Kürtler 2015 yılını özellikle de Rojava ve Bakurê Kurdistan’da büyük mücadelelerle ve bedellerle doldurdular. 2015 yılında yürütülen mücadele Kürtler açısından oluşturulan özgürlük mücadelesi deneyimine yeni deneyimler kattı. Büyük komplolarla karşılaşıldı, büyük bedeller verildi, ama Kürdün özgürlük bilinci ve mücadelesi, bunun yol ve yöntemleri, ittifakları, örgütlülüğü ve tarzı noktasında büyük bir bilinç açığa çıkardı. Yani 2015 yılı Kürtlere hem düşman gerçeğini, hem kendi gerçeğini gösterdi. Kürtler bu bilinçle 2016 yılına giriyor ve 2016 yılı büyük bedeller pahasına da olsa Kürtler şahsında kazanan halkların, demokratik uygarlık güçlerinin olacak.
2015 yılının öğrettiklerini ve kazanımlarını değerlendirmeye Kobanê direnişinin öğrettiklerini ele almadan başlamanın eskik ve yanılgı olacağını düşünüyorum. Zira 2014 Ekim ayında başlayan DAİŞ’in Kobanê kuşatması 2015 yılının başında tümden kırıldı. 26 Ocak 2015’de Kobanê çetelerden tümden temizlendi ve yıla zaferle başlandı. Ağır bedellerle kazanılan bu zafer Kürtlerin ve demokratik uygarlık güçlerinin özgüvenini ve mücadelelerini daha da geliştirirken bir yandan da Turnusol kağıdı rolünü oynadı. Başta Kürtler olmak üzere tüm demokratik uygarlık güçleri açısından dostu, düşmanı, ittfakları, mücadelenin rengini ve gücünü netleştirdi. Ve yıla damgasını vuran tüm gelişme ve mücadeleleri etkiledi. Dünya çapında tüm Demokratik uygarlık güçlerine gösterdi ki Kürtler demokratik uygarlığın, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin başat gücü, Kürdistan’da temel coğrafyasıdır. Yine başta Bakure Kurdistan olmak üzere Kobanê direnişi’nde tüm parçalardaki güçlerin seferberlik durumuna geçmesi gösterdi ki bazı örgütler engel olmak isteselerde Kürtler de bir ulusal birlik ruhu yine özgürlük bilinci oluşmuştur. Ayrıca Türkiyeli sosyalistler ve dünyanın her tarafından devrimci, antifaşist güçler Kobanê direniş saflarına aktı. Dünya’nın her yerinden devrimciler, antifaşistler devrim saflarına akın ederken KDP gibi bazı Kürt güçlerin devrimi tanımamaları ve kirli ittifakları Kürtlerin ittifakları noktasında kafasını daha da netleştirdi. Bu durum Rojava Devrimi ve Devrimci Halk savaşınında ittifaklarının sadece teorik olarak değil pratik olarak da netleşmesini sağladı. Ayrıca Kürtler ve dünya Kobanê şahsında Türk devletinin Rojava devrimine karşı nasıl bir savaş yürüttüğünü gördü. Dünya devletleri ve koalisyon güçleri Kobanê direnişi’ni ancak Kobanênin düşmeyeceği anlaşıldığında o da kendilerini kurtarıcı konumunda göstermek için destekledi. Kobanê direnişi bu savaşın esasta bölgedeki statükocu devletlerle, küresel hegemonya ya da devletlerle DAİŞ çeteleri arasında olmadığını demokratik uygarlık güçleri ile sınıflı sömürücü güçler ve devletler arasında olduğunu bir kez daha açığa çıkardı. 2015 yılında Türk devleti-DAİŞ ortaklığıyla yürütülen Rojava Devrimini tasfiye savaşı özgücüne dayanan YPG güçleri ve devrimci ittifaklarıyla ağır darbe yedi. Ekim 2015 tarihindeKobanê’deki bu askeri ve ideolojik zaferi yıl boyunca Til Hemis, Tilberak, Kızwan Dağı, Girê Spî, Hesekê ve QSD’nin Hol zaferi izledi. Ve DAİŞ’ten kurtarılan her alanda halkların ve kadınların demokratik komünal sistemleri yaratılarak bu zaferlerin gerçekten halk ve demokrasi zaferi oldukları kanıtlandı. QSD 2016 yılına Rakka ve Cerablus hattını çetelerden temizlemek için başlattığı başarılı hamleyle giriyor.
2015 yılında Rojava Kürdistan’ında yürütülen tüm bu mücadele ve başarı Kürtlerin ve ittifaklarının AKP’nin her türlü kirli politikası ve savaşına karşı özgüçlerine dayanarak başaracağını bir kez daha ortaya koydu. Kürtlerin 12 Ağustos 2015’ten itibaren başlayan Öz Yönetim Hamlesinin harcı oldu.
AKP Önderlikli Türk devleti Rojava’da yürüttüğü savaşta büyük darbeler alırken Kuzeyde de 2013 yılından beri yürüttüğü "çözüm süreci” propagandasının sonlarına geldi. Aslında Kobanê direnişi sürecinde Kürtler açısından netleşen Türk devletinin "Kürt sorunu” çözmedeki samimiyetsizliğini büyük oranda gördüler. Fakat Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın AKP’yi 28 Şubat Dolmabahçe Mutabakatı’na kadar getirmesi yine de Türkiye ve Kürdistan halkları açısından bir umut yaşattı. Bu umudun da çok uzun sürmemesi, Erdoğan’ın bu mutabakatı inkar etmesi ardından, sayın Öcalan’ın tecrit durumunun ağırlaştırılaması, 7 Haziran seçim sürecindeki saldırı ve katliamlar, seçim sonuçlarına yapılan darbe, sonrası Kürt Özgürlük Hareketi ve demokrasi güçlerine karşı başlatılan faşizm hamlesi Kürtler açısından direnişten başka bir çözüm yolunun olmadığını işaret etti. Ve Kürtler Türk devletinin bu saldırılarına Öz Yönetim ilanları ve direnişiyle karşılık verdiler. Kuzey Kürdistan’ın Özyönetim direnişinin öncülüğünü de Cizre yaptı. Cizre Kobanêleşti. Ardından Nusaybin, Farqin, Silopi, Sur, Dargeçit vb. Kürdistan ilçeleri öz yönetim direnişleriyle birer Kobanê oldular. Ve 2016’ya bu direnişle giriliyor.
2015’in Kürtler ve tüm demokratik uygarlık güçleri açısından yeninden ortaya koyduğu ulusal birlik, devrimci ittifaklar gerçeği Kuzey Kürdistan açısından da gün geçtikçe daha da derinleşiyor. 2016 yılında henüz yeterli olmasa da gelişen serhıldanlar Türk devletinin geliştirdiği yoğun baskı, katliam ve tutuklamalarla sadece bazı bölgelerle sınırlayıp, tasfiye etmek istediği öz yönetim direnişinin diğer Kürdistan il ve ilçelerine de yayılacağını gösteriyor. Kürdistan’ın her parçasından tepkiler yükseliyor ve gençlerin Kobene’deki gibi her parçadan Kuzey Kürdistan direnişine akacaklarının sinyallerini veriyor.
Yine bu süreç Türkiye’de Türk devleti eliyle militaristleştilen ve apolitikleştirilen önemli bir kesimin ve kaypak aydın gerçeğinin olduğunu ortaya koysa da önemli bir demokrasi güçleri arasında önemli bir ittifakın varolduğunu ve bunun giderek daha da güçleneceğini ortaya koyuyor. Zira KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın "Yakında diğer örgütlerle yeni bir direniş cephesi oluşturacağız” sözleri bu devrimci dayanışmanın Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de ondan aldığı güçle Kobanê ittifakını da aşacak tarzda gelişeceğinin sinyallerini veriyor.
Kürtlerin ve demokrasi güçlerinin 2015 yılında sergiledikleri mücadele ve elde ettikleri kazanımlar gösteriyor ki 2016 yılı devrimci halk savaşı ve ittifaklarıyla Kürtlerin ve demokratik uygarlık güçlerinin olacak.