücadele kararıyla daha büyük gelişmeler yaratmasının önüne geçemeyecektir. Bunun altını rahatlıkla çizebilirim.
Türk devleti Kürt Özgürlük Hareketi'ne niye bu kadar saldırıyor? Niye çöktürme planı hazırladı? Niye Dolmabahçe Mutabakatını reddetti? Niye 7 Haziran seçim sonuçlarını reddetti? Şunu gördü; Kürtler Ortadoğu'da çok güçleniyor, yükselen bir hareket, yükselen bir Kürt gerçeği vardır. Bunun önüne geçmek için şehirleri yakıp yıktı, bu kadar saldırı yaptı. Hala bu kadar saldırı yapmasının nedeni, Kürt Özgürlük Hareketi'nin Türkiye'de ve Ortadoğu'daki siyasi ve askeri gücünden duyduğu korkudur. Bu yükselen gücü kırmak için bu kadar saldırıyor. Ama nafile, Kürt halkının özgürlük mücadelesini paraya dayanarak, askeri güce dayanarak yıkmak mümkün değildir. Karşısında 33 yıllık gerilla gücü olduğu gibi, 40 yıldan fazladır siyasi tecrübesi olan bir hareket var, bir halk var. Sürekli kendini yenileyen, mücadeleyi yeniden yeniden üreten bir halk gerçeği var. Bu 40-45 yıllık bir mücadeleyle yaratılmıştır. Yeni bir halk yaratılmıştır. Bu halk gerçeğine dayalı olarak Kürt Özgürlük Hareketi bugün sadece Bakurê Kurdîstan'da ve Türkiye'de değil, Rojava’da da, Başur’da da, Rojhilat’ta da, tüm Ortadoğu'da da siyasi olarak en etkili güçtür. Her güç zayıflarken, gerilerken, Ortadoğu'da yaşanan Üçüncü Dünya Savaşı içinde çıkmazı yaşarken, çözümsüzlüğü yaşarken, sorunlara herhangi bir çözüm projesi üretemezken, Kürt Özgürlük Hareketi demokratik ulus ve demokratik konfedeeralizm anlayışıyla, kadın özgürlük çizgisiyle demokratik topluma dayalı köklü demokrasi anlayışıyla tüm sorunları çözecek bir güç haline gelmiştir. Sorunların çözümünün öncü gücüdür. Çözümde öncüdür, inisiyatiflidir. Böyle bir güç tabii ki Ortadoğu'da herkesle ittifak yapacak ya da herkesin ittifak yapacağı bir siyasi ve askeri güç olacaktır.
Niye bugün herkes Kürt Özgürlük Hareketiyle ilişki arıyor, gerillayla ilişki arıyor? Rojava Devrimiyle ilişkileniyor? Bunun nedeni, sadece burada çözüm gücü var. Onun için buna dayanarak, bunu temel alarak herkes Ortadoğu'daki Üçüncü Dünya Savaşı ortamından, bu kaostan çıkmak istiyor. Bu kaostan çıkışın yolu, Kürt Özgürlük Hareketiyle ilişkilenmektir, onun siyasal ve toplumsal projeleriyle bir uzlaşma içine girmektir; bu projelere ve siyasi çizgiye yakın durmaktır. Çünkü sadece bu siyasi çizgi her kesin siyasi etken olmasını sağlayacak karaktere sahiptir. Bu yönüyle Kürtler Üçüncü Dünya Savaşında, 21. yüzyılda Ortadoğu'nun yükselen halkı haline gelmiştir. Bunu da sağlatan Kürt Özgürlük Hareketi'nin askeri ve siyasi gücüdür. Tabii ki bu askeri ve siyasi gücü ortaya çıkaran da Önder Apo'nun ideolojik çizgisidir, kadın özgürlükçü, ekolojik, demokratik toplum paradigmasıdır; tarihsel toplumu çözümleyerek Ortadoğu için ortaya koyduğu çözüm projeleridir. Bu çözüm projeleri bugün Ortadoğu'da etkili olmaktadır, önümüzdeki yıllarda daha da etkili olacaktır. Önderliğin düşünceleri, projeleri, siyasi gücü giderek sadece Kürtler tarafından değil, bütün halklar tarafından benimsenecek; mevcut askeri ve siyasi güç ve etkinlik bu ideolojik çizgiye, bu çözüm projelerine, bu siyasi yaklaşıma dayanarak daha büyük gelişmeler gösterecektir.
Atılımın komutanı Agît başta olmak üzere, bu tarihi direnişte yer alan komutanları ve savaşçıları nasıl anlatırsınız?
Gerillada mücadelesinde bir söz vardır; savaşçılar komutanın aynasıdır. Dolayısıyla komutan da bütün diğer savaşçıları ve komutanları belirler; onları şekillendirir. Bu açıdan tek tek 15 Ağustos atılımında yer alanları saymak yerine, Agît kişiliği ve bunun gerilla savaşında, özürlük mücadelesindeki yerini anlatmak çok önemlidir. Aslında 15 Ağustos Atılımı’nın komutanı olan Agît’i ve diğer savaşçıları anlamak açısından Agît’in yazdığı günlükleri okumak bile yeterlidir. O günlüklerde bile PKK militanlığının nasıl iradeli olduğunu, nasıl disiplinli olduğunu, hedefe nasıl kilitlendiğini, önüne bir hedef koyduğunda nasıl yoğunlaştığını, bunu başarıya ulaştırmak için nasıl didindiğini çok iyi görmek mümkündür. Agît’in günlüğündeki o tarz, o yaklaşım esas olarak Önder Apo'nun Agîtlere, komutanlara yansımasıdır. Zaten Önder Apo'yu anlamadan, Önder Apo'nun yönetim anlayışını anlamadan, Önder Apo'nun devrimci anlayışını, kararlılığını anlamadan Kürdistan'da komutan olmak, 15 Ağustos Hamlesini başlatmak mümkün olamazdı. Agît en başta da Önder Apo gerçeğini anladığı için, Önder Apo gerçeğinin istediği militanlığı, komutanlığı anladığı için 15 Ağustos Atılımını başlatmada başarılı olmuştur. 15 Ağustos’un başarılı bir eylemle başlaması bile büyük anlam taşır, büyük başarı taşır. Eğer 15 Ağustos hamlesi başarılı bir eylemle başlamasaydı, disiplinli, örgütlü, sonuç alıcı bir eylemle başlamasaydı, bu bile 15 Ağustos hamlesinin Karakterini, geleceğini çok fazlasıyla etkilerdi. 15 Ağustos’un başarıyla gerçekleşmesi, bu hamleye hazırlanan komutanların başarıya kilitlenmiş komutanlar olduğunu gösterir.
Önder Apo'nun başarılı olmak için Kürdistan'daki soykırımcı özel savaşa karşı, kirli savaşa karşı nasıl bir komutan olunması gerektiği konusundaki değerlendirmeleri Agît şahsında somutlaşmıştır. Agît, kesinlikle Kürdistan devriminde başarıyı getirecek komutan kişiliğidir, komutanlık tarzıdır. Agît, üslubuyla, tarzıyla, yöntemiyle, temposuyla kesinlikle zafer komutanlığıdır. Kürdistan'da özel savaşa karşı, soykırımcı sömürgeciliğe karşı, kirli savaşa karşı zaferi kazandıracak özelliklere sahiptir. Bu tabii en başta da Önderlik çizgisini, ideolojiyi kavramadır. Şunu söyleyebiliriz; Önderlik 15 Ağustos Hamlesini hazırlarken bütün kadroları, bütün savaşçıları büyük bir ideolojik eğitimle donatmıştır. Büyük bir ideolojik eğitimle, donanımla onları savaşa hazır hale getirmiştir. Öyle ki, yapılan eğitimlerle neredeyse komutanların hepsi o günün koşulları ortamında birer broşür yazacak hale gelmişlerdir. PKK çizgisini, Önder Apo çizgisini broşüre, kitaba dönüştürecek düzeyde bir ideolojik derinliğe, ideolojik yoğunlaşmaya ulaşmışlardır. Önder Apo başarıyı ideolojik çizgide gördüğü için, ancak ideolojik çizgisinin askeri başarılar getirebileceğini, gerillayı başarıya götüreceğini, soykırımcı sömürgeciliğin her türlü saldırısı karşısında ayakta kalabileceğini bildiği için bütün komutanları ideolojik donanımdan geçirmiştir.
Agît’in düşünce düzeyinin, karar düzeyinin, tutumunun net olması, ideolojik netliğinden ileri gelmiştir. Önder Apo'ya başından beri büyük inanmıştır. Zaten bu inanış Önder Apo'nun ideolojik çizgisini daha rafine, daha sade, daha bütünlüklü kavramasına yol açmıştır. Önder Apo'yu anlama tabii ki bir yönüyle de Önder Apo'ya yaklaşımla bağlıdır. İdeolojiye yaklaşımla bağlıdır. İdeolojiye yaklaşımı yetersiz olan, Önder Apo'yu anlama konusunda gereken yoğunlaşma içinde olmayan, yetersizlik içinde olanlar tabii ki ideolojik donanımlarda zayıf kalırlar; derinleşmez, yüzeysel kalırlar. Bu yönüyle 15 Ağustos atılımının komutanları Önder Apo'yu anlayarak, ideolojiyi anlayarak 15 Ağustos Hamlesine hazırlanmışlardır. Önder Apo, 15 Ağustos atılım hamlesine hazırlanırken yoğun bir ideolojik mücadele içinde olmuştur. Kişilik değişimi dönüşümü içinde olmuştur. Hem ideolojik derinlik, hem de buna göre şekillenmiş kişilik, savaş kişiliği, mücadele kişiliği, komutan kişiliği oluşturma üzerinde özellikle durmuştur. Önder Apo Kürdistan'da yürütülen mücadelenin zor olduğunu, kolay olmayacağını, zorluklara karşı mücadele edilerek başarı kazanılacağını bildiğinden komutanı da savaşçıyı da böyle yetiştirmiştir; ruh kazandırmıştır, onları büyük savaşçı haline getirmiştir. Eğer böyle olmasaydı 15 Ağustos Hamlesi başarılı olamazdı. Önder Apo bunu kendisi söylüyor. Ben bir militanı nasıl yarattım, bir militanı nasıl savaşır hale getirdim, bu bile bir destan konusudur, bir roman konusudur biçiminde değerlendirmektedir. Gerçekten de öyledir. 12 Eylül sonrası, o zor koşullarda komutanı ve savaşçıyı savaşa hazırlamak, onları bu savaşta başarıya inandırmak, kararlı olarak düşmanın üzerine yürütmek çok çok önemlidir.
15 Ağustos’un komutanları Agît başta olmak üzere bu karakterlere sahiptiler. Onlar zafere inanıyorlardı, başarıya inanıyorlardı. Kürdistan'da Önderlik çizgisinde mücadele yürütüldüğünde başarının kesin olduğuna inanıyorlardı. Bunun için 15 Ağustos Atılımında kararlıca yer aldılar. Onun için daha sonraki savaş içinde birçoğu şehit düştü. Onlar şehit düşeceklerini biliyorlardı, ama şehit düştükten sonra onların çabalarının, emeklerinin daha büyük değerler yaratacağına inanıyorlardı. Kürdistan devriminin gelişme diyalektiğini anlamışlardı. Önder Apo Kürdistan devriminin gelişme diyalektiğini, nasıl gelişeceğini onlara derinliğine anlatmıştı, kavratmıştı. Bu yönüyle Kürdistan devriminde direnmek, şehit olmak büyük gelişmeler yaratmak anlamına geliyordu. Onun için bütün savaşçılar fedai olmuştur, komutanlar fedai olmuştur. Önder Apo komutanları ve gerillaları 15 Ağustos hamlesine gönderirken birçoğunuz şehit düşecek, ama Kürt halkının kurumuş damarlarını canlandıracaksınız, bir halkı yeniden dirilteceksiniz, demiştir. Bu tarihi direnişte yer alan komutanların, militanların hepsi fedaice görevlerinin başına gitmişler, fedaice bu atılımda yer almışlardır. 15 Ağustos atılımının başlangıcı fedailikle olmuştur, fedai ruhla olmuştur.
Bugün eğer Kürdistan'da bu düzeyde fedailik gelişiyorsa bunda tabii ki 14 Temmuz’un etki, şehadetleriyle ülkeye dön çağrısının rolü büyük olmuştur. Önder Apo'nun çabasıyla, 14 Temmuz’un etkisiyle, mücadelenin fedai ruhla yürütülmesi, mücadelenin daha içerikli ve yeterli hale gelmesi gerçeği ortaya çıkmıştır. Bu açıdan şu söylenebilir; 15 Ağustos hamlesi fedailer hamlesidir. Yaşamlarını ortaya koyan fedailer hamlesidir. Kendi yaşamlarıyla Kürdistan'ın yeniden dirilişine inanan büyük devrimcilerin, büyük yurtseverlerin, büyük komutanların hamlesidir. 15 Ağustos bu kişiliklerle başarılı olmuştur, bu kişiliklerle 33 yıldır kesintisiz sürmektedir. Bu direniş büyük başarılar elde etmektedir. Agît daha Batman’dayken, Apocu hareketle tanışır tanışmaz, Mazlum Doğan’la tanışır tanışmaz bu Hareketin, bu mücadelenin başarısına inanmıştır. Mazlum Doğan’ın ideolojik donanımının, derinliğinin yarattığı inanç ve kararlılık doğrudan Agît’e de yansımıştır. Agît, Mazlum gibi ideolojik bir önder şahsında ideolojinin toplumu ve bireyi nasıl değiştireceğini görmüştür. Mazlum’daki büyük inancı, büyük kararlılığı kendisine yedirmiştir. Agît’in büyük başarısında böyle bir ideolojik derinlik vardır. İdeolojikleşmenin başarıyı getireceğine inanç vardır. Önder Apo çizgisinin, PKK çizgisinin mutlaka özgürlüğe kavuşturacağına inanç vardır. Bu inancı daha küçük bir örgütken taşımak çok çok önemlidir. Bugün hepimiz Kürtlerin büyük kazanacağına, PKK'nin büyük kazanacağına inanabiliriz, ama o gün daha küçük bir örgütken, 12 Eylül ortamında daha gerillanın başarısı belli olmamışken Agît’in Önderlik çizgisine, PKK çizgisine büyük inanışı vardır.
İşte o dönemin komutanlarının karakteristik özelliği budur. İmkansızlık ortamında, daha imkan yok, daha büyük gelişme yok, ordu yok, cephe yok, bu kadar halk desteği yok, ama Agît başta olmak üzere bütün komutanlar, bütün militanlar PKK'nin başarısına inanmışlardır. Önder Apo çizgisinin, Önder Apo'nun Önderlik duruşunun özgürlük mücadelesini başarıya ulaştıracağına inanmışlardır. Bu çok önemlidir. Daha küçük bir örgütken, daha ortada çok fazla bir şey yokken başarıya inanmak, zaten başarının kendisidir. Böyle ortamda başarıya kilitlenmek zaten zafere kilitlenmektir. Agît yoldaş ve bu hamleye katılan tüm komutan ve savaşçılar o zamanın zor koşullarında, daha gerilla mücadelesi başlamamışken, başlatılacak gerilla hamlesinin, Önderlik çizgisinin, bu hareketin, bu hareketin örgüt anlayışının, militan anlayışının, eylem çizgisinin, mücadele tarzının, temposunun, yönteminin mutlaka kazanacağına inanmışlar ve buna inandıkları için bu değerleri de kendilerinde somutlaştırmışlardır. Agît başta olmak üzere o dönemin bütün komutanlarının, bütün savaşçılarının bu gerçeği özümsediklerini, benimsediklerini söylemek gerekiyor. Zaten çoğu şehit düşmüştür. Ama ne olmuştur? Onlar şehit düşmüştür, ama bir halk ayağa kalkmıştır.
15 Ağustos başarı kazanmıştır. Büyük devrimler gerçekleştirmiştir. İşte bu büyük devrimlerin gerçekleştirileceğine 15 Ağustos’un büyük komutanı Agît ve tüm komutanlar ve savaşçılar inanmıştır. O bakımdan 15 Ağustos ruhunu anlamak lazım. 15 Ağustos hangi ruhlu, hangi anlayışla başarıldı; 15 Ağustos ruhu nedir? Bunları anlamak ve bilmek lazım. 15 Ağustos ruhu, daha gerilla yeni başlamışken, bu kadar imkan yokken, halk desteği bu kadar değilken, zorluklar varken gerillanın zafer kazanacağına inanmadır, inanılmasıdır. 15 Ağustos ruhu budur. Şimdi bu ruhla başarı kazanan 15 Ağustos hamlesi, bugünün koşullarında Özgürlük Hareketi'nin imkanlarının, halk desteğinin bu kadar geliştiği koşullarda tabii ki daha büyük başarılar ve zaferler kazanır. O açıdan kadrolar, militanlar, savaşçılar dahil her kesin ve tüm halkımızın 15 Ağustos’u gerçekleştiren komuta kişiliğini, zafere inanç kişiliğini, başarıya kilitlenme kişiliğini doğru anlamaları gerekir. Bu doğru anlaşılır, içselleştirilirse Kürt için yenilgi yoktur, Kürt için zaferden başka seçenek yoktur. 15 Ağustos’un komutanları ve savaşçıları, onların ruh hali, onların ruhu, militan kişiliği bize bu gerçeği öğretmektedir. Zaten bu gerçek 33 yıldır kendisini kanıtlamış bulunmaktadır.