22 Mart sabahı bir saat arayla IŞİD militanları 3'ü canlı bomba olarak Brüksel havaalanı ve Maelbeek metro durağında patladı. Maelbeek metro durağı Avrupa Birliği Komisyonları binasına yakın. Kürt demokratik kurumlarının sayın Öcalan'ın özgürlüğü ve sömürgeci katliamları protesto çadırını kurdukları meydana ise daha yakın. 

Patlamalar 31 sivil insanın ölümüne yaklaşık 200 insanın da yaralanmasına yolaçtılar. 

Fransa Caharlie Hebdo, Bataclan ve Yahudi market katliamlarından, Belçika'da sivil Yahudi katliamından sonra bu son iki yıldaki 5. IŞİD katliamı. 

IŞİD bütünüyle sivil insanları hedef alıp katletti. 

2003'te ABD müttefikleriyle Irak'ı işgal edince başka siyasi radikal islamcı akımlar İspanya ve Londra'da tren ve belediye otobüsü sabotajlarında yine sivil insanları hedef alıp katletmişlerdi. 

Brüksel Avrupa Birliği'nin başkenti ve NATO Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı'nın yönetim merkezi. 

Bir süredir IŞİD güçlerini Suriye ve Irak'ta ABD, Fransa ve müttefikleri hava akınlarıyla vuruyor. IŞİD güya kendisini bombalayan ülkelerin simge şehirlerini hedef almış görünüyor. Fakat karikatür eleştirisi yaptı diye Charlie Hebdo'yu hedeflerken de, diğer katliamları yaparken de Fransa ve Belçika'nın sivil halkını hedef aldı ve katletti. Askeri, polisiye veya elit siyasi hedefler seçmedi. 

23 Mart'ta Brüksel'in değişik meydanlarında halk katledilenleri anmak için toplandı. Hüzün, yas ve ölenleri sevdiklerini ifade eden semboller egemendi. Yerlilerin yanısıra göçmenler de vardı, benzer duygulara onlar da katıldılar. 

Saldırıyı gerçekleştiren IŞİD'li katiller ve onlardan önce yakalanan Abdeslam, Belçika'daki Fas kökenli göçmenlerden. Suriye'de savaşmış veya orada eğitilerek geri dönmüş IŞİD militanları. 

Belçika polisi ayrıca IŞİD katillerini yakalama görevini üstlenirken değişik şehirlerde bazı IŞİD’lileri çatışmalarda vurdu. IŞİD'li katiller Belçika halkını hedef alırken bunu da bir neden olarak düşünmüş olabilirler. Ancak onlar yine de kendilerini vuranları değil sivil halkı hedef almakta tereddüt etmediler. 

Bütün bunlar IŞİD'in panislamist ideolojisinin, onun reaksiyoner gerici tepki hareketi olmasının ve panislamist makro milliyetçi tutumunun kanlı ağır sonuçlarıdır. 

Diğer yandan emperyalist işgallere ve eşitsiz uluslar hiyerarşisine karşı tepkinin de reaksiyoner gerici yönde doğurduğu bir sonuçtur. Dahası, ABD ve diğer emperyalistler, önce komünizme ve devrimlere karşı, sonra işlerine geldiği yerlerde -Yugoslavya, Libya, Suriye'de- tasfiye etmek istedikleri iktidarlara karşı panislamist akımları geliştirdiler, eğitip silahlandırarak, finansman sağlayarak büyüttüler. Emperyalistlerin yanısıra, AKP ve diğer kliklerle birlikte Ankara, Suudi otokrasisi, Katar emirliği, Pakistan askeri-sivil diktatörlüğü de aynı politikayı daha kaba ve frensiz uyguladı. Bu nedenle, IŞİD'in yaptığı vahşiliklerden emperyalistler ve müslüman ülke gerici devletleri de suçludurlar.

Diktatör Erdoğan, Kürtlere ve Esad'a karşı silahlandırıp eğittiği IŞİD ve panislamist katilleri, içte yine Kürt halkına ve devrimcilere karşı katliamlarda kullanmakta. Yetinmeyip çıkar dalaşına düştüğü emperyalist ülkelere karşı şantaj aracı olarak da kulanmaya kalkışıyor. Avrupa Birliği ülkelerinin Suriye savaşında havlu atmaya başlamasına, diktatörlüğün iyi sonuçlar vermeyeceği uyarılarına karşı, şantaja başvurmaktan çekinmiyor, çekinmedi. MİT'e yurtdışında suikast yapma yetkisini yasalaştırdı. MİT kendi katilleriyle olduğu kadar, daha fazlasıyla bu tetikçi katillerle suikast ve sabotaj yapacak elbette. 

MİT ve bordo bereli Özel Kuvvetler, Rojava Devrimi'ne karşı ve Suriye'de, bunları eğitir ve Türkiye sınırlarından özgürce geçişini sağlarken, güçlü ve emirlerini/yönlendirmelerini yapacak ilişki de kuruyor, özel ajanlarını da yerleştiriyor. Paris ve Brüksel katliamcılarından bir kısmının Türkiye üzerinden özgürce gidip gelmiş olması ve patlamadan 3 gün önce Erdoğan'ın "bombalar Avrupa'nın merkezlerinde, örneğin Brüksel'de de patlayabilir” demecini vermesi, Avrupa'da Kürtlerin demokratik haklarını kullanmasına kaşı çemkirmesi, Erdoğan'ın ve tetikçilerinin en azından bu saldırılardan haberdar olduğunu, kolaylıklarla yol verdiğini gösteriyor. Hatta belki de IŞİD'li katilleri yönlendirdiler. 

Bu katliamların olası iki gerici sonucu olacak. 

Bir, neo faşistlerin göçmen düşmanlığını İslamofobiyle şaha kaldırıp güç toplamasına yol açacaktır. Nitekim Fransa'da kısmi yerel seçimlerde Le Pen'in neo faşist ulusal cephesi birinci sıraya çıktı. Charlie Hebdo çizerlerinden ırkçılığa düşen bile oldu, ki daha önce böyle birşey beklenemezdi. 

İki, emperyalist devletler OHAL ve faşist yasakları uygulama ve yasalaştırmayı meşrulaştırcaklar. Bunu işçi ve gençlik mücadelesinin radikalleştiği koşullarda faşist tarzda kullanacaklar. Fransa ayları bulan OHAL ilanı ve pratiğini, Belçika ilanı değilse de uygulamasını halk nezdinde meşrulaştırmış durumda. 

O halde, Avrupa ülkelerinde komünist ve antiemperyalist, antifaşist parti ve kitle örgütleri, IŞİD katliamlarını da protestoda inisiyatif almalı, emperyalist devletlerin ve neo faşist güçlerin faşizmine ve devletin faşist yasaklar geliştirmesine de karşı mücadele etmelidir.