
Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanlarından Delal Amed, ANF'den Şoreş Serhildan'ın Uluslararası Komplo'ya ilişkin sorularını yanıtları. Amed'in cevaplarından satır başları şöyle:
PKK’nin büyümesini hazmedemediler
* 9 Ekim Komplosu gerçekleşmeden önce uluslararası çapta zemini hazırlanmış, koşulları oluşturulmuştu. Birincisi, Güneyli Kürt işbirlikçilerinin de katıldığı 17 Eylül Washington Anlaiması'ydı. Orada aslında Amerika, şuna yeşil ışık yakmıştır. Güneyli güçler PKK’nin bölgede etkin olmasını istemiyorlar. Neden? Dünya nezdinde Kürtlerin temsilcisi olarak görülüyor ama PKK büyüyen bir güç ve artık meşruluğu tüm dünya kamuoyunca kabul edilen bir güç konumuna geliyor. Bunu hazmedemediler. Bu anlamda onların da işine geliyordu. Küresel güçlerin merkezi olan Amerika’da, Washington’da, böyle bir anlaşma yaptılar.
* Washington'da alınan karar şudur: Bir, Avrupa ülkeleri, tüm dünya, PKK’yi terör listesine alsın. Zaten PKK’nin terör listesine girmesi onunla biraz resmileşti. Daha öncesi bazı ülkeler terör örgütü olarak kabul ediyordu. Türkiye, en başta bizi terör örgütü olarak nitelendiriyordu; böylece tüm dünyanın terör örgütü listesine almasını gündemleştirdiler. İkincisi de, PKK’yi Güney'den çıkarma kararı aldılar. Bu anlaşma, Güneyli güçlerin birebir küresel güçlerle işbirliğine girdiğinin de somut ifadesidir. Ama esasta PKK’yi hedefleyen, Önder Apo’yu hedefleyen küresel güçlerdir. Neden? Çünkü küresel güçler, Kürt sorununu bir kapan gibi Ortadoğu’da, Türkiye’nin de başına bela eden durumda. Biliniyor: 1. Dünya Savaşı sonrasındaki Lozan anlaşmasında, Kürdistan’ın dört parçaya bölünmesiyle tüm Ortadoğu devletlerini Kürt sorunuyla yönetmek istediler.
Kürt ayaklanması şaşırttı
* 15 Şubat’la gelişen ve Önderliğin esaretiyle sonuçlanan bir süreç var. O süreçte bile Önderlik Rusya’da, Roma’da olduğu dönemde halkı belli bir duyarlılık içerisine çekti. Önderlik üzerinde, hareket üzerinde komplo yürüyordu. Bunun için halkın ayağa kalkış süreci oldu. Önderlik, Roma’dayken halkın hepsi ayağa kalktı. Günlerce nöbet tuttular. Komplo'da yer alan ülkelerin elçiliklerini işgal ettiler. Böyle bir süreçte Kürtlerin olduğu her yerde ayaklanmalar gelişti. Yine, zindanda gelişen bir direniş oldu. "Güneşimizi Karartamazsınız" şiarıyla kendini yakan arkadaşlar oldu. O dönem, gerillada fedai eylemler gelişti. Bu, aslında Komplo karşısında bir duyarlılıktı. Bu, uluslararası güçleri oldukça ciddi anlamda zorladı. Daha sonrasında Amerika’daki bazı yetkililerin yaptığı açıklamalar var. Diyorlar ki, "Biz Komplo sürecinde Kürtlerin karşı duracağını bekliyorduk ama bu düzeyde beklemiyorduk." Onlar da şaşırdılar. Kürdistan’ın dört parçasında, Kürtlerin bulunduğu her yerde ayaklanmalar oldu. Karşı duruş oldu. Komplo'nun 15 Şubat’a kadar uzamasında bunun da tabii etkisi oldu.
Hareketi ABD çizgisine çekmek istediler
* 15 Şubat’la birlikte başlayan süreç, Önderliğin büyük öngörüsüyle boşa çıkarıldı. Önderlik, süreci demokratik çözüme evriltmeye çalıştı. Önderlik süreci demokratik çözüme evriltmeye çalışırken de Önderlik üzerine, hareket üzerine planlar yürüdü. İmralı sistemiyle Önderliğin hareketle tüm bağları koparılacak, hareket üzerindeki etkisi azaltılacak, Önderlik yalnızlaştırılacak, tecrit edilecek; bunlar hedeflendi. Diğer taraftan hareket üzerinde bizzat bazı tasfiyeci kişiler eliyle de komplolar yapılmak istendi. Hareketin çizgisinden saptırılması, küresel güçlerin, ABD’nin çizgisine çekilmesi, yaşamın darbelenmesi, yaşam çizgisi, özgürlük çizgisi hedeflendi. Böyle komplolar devam etti. Yine, belli dönemlerde Önderliğe ateşkes çağrıları oldu. Ama onunla birlikte imha, tasfiye planları hep devrede oldu. Hareket üzerinde yürüyen komplo süreçleri var. Önderlik, Paris’te katledilen Sara arkadaş ve diğer iki arkadaşı Uluslararası Komplo'nun bir parçası olarak değerlendirdi. Tüm gladyo güçleri bunun içindeydi. Önderliğin, hareketi siyasal zemine çekmek istediği, çözümü artık geliştirmek istediği bir süreç ve hareketin, halkın gücü de o düzeye ulaşmış ama böyle bir dönemde bu süreci boşa çıkarmak için Paris Katliamı'nı devreye koydular. Bununla da yine dönemsel Fransa-Türkiye ilişkilerini düzeltmek de amaçlanmış olabilir. Devletlerin dönemsel somut bazı çıkarları da gündemde var, ama esasta da Önderliğin hareketi ulaştırmak istediği noktayı, demokratik çözüm aşamasına ulaştırmak istediği noktayı boşa çıkarmak içindir.
Dört parçada çözüm dayatılacak
* Uluslararası Komplonun 17. Yıl dönümüne girerken hareketimiz üzerinde 2015 yılında yoğun mücadele tüm sahalarda da sürecek. Özgürlük Hareketi olarak Rojava’da DAİŞ’e karşı yürüyen mücadele var. Önderlik de değerlendirdi bunu. Bugün DAİŞ, Kobanê’de etkisizleşti, bitme noktasına geldi. Tüm köylerin gün gün özgürleştirilmesiyle bitme noktasına geldi. Ama DAİŞ tümden bitecek anlamına gelmiyor. Bugün DAİŞ biterse, DAİŞ yerine farklı güçler yine olur. Çünkü bu küresel güçlerin bölgeye müdahalesidir. Böylesi bir güçle aslında hem Ortadoğu’daki tüm çatışmaları körükleme, Ortadoğu devletlerini zayıflatma, kendi siyasetini bu ülkelere dayatma, bu amaçla kullanılan bir güç. Bu anlamıyla bu mücadele sürecek. ... 2015’teki komplo karşısındaki mücadele duruşu, Kürt halkının özgürlüğünü dayatan süreç olacaktır. Çözüm tek bir parçada değil tüm dört parça Kürdistan’ında böyle bir mücadele duruşuyla dayatılacaktır.
* Genel olarak Kürt halkının bu komplo karşısında ulaştığı bir düzey var. Mücadelenin de gelişmesiyle birlikte Kürt halkı artık kendisine olan saldırıyı bertaraf etti, bunun karşısında direniş duruşunu sergiledi. Fakat 2015’le bunu belirtmek gerekir, Kürt halkının duruşu, yine Kürt Özgürlük Hareketinin duruşudirenişi aşmıştır, artık özgürlüğe doğru yürüyor. Kürt halkı da kendi sistemini de oluşturabilecek, kendisini idare edebilecek duruma gelmiştir. Özgürlüğe doğru gidiyor. Kendi özgürlükçü duruşunu dayatacak ve demokratik halklara öncülük yapacak düzeye gelmiştir. Bu anlamda mücadele duruşunu sadece direniş olarak yorumlamamak lazım. Evet, haklı bir savunma direnişi vardır. Ama artık özgürlükçü durumunu dayatacak düzeye gelmiştir. Kürt Özgürlük Hareketi de bu düzeye gelmiştir.
HABER MERKEZİ