Efrîn’i işgal ile zorla topraklarından hicret ettirilip, Şehba ve Til Rıfat’ta muhacir olan çocuklar, T.C ve ona bağlı çetelerin bombardımanlarında, vahşice öldürülmektedirler. Başta Kürtler olmak üzere, vicdan ve iman sahibi her şahıs, Kürt’ü yok eteye yemin etmiş Türk devlet gerçeği ile yüzleşmek durumundadır. Bu Tağut-i rejim ve onun rehberi olan Erdoğan Dehak-ı, Kürt milletinin köklerini kurutmaya ve jenosit uygulayarak, Kürt milletini ortan kaldırmaya yemin etmişlerdir. Yaşayan Kürt’ün, bebeğini, yaşlısını, kadınını, yaralısını vahşice katl etmektedir. Ölmüş Kürt’ün ise cesedini, kemiklerini ve mezarını ortadan kaldırmaktadır.

Kürt’ün tarihini barajlarla suya gömen, dinamit ve bombalarla parçalayan, kepçe ve dozerlerle yok etmektedir. Kürtçe konuşanı linç etmekte. Kürtçe düşüneni hapishaneye koymakta, hapishanede ölenin, dini vecibelerinin yerine getirilmesini engellemektedir. Katl ettiği kişinin, yıkanmasını, kefenlenmesini ve namazının kılınmasını yasaklamaktadır. Daha önce fosforla yakılan Muhammed’i katl edenler, şimdide Til Rıfat’ta canice, küçük masum çocukları insanlığının gözleri önünde öldürmeye devam etmekteler. Masum ve günahsız çocukların, görüntülerini görmek istemeyenler, bu barbarlığa kulaklarını tıkayanlar, gözlerini kapatanlar, dillerine kilit vuranlar, vicdanlarını karartanlar, bu vahşeti uygulayanlar Müslüman mıdır? Hangi İslam’dır? İnsan mıdır? Ne tür İnsandır? Sorusunu sorarken, Kur’an’ın bir ayeti kerimesi aklıma yol gösterdi: “Kalpleri vardır bununla kavrayıp, anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.” (Araf 179)

Kendine müslümanım diyenler, bu masumlara ilişkin tek kelime etmediler/etmemekteler. Bilakis öldürdükleri bu çocukların parçalanmış cesetlerine basarak, bir kısımı ise çocuk katillerini alkışlayarak, diğerleri ise onları görmeyerek, camilerde namaza durdular, namazda günahsız çocukların katillerine dua ettiler. Ramazan’da oruç tutttular/ tutacaklar, akşam iftar sofralarına talan ettikleri mazlumların mallarını ve öldürdükleri masumlar için aldıkları maaşların karşılığında zengin bir sofraya oturup, Rabbim Oruçlarımızı kabul buyur dediler. Talan parası, kiralık katil olmanın karşılığında aldıkları aylıkları ve emeklilik parası ile Hac ve Ümreler’de fotoğraflar ve selfiyeler çekerek, Instagram, Facebook ve Twitterlerde paylaştılar/ paylaşacaklar. Sahi bunlar hangi dine inanmaktalar? Hangi insan kategorisine dahiller? Ayette bahsi geçen gafillerin, yukarıda mealini verdiğimiz ayete göre, insan olmakla bağları olmadığı ve insanlıktan çıkmış bir durumu yaşadıkları anlatılmaktadır. Oysa İslam dinindeki ibadet, kişiyi zulme karşı direnişe hazırlar ve harekete geçirir. Kur’an’ın anlattığı bir diğer din ise iktidarların oluşturmuş olduğu dindir. İktidarların oluşturdukları din ise kişiyi ve toplumları gaflete ve delalete sürükler. Bir soru: Türk İslam sentezi İdeolojisini benimseyenlerin ve Türk Turan devletinin, Kürt’e karşı bitmeyen bu kin ve öfkesinin nedeni nedir? Neden Kürt’e karşı bu kadar gaddar ve vahşidir?

Irkçı ve münafık Türk Dehak sistemine göre, O’nun talancılığını ve yalancılığını engelleyen tek millet, Kürt milletidir. Kürt milleti ortadan kaldırıldığında, Dehak’ın önünde talanı ve yalanı durduracak başka da güç yoktur. Çünkü sistemini Kürt’ün yokluğu üzerine inşa etmiştir. Newroz efsanesinde anlatılan mitolojideki, Dehak’ın sonunu hangi millet hazırladıysa, 21. asrın Dehak sisteminide, Kawa’nın torunları hazırlayacaklardır. Newroz mitindeki Dehak’ın iki omuzlarından çıkan yılanlara yedirilen iki Kürt gencin beyni iken, şimdiki Dehak’ın omuzlarındaki yılanlara ise; günde onlarca Kürt gencinin, yaşlısının ve çocuğunun beyni yedirilmekte, binlercesinin beynini ve imanı da iğdiş edilmektedir.

Dikkat edilirse Erdoğan ve Turan devletinin omzularındaki yılanlarında sayısı ikidir. Bunlardan biri sağ omuzunda, sakallı, cübbeli ve sarıklıdır.(DAİŞ-EN NUSRA-SMO-DİYANET- TARİKATLAR). Bu yılanın özelliği; İslam libasını giyinmiş olması, ibadetgâhları kullanması, İslam’ı ve dini istismar etmesi, burdan güç ve taraftar kazanmasıdır. Sağdaki yılan cennet kapısında insana ölümsüzlük vaad eden ve bütün dinlere göre İblis olan yılandır. Anlatmaya çalıştığım yılan inançsal olarak, dindarların çoğunu zehirlemiş, onları iflah olmaz din ve insanlık düşmanlarına dönüştürmüştür. Bu güç ve kuvvetle, samimi dindarları, Kürtleri öldürerek, evlerini yıkmakta, mallarını talan etmektedir. İrin ve iltihap bağlamış olan, Türk İslam ırkçılık beyinine de masum Kürt çocuklarının kanlarını ilaç olarak kullanmaktadır. Dünyaya zehir saçan sakallı, cübbeli ve sarıklı yılanının kafasını Kobanêde, Rakka’da, Deyre-Zor’da, Şengal’de, Xaneqin’de, Kerkük’te, Mahmur’da ezen Kawa’nın devrimci ve cesur çocuklarıdır. Şimdi sıra soldaki yılandadır.

Soldaki yılan ise; takım elbiseli ve kravatlıdır. NATO partneridir, Avrupa Birliği’nin sırdaşıdır, Müslüman devletlerin kardeşidir, Rus ve Çin devletlerinin yoldaşıdır. Şimdi de kurtarıcı Kawa’nın çocukları öncülüğünde, Efrîn’den başlayarak- Cerablus-Bab-Azaz-Girê Spî ve Serêkaniyê’de takım elbiseli, kravatlı yılana karşı amansız bir mücadele verilmektedir. Dünya insanlığı da bu yılanı tanımıştır, vicdanını Kawa’nın torunları için çalıştırmaktadır. Bu İblis kılıklı yılanın vaad ettiklerinin, ölümsüzlük değil ölüm olduğu anlaşılmıştır. Şimdide bu yılanın kitabı mukaddes olan Tevrat’a göre: Adı cenneti olan Kürdistan’dan kovulma ve başının ezilme zamanı gelmiştir. Kravatlı yılan başı da kürtlerin eli ile ezilecek ve daha önce Kürdistan cennetinden kovulan insanlık, kendi kaynağına dönüşü sağlayarak yoluna devam edecektir. Gerekli olan bu uğurda amansız ve sürekli mücadele etmektir.