2014 yılı Kürtler açısından tarihi değerde başarıların elde edildiği bir yıl oldu. İlk defa dört parça Kürdistan’ın, bütün Kürtlerin gündemi ortaklaştı. Kürtler tek yürek oldular. Birlikte ağlayıp birlikte güldüler.
Kürtler, 2014 yılına birçok başarı sığdırdılar. Kürdistan’da duygu devrimi yaşandı. Zihniyet devrimi oldu. Kadın devrimi filizlendi. Saldırılar ve katliamlar yaşandı. Görkemli direnişler oldu. Demokratik özerklik projesi ete kemiğe büründü. Kürdistan devrimi önemli bir yol ve gelişim gösterdi. Yıl içerisinde bahsetmeye değer çok sayıda güzel veya üzücü olay yaşandı.
Ancak yıla damgasını vuran Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan oldu. Öyle ki Öcalan’ın hem bölgesel hem de ülkesel bazda bütün öngörüleri bir bir gerçekleşti. Öcalan, zindan koşullarında olmasına rağmen Kürdistan devrimini yıl boyunca muazzam idare etti. Nerede küçük bir imkan bulsa, bu imkan kırıntısını muazzam bir başarıya dönüştürmeyi başardı. Rojava’da devrimi ilmik ilmik ördü. PKK’ye büyük bir prestij kazandırdı. Kürtleri bölgesel düzeyde öncü bir aktör haline getirdi. Yıla damgasını vurdu.
Öcalan, yıl boyunca bölgemizde yaşanan gelişmelere öyle bir yön verdi ki Kürdistan, Ortadoğu devriminin Kabesi haline geldi. Büyük ustalık ve yaratıcılıkla her parçada ayrı mücadele yol ve yöntemini öne çıkardı. Sabırlı ve kararlı tutumuyla, temel ilkelerinden ve ideolojik bakış açısından asla taviz vermeden sistemsel inşayı, savaşı ve siyaseti büyük bir ustalıkla birleştirdi.
İdeolojik ve felsefi yaklaşımını ete kemiğe büründürdü. Zorlu İmralı koşullarında sadece felsefi ve ideolojik önderlik yapmadı, hem stratejik hem de taktiksel önderlik rolünü oynadı.
Yeri geldi, 6-8 Ekim’de olduğu gibi daha fazla can yanmasın diye taraflara “sağduyu” çağrısı yaptı, kimi zaman, Kürtleri, “Selefileri basite almayın, tehlikelidirler” diyerek uyardı. Yeri geldi, “DAİŞ nerede varsa orada vurun” diyerek meşru savunma çizgisinden asla taviz vermemeyi tembihledi. Bazen de bir ordu komutanı gibi, “Irak’ta orta hattı güçlü tutun” talimatıyla mevzileri güçlendirin çağrısı yaptı. Sağlığı sorulduğunda ise, hep gelişmeleri sorarak “halkımızın durumu önemli” yanıtını verdi.
Özcesi Kürt Halk Önderi, yeri geldi coplanan bir çocuğa üzüldü, ablası yaşamını yitirdiğinde anısının yaşatılmasını isteyen bir kardeş oldu. Yeri geldi komutan oldu, tehlikeleri bertaraf etmenin yollarını aradı. Yeri geldi felsefi ve ideolojik bir önder olarak yol gösterdi. Bir akademisyen gibi analizlerde bulundu. Kılı kırk yararak olasılıkları gözetti, tespitlerde bulundu. Bir halk önderi olarak ulusal birlik arayışını hep canlı tuttu.
Öcalan, pratik politikayı ise bir an olsun göz ardı etmedi. Sürekli perspektifler sundu. Kapitalizme yönelik eleştirilerini, analizlerini hiç eksik etmedi. Bölgesel güçleri, dengeleri, halkların içerisinde bulunduğu durumu hep gözeterek perspektifler sundu. Çözüm önerilerinde bulundu, yol haritaları hazırladı. Krizlerde devreye girdi, krizleri aştırdı.
Ekolojik bir sorundan, küresel ekonomik krize, AKP’den paralel devlete, kadın kırımından PKK’nin yeniden yapılanmasına kadar her konuya kafa yordu.
Kürdistan devrimini inşa ederken, demokratik Türkiye-Irak- Suriye-İran denklemini hep gündemde tuttu. Ortadoğu demokratizasyonunu, demokratik ulus perspektifini ve kadın özgürlüğüne dayalı devrimi ilke düzeyinde vurguladı. Rojava’da hem bölgesel hem de evrensel düzeyde model oluşturacak olan devrimi inşa etti. İşte bütün bu uğraşıların sonucunda da Rojava, Kuzey, Güney ve Doğu Kürdistan devrim mücadelesi çok önemli bir mesafe kat etti. Kürt sorununu çözümün eşiğine getirdi.
Kısacası, dört metre karelik bir alanda kendi deyimiyle, “iğneyle kuyu kazarcasına” yeni bir evreni inşa etti. Dışarıda yapabileceklerini ise varın siz düşünün.