Hazırlayan: Tuğçe KARA
“Bizler muhalif gazeteci olduğumuz için içerideyiz. İktidarın değirmenine hiçbir şekilde şu taşımayacağız. Gazetecilik yapmaya devam edeceğiz. Gazetecilik halkın vicdanıdır, bunun aksi bir şekilde haber yapmamız mümkün değildir. Gazetecilik iktidarın üstünde bir kontrol mekanizmasıdır. Ben ‘Türk’ün gücünü göreceksiniz’ haberi yüzünden hedef alındım ve bunun için içerdeyim.”
13 Mayıs 2016 tarihinde Van’da tutuklandı. Kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Nedim Türfent’in 5. duruşması Hakkâri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 15 Aralık 2017 tarihinde görüldü. 19 aydır tutuklu bulunan Türfent mahkemeye SEGBİS’le katıldı. Türfent’in duruşmasını Türkiye Gazeteciler Sendikası üyeleri ve meslektaşları izledi. Duruşmada, gazeteci Nedim Türfent’e ‘örgüt üyeliği’ suçlamasıyla 7 yıl hapis cezası verildi.
Türfent’in cezası, ‘fiilin devamlılığı’ iddiasıyla 8 yıl 9 aya çıkarıldı. Türfent’in ilk duruşmasında yirmi dört tanıktan on üçü ifadelerinde işkence gördüklerini ve zorla ifade verdiklerini beyan etti. Geriye kalan 10’u açık, biri gizli tanık olmak üzere on bir tanıktan dördü ise sonraki duruşmalarda kendilerine işkence yapılarak konuşturulmak istendiklerini ve verdikleri ifadelerin bu işkencenin etkisi altında kayda geçirildiğini söylediler.
Kimlik tespitinin ardından duruşmada SEGBİS’le bağlanan tanık dinlendi. Tanık, okunan emniyet ifadesinin kendisine ait olmadığını belirtti ve “Emniyet’te bine yakın fotoğraf gösterdiler. Ben 9-10 kişi hakkında teşhis yaptım. Ekrandaki kişiyi tanımıyorum” dedi. “Türk’ün gücünü göreceksiniz” haberi yüzünden hedef alındığını ve bu yüzden tutuklandığını belirten Türfent’in dosyasında aleyhte delil olmamasına rağmen hakkında tahliye kararı olmadığı gibi 22.5 yıla kadar da hapis cezası istemi bulunuyor.
Hakkında hazırlanan iddianamede “Örgüt üyesi olmak” ve “Örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla suçlanan Türfent, Yüksekova’da geçen yıl ilan edilen sokağa çıkma yasağı sonrasında yaşanan hak ihlallerini haberleştirdiği için asker ve özel harekat polislerinin kullandığı sosyal medya hesaplarında ölümle tehdit edilmiş ve hedef alınmıştı.
Mektup Adresi:
Nedim Türfent
Van T Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi Van
İçeride de dışarıda da işkence
2014 yılında Amed Bağlar’da gözaltına alınmış. 9 Ekim 2014’de üç saat boyunca işkence görmüş ve işkencenin ardından Çelik’i soyarak bir arabanın bagajına atmışlar. Bagajda bulunan cam parçaları nedeniyle Çelik’in vücudunda kesikler ve derin yaralar oluşmuş. İşkence esnasında Çelik’in göz damarı yırtıldığı için gözyaşı üretemez hale gelmiş. İlaç ve yapay gözyaşı almazsa kör olma tehlikesi var. Yine işkence esnasında beş yerden burnu kırılmış ve bundan dolayı üç kez ameliyat olmak zorunda kalmış; ancak bir kez daha ameliyat olması gerektiği halde hastaneye sevki yapılmadığı için ameliyat olamıyor.
Uzun süren işkencenin ardından Çelik, Diyarbakır D Tipi Cezaevi’ne gönderilmiş. Ardından sırasıyla: Osmaniye Cezaevi’nde 3 ay, Tekirdağ 2 No’luda 7 ay, Tekirdağ 1 No’luda 5 ay, Elazığ T Tipi’nde 2 ay, Elazığ 2 No’luda ise 3 ay kalmış. Bu sürgünler elbette isteği dışında gerçekleşmiş. Elazığ T Tipi’nde zorla çıplak aramaya maruz kalan Çelik’i ayaklarından kaldıran gardiyanlar, elbiselerini zorla çıkartıp yere atmış. OHAL’den sonra da hiçbir şikâyetine cevap verilmemiş ve çoğu hakkı gasp edilmiş.
Dayakçı gardiyanlara takipsizlik
Çelik ve arkadaşları, başka arkadaşlarına mazgaldan selam verdikleri için yaklaşık 15-20 gardiyan saldırıda bulunmuş. Saldırı; yumruklama, tekme, küfür, hakaret şeklinde gerçekleşmiş. Cezaevi idaresi tutsakları ne revire ne hastaneye götürmüş, ne de ilaç vermiş. Savcılığa yazdıkları yazı sonucunda savcılık talimatıyla gece hastaneye götürmüşler ve darpa ilişkin rapor verilmiş. İşkenceye maruz kaldıklarını belirten bir dilekçeyle savcılığa şikâyette bulunmuşlar; ancak gardiyanlar da onlar hakkında şikâyette bulunmuşlar. Ve ardından ona ve diğer arkadaşlarına 15’er gün hücre cezası verilmiş, sonunda ise takipsizlik kararı çıkmış.
Akrabalar aynı koğuşa gelemez!
Çelik’in kaldığı hapishanede açık görüşler iki ayda bir, sadece 20-25 dakika yapılabiliyor. Ailesiyle hiçbir teması olmasın diye görüş esnasında ailesiyle arasına masa konulmuş. Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi haftada 1 veya 2 kez veriliyormuş. Mektup alma ve gönderme süresi uzadığı gibi, kitap sınırlaması bu hapishanede de mevcut: Yalnızca 7 kitap.
Akraba olanların aynı koğuşa gelmesi, Elazığ hapishane yönetimi için büyük kâbus, birbirleriyle akraba olan tutsakların aynı koğuşta denk gelmemeleri için büyük çaba sarf ediliyor. Çelik’in aktarımına göre, bir hücrede 40 kişi birden tutuluyor ve bu hiç de insani değil.
Mektup Adresi:
Sinan Çelik
Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi Elazığ