
Vatan Partisi de yarışacak
Parlamento seçimlerine yalnızca birkaç hafta kala Selefiler içindeki iktidar mücadelesi de büyüyor. Ülkede ikinci parti konumundaki Selefi Nur Partisi’nden istifa eden partinin eski lideri İmad Abdülgafur Vatan Partisi adıyla yeni bir parti kurdu. Abdülgafur, partinin Mısırlıların tamamının partisi olduğunu, hiçbir kesimi dışlamadıklarını söyledi. Seçimlerin ertesinde Müslüman Kardeşler, eski partisi Nur Partisi ile koalisyona gitme olasılığını da açık bıraktı. İmad Abdülgafur Nur Partisi’nden geçtiğimiz hafta istifa etmişti. Mısır’ın tüm illerinde şube kurduklarını açıklayan Abdülgafur Mısır’ı krizden çıkartmaya çalıştıklarını, bu amaçla bir program hazırladıklarını dile getirdi. Abdülgafur’un istifa ettiği Nur Partisi, Hüsnü Mübarek’in 2011 yılında devrilmesinin ardından kurulmuş ve geçen yıl yapılan devlet başkanlığı seçimlerinde oyların yüzde 27,8’ini alarak, Müslüman Kardeşler’in ardından en çok oyu alan parti olmayı başarmıştı.
En önemlisi İran
Bölgesel dengeler açısından stratejik öneme sahip başka bir seçim ise İran’da yapılacak. 4 yıl önceki seçimlerde yolsuzluk iddiaları ile muhaliflere yönelik baskı ve şiddet olaylarının yaşandığı İran, 14 Haziran’da yeni cumhurbaşkanını belirleyecek. Önceki seçimde reformcu kanadı temsil eden ‘Yeşil Hareket’in rejim tarafından sindirilmesinin ardından, Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ile dini lider Ali Hamaney arasındaki gerilimin adayların belirlenmesinde etkili olacağı belirtiliyor. İran’daki seçimin sonucu Ortadoğu ve esasen dünyadaki siyasi güç dengesi için çok önemli. Zira Suriye’de devam eden iç savaş ve Beşar Esad’ın yönetimi bırakmamadaki ısrarı İran’ı bölgede daha da önemli kılıyor. Rusya ve İran, bölgede ABD’nin politikalarından rahatsız. Her iki ülke de Suriye’ye yapılacak olası bir askeri müdahele ile Ortadoğu’da yeni bir büyük savaşın çıkmasından endişeli. Suriye sonrası sıranın kendi ülkesine geleceğini düşünen Ahmedinejad, ABD’ye karşı güç mücadelesinde nükleer silah dahil bir çok seçeneği öne sürüyor, bununla da yetinmeyerek komşuları Irak ve Suriye’de ABD’ye karşı gücünü yükseltmek için politik ve stratejik ittifak yapıyor.
İsrail’de de seçim var
ABD’nin bölgedeki en güçlü müttefiği İsrail’de de 22 Ocak’ta seçime gidiliyor. Başbakan Bünyamin Netanyahu’nun yeniden seçilmesine özellikle eski Dışişleri Bakanı Lieberman’ın desteğini aldıktan sonra kesin gözüyle bakılıyor. Ancak Netanyahu’nun eski danışmanı Naftali Bennett’in ciddi bir rakip olarak önümüzdeki aylarda siyaset sahnesinde daha fazla rolü olacağını düşünenler de azımsanmayacak sayıda.
Ürdün de bir gün sonra
İsrail seçimlerinden bir gün sonra, Tel Aviv’in bölgedeki tek müttefiki olarak kalan Ürdün de sandık başına gidecek. Geçtiğimiz kasım ayında Arap Baharı’ndan bu yana en geniş katılımlı yönetim karşıtı protestoların düzenlendiği ülkede, Kral Abdullah göstericilerin talebi üzerine Temsilciler Konseyi’ni görevden almış ve yeni bir başbakan atamıştı. Müslüman Kardeşler’in Ürdün kolu İslami Hareket Cephesi ise seçim sisteminin adaletsiz olduğu gerekçesiyle seçimleri boykot ediyor.
Almanya’da Merkel’in sınavı
Avrupa’da ise bu yıl hem Almanya hem de İtalya’da seçim yapılacak. Avrupa’da uzun süredir devam eden ekonomik krizi omuzlamaya çalışan Almanya’daki seçimler bir nevi Başbakan Angela Merkel liderliğindeki Hıristiyan Demokratlar (CDU) için sınav gibi görülüyor. Yunanistan’a yapılan maddi yardımlarda izlediği ısrarlı politikaya rağmen anketlerde seçmen desteğini koruduğu görülen Merkel, Eylül’de yapılacak seçimlerin en güçlü adayı olarak öne çıkıyor. Forsa araştırma kurumun anketine göre; şimdi Almanya’da genel seçim yapılsa koalisyonun büyük ortağı Hristiyan Demokratlar Birliği CDU/CSU oyların yüzde 41’ini alabilecek. Ancak koalisyonun küçük ortağı Hür Demokrat Parti FDP, yüzde 5’lik barajı aşamıyor. Ankete göre bir puan kaybeden Yeşiller Partisi yüzde 13 oy oranıyla Federal Parlamento’nun üçüncü büyük partisi olmaya devam ediyor. İkinci büyük parti Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) oylarında da bir değişiklik olmadı, yüzde 27 olarak kaldı. Aynı şekilde Sol Parti’nin oylarıda değişmeden yüzde 8’de kaldı. Almanya’nın her iki büyük partisi de koalisyon kurmak için küçük partilere ihtiyaç duyduklarından bir dahaki seçim sonrasında oldukça zorlanacak gibi görünüyorlar. CDU/CSU, FDP barajı aşamadığı takdirde toplam yüzde 45’lik oyu ile yeni bir koalisyon kuramayacak. SPD de Yeşillerle birlikte yüzde 40’a ulaşmasına rağmen Sol Parti’nin desteğini almaksızın hükümet kuramayacak. Bu durumda beklendiği gibi tek seçenek olarak büyük koalisyon kalıyor. Koalisyon ortağı liberallerin zayıflaması, SDP destekli bir CDU hükümeti ihtimalini yükseltiyor. Birçok konuda farklı siyaset izleyen SDP’yi ikna etmenin Merkel’i zorlayacağı belirtiliyor.
Berlusconi ile Monti yarışacak
Teknokrat Başbakan Mario Monti’nin istifasıyla İtalya da yeni yıla seçim hazırlıklarıyla girdi. Eski Başbakan Silvio Berlusconi’nin de yarışacağı seçimlerin 24 Şubat’ta yapılması bekleniyor. Sürekli skandallar ve yolsuzluk davalarıyla gündeme gelen Berlusconi ile Demokratik Parti lideri Pier Luigi Bersani ve eski komedyen Beppe Grillo’nun ‘Beş Yıldız Hareketi’ arasında sürecek seçim yarışı oldukça renkli geçeceğe benziyor. Ancak anketler halkın Berlusconi’nin adaylığından memnun olmadığını gösteriyor. Berlusconi’nin partisinin hükümete desteğini çekmesiyle istifa etmek zorunda kalan Monti ise henüz yeniden aday olup olmayacağını açıklamadı fakat hem ekonomik kriz politikalarında ortaklaşan Almanya hem de İtalyan işveren ve yatırımcıların Monti’nin yeniden aday olmasını istediği biliniyor.
Pakistan’da belki Nisan’da
Değişen hükümetler, siyasi suikastlar ve bombalı eylemler ile dünya gündeminde yer bulan Pakistan da Nisan ayında seçim yapabilirse, ilk defa bir sivil hükümet 5 yıllık görev süresini tamamlamış olacak. Ülkenin iki geleneksel partisi olan Pakistan Halk Partisi ve Pakistan Müslüman Birliği’nin yanı sıra yapılacak seçimlere eski kriket oyuncusu Imran Khan’ın liderliğindeki Tehrek-i İnsaf Partisi de katılacak.
Arjantin’de Kirchner yeniden talip
Darbe dönemindeki kirli geçmişiyle yüzleşmeye çalışan Güney Amerika ülkesi Arjantin’de de bu yıl içinde devlet başkanı yeniden seçilecek. Arjantin’in ilk kadın devlet başkanı Cristina Fernandez de Kirchner yeniden bu göreve talip. Özellikle gençlerden büyük destek alan Kirchner, geçtiğimiz aylarda seçme yaşını 16’ya düşürmüştü. Ancak enflasyonun artmasıyla yeni bir ekonomik krizin eşiğine gelen ülkede endişeli seçmenin tercihini Kirchner’den yana koymayabileceği belirtiliyor. 2007’deki seçimde yüzde 55 oy alan Kirchner’in bu kadar yüksek oy almasında yoksulluğa karşı vaad ettiği sosyal politikalar yatıyordu. Kirchner’in eşi Nestor Kirchner de 2003-2007 yılında Devlet Başkanlığı yapmış, 2010 yılında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti. Cristina Fernandez de Kirchner, basına uyguladığı sansür nedeniyle muhalifleri tarafından “Kara dul” olarak anılıyor. Kirchner’e böyle denmesinin iki nedeni daha var: “Özellikle eşinin ölümünden sonra sürekli siyah kıyafetler giymesi ve koyu tonlu yoğun makyajı tercih etmesi.” 59 yaşındaki Kirchner geçtiğimiz yıl kansere yakalanmıştı ancak bu cumhurbaşkanlığı yapmasını engellememişti.
Venezüela ve Irak’ta da seçim kapıda
Venezüela ile Irak’ta da bu yıl içinde devlet başkanlığı seçimi yapılması öngörülüyor. Zira hem Venezüela Cumhurbaşkanı Hugo Chavez hem Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani şu anda hastanede ve ağır hastalıklarla mücadele ediyor. Kanser olan Chavez’in Küba’daki ameliyat sonrası komplikasyonlar sonucu akciğer enfeksiyonu kaptığı bu nedenle de solunum yetmezliği çektiği açıklandı. Geçtiğimiz Ekim ayındaki seçimde üçüncü kez devlet başkanı seçilen 58 yaşındaki Chavez’in 10 Ocak’ta yemin edip görevine devam etmesi şu an için mümkün görünmüyor.
Chevaz halefini açıklamıştı
Küba’da 11 Aralık’taki ameliyatından bu yana medyada yer almayan, fotoğrafı yayınlanmayan Hugo Chavez’in sağlık durumu, Venezüela’da spekülasyonlara neden oluyor. Muhalifler, Chavez’in sağlık durumuyla ilgili halkın bilgilendirilmesini talep ediyor. Ülkede yeni bir devlet başkanı seçimi kapıda gibi görünüyor. Chavez tedavi gördüğü Küba’ya gitmeden önce halka yaptığı son konuşmasında halefi olarak yardımcısı Nicolas Maduro’yu göstermiş ve ona oy verilmesini istemişti. Ancak muhalefet partilerin de yeni bir aday çıkarabileceği belirtiliyor.
Yeni aday aranıyor
Irak’ın Kürt Cumhurbaşkanı Celal Talabani de 17 Aralık’ta Bağdat’ta beyin kanaması geçirmiş, doktorlarının tavsiyesi üzerine 3 gün sonra Almanya’ya getirilmişti. Hala Berlin’deki bir hastanede tedavisi süren Talabani’nin sağlık durumu konusunda uzun süredir resmi bir açıklama yapılmıyor. Irak Parlamentosu’nun Kürt Milletvekili Mahmud Osman geçtiğimiz günlerde gazetemizde yayımlanan açıklamasında Talabani’nin komadan çıktığını belirtse de detaylı bilgi vermemişti. 20 gündür tedavi gören 79 yaşındaki Talabani’nin ağır sağlık sorunları nedeniyle görevine dönmesi zor bir ihtimal olarak görülüyor. Bu nedenle hem partisi YNK yeni bir cumhurbaşkanı adayı belirlemek için uğraşıyor hem de Saddam’ın devrilmesinin ardından Kürtlerle ittkifak halinde ülkeyi yöneten Şii ile Sunniler, Talabani’nin yerini alabilecek bir isim arayışında. Alman basını Talabani’yi ‘’Irak siyasetinde büyük arabulucu’’ olarak tanımlamıştı. Spiegel Online, Talabani’nin hastalığının iktidar kavgasına yol açabileceğine dikkat çekerken, Sueddeutsche Online ise haberinde Talabani’nin görevine dönememesi durumunda yerine YNK’den Berham Salih’in geçebileceğini yazmıştı.
Irak bölünür mü?
Ancak Şii Başbakan Nuri El Maliki’nin hem Mesud Barzani başkanlığındaki Kürt yönetimiyle Kerkük’ün yönetimi ve vergi ile petrol gelirinin paylaşımı konusundaki anlaşmazlığı derinleştirmesi hem de ittifakın diğer kanadı Sunnilere yönelik baskıcı ve tasfiyeci tutumu ülkede gerginliğe neden oluyor. İki hafta içinde Maliki’ye yönelik Kerkük ile Samarra’nın da aralarında bulunduğu bir çok kentte gösteriler yapılırken, ülkenin erken seçim sürecine böylesi gergin bir atmosferde girme ihtimali kaygılara yol açıyor. Bazı gözlemciler, Suriye’deki iç savaş ile İran’ın ve ABD’nin bölgedeki çekişmesinin de etkisiyle Irak’ın bölünebileceğine ve Ortadoğu’da sınırların yeniden çizilmesine neden olacak bir sürecin dahi yaşanabileceğine işaret ediyor. Ancak bazı gözlemciler de Irak’lı siyasetçilerin hem Saddam Hüseyin döneminden hem de iç savaş sürecinden önemli dersler aldığını, bir daha aynı yanlışa düşülmeyeceğini ve uzlaşmanın bir şekilde sağlanacağını belirtiyor.
ÇİÐDEM DEMİREL / HABER MERKEZİ