
AKP’nin Türk devletinin geleneksel Kürt'ü inkar ve imha politikasından ayrı herhangi bir politikasının olmadığını belirten Duran Kalkan, "Bu halk da sahipsiz, güçsüz, iradesiz değil. İsteyene istediği dilden cevap verecek durumda" dedi.
PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, Med Nûçe TV’de yayınlanan Politik Alan programında Ersin Çelik’in sorularını yanıtladı.
Türk Milli Güvenlik Kurulu’nun 30 Ekim 2014 tarihli toplantısında alınan kararın uygulamaya konulduğunu belirten Kalkan, "Bu uygulama, Newroz’dan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İmralı’daki görüşmeleri, Dolmabahçe açıklamasını, müzakere hazırlıklarını reddeden ve ondan sonra HDP’ye dönük linç girişimleri, Önderliğimize ve Hareketimize dönük hakaretlerle dolu bir saldırı girişimi gelişti. Şimdi olan o zaman muğlak olan durumun netleşmesidir. PKK kendini feshetmedikçe, Kürt direnişi tasfiye edilmedikçe bütün bunların süreceği de söylenmektedir. O halde demek ki İmralı’da da Önder Apo’ya dayatılan budur" dedi.
Geleneksel devlet politikası
Geleneksel devlet politikasının devrede olduğunu; 1806’dan bu yana Kürt'e silah ve güç dayatıldığını hatırlatan Kalkan, Kürtlere şunun söylendiğini kaydetti: "Hiçbir iraden olmayacak, örgütlülüğün olmayacak, karar gücün olmayacak, teslim olacaksın.”
Şuanda AKP hükümetinin de ‘teslim olun’ dayatmasında bulunduğunu vurgulayan Kalkan, devletin ve AKP'nin karakterine rağmen çatışmasızlığa riayet ettiklerini söyledi. Kalkan, "Biz dürüst ve samimi yaklaştık. Bu iki yıl içerisinde DAİŞ faşizmi desteklenerek Rojava’da binlerce Kürt genci katledilmesine, Kuzey Kürdistan’a yüzlerce gencin cenazesi gelmesine rağmen bu savaşın Kuzey’e taşmaması ve Newroz’da ilan edilmiş ateşkese riayet edebilmek için büyük bir itina gösterdik. Buna karşı AKP hep tehdit, şantaj politikası uyguladı" diye konuştu.
Seçimi iptal ettiremediler
Amed'de HDP mitinginde katliam yapanların Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü ve AKP ile çalıştığına dair ellerinde belgeler olduğunu aktaran Kalkan, "MİT Müsteşarlığı, DAİŞ içerisindeki örgütünü açıklasın" çağrısını yineledi. Kalkan, halkın sağduyusu ve herhalde patlatamadıkları bombalar nedeniyle istenilen amaca ulaşılamadığını ve seçimi iptal ettiremediklerini söyledi.
Topyekun imha konsepti
Seçim oldu ve seçimi kaybedince bu topyekun imha konsepti temelindeki saldırının zeminini hazırlamak için çeşitli girişimlerde bulunulduğunu ifade eden Kalkan, "Son Kobanê katliamında da AKP marifeti vardır, biz bunu biliyoruz. Son kirli örnek ise Suruç katliamıdır. Bu tamamen 5 Haziran Diyarbakır mitingine saldırının devamı niteliğindedir. AKP’nin gizli güçleriyle yapılmıştır" dedi.
7 Haziran ve Rojava'nın intikamı
Siyasi soykırım operasyonları ve hava saldırılarının ise açıktan yapıldığını; yeniden sopayla teslim ol dayatmasında bulunulduğun dile getiren Kalkan, “Silahları bırakın” çağrısına da şu yanıtı verdi: "Silahı elindeyken bu kadar baskı, katliam dayatan bir sistem hiçbir savunması olmayan güce her şeyi yapar. Bu kanıtlanmış oluyor."
Bütün bu saldırılarla 7 Haziran seçimi ve Rojava Devrimi'nin intikamının alınmaya çalışıldığını vurgulayan Kalkan, şöyle devam etti: "Kürt biraz iradeli, özgür konuma geldi. Bunu yeniden ezmek istiyorlar. Gelinen politika 200 yıllık Kürt'e sopa dayatması, teslim ol dayatmasıdır. AKP’nin bu anlamda geleneksel Kürt'ü inkar ve imha politikasından ayrı herhangi bir politikası yoktur."
Erken seçim hesabı yapılıyor
"Şu da açığa çıkıyor, AKP düştü, daha da düşecek, ama bir savaş ve gerginlik politikasıyla iktidarda kalmak istiyor" diyen Kalkan, istikrarsızlık edebiyatı yapıp erken seçime giderek yeniden oy almak istediğine işaret etti. Kalkan, "Yani kana dayalı bir iktidar hesabı. AKP, kan ve katliamdan beslenen bir iktidar haline gelmiştir. Bunun adı da sömürgeci faşist diktatörlüktür" şeklinde konuştu.
İkinci Atatürk heveslileri
"Kürt'ün kafasına 400 gülleyi birden vurduk, 400 sorti yaptık, bir daha yaparız…” denildiğinin altını çizen Kalkan, her hükümetin gelip şansını denediğini hatırlattı. “PKK’yi ben yok edeyim. İkinci kurtarıcı Atatürk olayım” hevesine Davutoğlu'nun da kapıldığını kaydeden Kalkan, mma kendinden önceki 15 hükümet başkanının olamadığının altını çizdi. Kalkan, şunları belirtti: "En iddialısı Tayyip Erdoğan’dı. 2007’den 2012’ye kadar özel savaş kapsamında yapmadığını bırakmadı, uygulamadığı saldırı bırakmadı. Sonuç, o da kaybetti. Buna rağmen hükümet olalı bir yıl bile olmamış Davutoğlu da şansını deniyor. Gelen gideni aratıyor. AKP’nin A’sı yokken PKK vardı ve bu direnişi örgütlüyor, yürütüyordu. 35 yıldır bu direniş sürdürüldü. O uçakları hepsi kullandı, ama hiçbir sonuç alınamadı…"
İstedikleri dilden cevap
Vurmak ve vurulmak üzerinden siyaset yapmadıklarını ama sözün dışında da eylemin olabileceğini vurgulayan Kalkan, "Bu halk da sahipsiz, güçsüz, iradesiz değil. İsteyene istediği dilden cevap verecek durumda" dedi.
AKP bir sonuca varamaz
AKP'nin biteceğini; döktüğü kanda boğulacağını ifade eden Kalkan, DAİŞ ile mücadelenin de tam bir hikaye olduğunu söyledi. "Suruç katliamının üzerini örtmek, gündemi saptırmak için yaptılar. Öyle bir savaş yoktur. DAİŞ onlara herhangi bir ateş etmedi. O ölen astsubayı da kendileri vurdular. Hiçbir DAİŞ’li vurmadılar. DAİŞ’e dönük operasyonların hepsi yalandır" diyen Kalkan, DAİŞ’i gösterip Kürtleri, devrimci-demokratik güçleri vurduklarını söyledi. Kalkan, DAİŞ çok teşhir olduğu için DAİŞ’le PKK’yi yan yana koyarak PKK’yi, Kürt direnişini itibarsızlaştırmak isteyen AKP'nin DAİŞ'in dostu ve müttefiki olduğunu kaydetti.
Kürt kendini çekerse çöker
Kürt halkının ve Türkiye toplumunun kendilerinden ‘intikam’ beklediğini ifade eden Kalkan, şunları söyledi: "Biz intikamı Kürdistan’ı özgürleştirmek ve Türkiye’yi demokratikleştirmek olarak görüyoruz."
Kalkan, bu devletin “vurun Kürt uşağı namus günüdür” denilerek kurulduğunu savunarak, "Kürt kendini çekerse bu devlet çöker, çöküyor işte" dedi.
HABER MERKEZİ