Uluslararası komplonun 15. yılında, komploya karşı bilinçli ve örgütlü mücadelenin gerçek boyutları ve anlamı daha fazla açığa çıkmıştır. Aynı zamanda komplonun kapsamı ve hedefleri de daha görünür hale gelmiştir. Anlaşılıyor ki, Kürt sorunun demokratik çözümü Ortadoğu coğrafyasını demokratik toplum ve özgür yaşama açacak alternatif demokratik modellerin hızla yayılacağı bir bölge haline getirecektir. Başından beri uluslararası komplonun hedeflediği esasta oldukça jeostratejik konumda olan Ortadoğu'da demokratik toplum yapılarının gelişiminin önünü alacak ve sonuna kadar kapitalist uluslararası hegemonyanın kontrol edebileceği bir kaos üzerinden kendisini yapılandırabileceği bir bölge halinde tutmaktır. Bölgesel hegemonyasını muhafaza etmekten öte, daha sistemsel ve kapitalist çağın temel paradigmanın kendisini restore etmesidir.
Uluslararası komplo ile başlayan süreç, Ortadoğu'yu geri dönüşü olmayan bir değişimin ve yeni bir dönemin eşiğine getirmiştir. Her şey bu dönüşümün etrafında şekillenmektedir. Ortadoğu'ya gerçek anlamda bir aydınlanma ve demokratik uluslar çağına girecek, ya da kaos içerisinde her türlü dış müdahale ve kapitalizmin mühendislik operasyonlarıyla ideolojik-kültürel ve siyasal olarak uluslar arası hegemonyanın şekillendireceği bir bölge olacaktır. Bu müdahalelerin boyutları ve biçimlerini şimdiden oldukça somut ve güncel olarak yaşıyoruz.
Son süreçlerde yaşanan müdahaleler ve provokasyonlar demokratik çözüm sürecinin sona erdirilmesine, savaşın yeniden başlamasına yönelik geliştirilmektedir. Önde AKP-Cemaat çatışması gibi görünse de –ki, kuşkusuz kendi aralarında bir iktidar kavgası vardır-, fakat arkasında çok kapsamlı planlar ve projeler yatmaktadır. Bizzat ABD'nin CIA eliyle, Ulusal Güvenlik Konseyi ve Dışişleri Bakanlığı tarafından Ortadoğu'ya yönelik kapsamlı ideolojik-siyasi ve kültürel müdahaleler gerçekleştirilmekte. Medyaya, partilere, STÖlere yönelik yürütülen örtülü operasyonlar ve milyarlarca dolar ödeneklerle demokratik çözüm süreci provoke edilmek istenmektedir. İslamiyetin demokratik, anti-kapitalist özü ideolojik operasyonlarla çarpıtılmaya çalışılmaktadır. Bunun için sayısız ülkede bizzat dini kurumlara, İslamcı okulların inşasına, medrese hocalarının eğitimine, söz konusu ülkelerden bursla sahte İslami kadrolar devşirmeye, dini eğitim müfredatlarına müdahale, web sayfalarını kurmaya kadar kapsamlı müdahale operasyonları gerçekleştirmektedir.
En kapsamlı müdahaleler ideolojik alanda ve özellikle İslamiyete yönelik yapılmaktadır. Son süreçte özellikle sosyal medya üzerinden ortalığa saçılan montajlanmış, anlam bütünlüğünden koparılarak çarpıtılmış görüntüler ve arkasındaki güçler göz önüne getirildiğinde ajan-provokatör örgütler eliyle giderek bölge düzeyinde meşruiyet ve itibar kazanan demokratik çözüm Önderliği itibarsızlaştırılmaya çalışılmaktadır. Bunun için çirkin ve kirli yöntemler ve ajanlığı tescilli çevreler devreye konulmaktadır. Esas hedef demokratik çözüm sürecinin bitirilmesidir. Ortadoğunun demokratikleşmesinin önünü almaktır.
Bu kadar köklü bir kimliği olan Ortadoğu, hala günümüzde, binlerce yıl sonra bile kültürel, dinsel ve toplumsal gelişim ve yayılma potansiyelini göstermektedir. Tarihsel gelişimi ile hem oldukça yaşlı bir bölge, hem de mevcut insan gücü ile günümüz evrensel demografik yapı içerisinde en genç bölgelerdendir. Muazzam bir insan gücü var. Muazzam enerji kaynakları var. Bütün dinlerin bu bölgede çıkmasının ve buradan yayılmasının toplumsal-tarihsel sebepleri var. Bölgenin yaşanmışlığı ve hakikati karşısında kapitalizm bütün projeleri ve maddi yapısallığı ile bölgeye istediği derinlikte ve kapsamda müdahaleyi gerçekleştirememektedir. Oldukça tehlikeli bir konumda, sonuçlarını hiçbir zaman tam bilemeyeceği bu müdahaleciliği ile kendi hegemonya hesaplarının sınırlarına varmış bulunmaktadır. Avrupa Ortadoğu gerçekliği karşısında yaşadığı tecrübelerle biraz daha ağzı yanmış; ABD ise bütün sonradan görme kaba-düz pragmatik aklı ile ateşle oynamaktadır. Uluslararası komplo bütün çirkinliği ve amaçları ile ortaya çıkmış bulunmaktadır. Önderliğimize karşı geliştirilen komplo süreci sadece Kürt halk iradesine karşı değil Ortadoğulu tüm halkların demokratik iradesine ve demokratik yaşam şansını yeniden yakalama olasılığına karşı da geliştirilmiş bir komplodur. En başta da Kürt ve Türk halklarına karşı geliştirilmiş bir komplodur. Kürtler şahsında savaşa sürülmek istenen Ortadoğu halkları ve coğrafyasıdır. Ve Kürtler dimdik ayakta; Ortadoğu'nun demokratikleşme hamlesinin en temel dinamiği konumunda.
15 Şubat uluslararası komplosu bir Ortadoğu projesidir
Kürt halkı 15. yıldönümünde uluslararası komploya karşı bütün alanlarda ayakta; komplonun hedefleri ve amaçları konusunda 15 yılı aşan bir aydınlanma ve bilinçlenme ile örgütlü demokratik mücadelede önemli bir tecrübenin ve birikimin sahibidir. Özgür ve örgütlü duruşu kadar, özellikle demokratik-özgür toplum perspektifi ve pratik deneyimi ile mevcut durumda Ortadoğunun temel demokrasi gücü konumundadır.