Bu tablonun çok vahim olduğunu söyleyen Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der) İdari Koordinatörü Pırıl Erçoban, “Dünyada yaşanan tablonun dışında Türkiye’de yaşamak zorunda kalan göçmen ve mültecilerin de ciddi sorunları var. Devletten hiçbir yardım almadan yaşamak zorunda kalan bu insanlar hakkında yasal bir düzenleme bile yok” dedi.
230 milyona yakın göçmen
BM’nin verilerine göre dünyada 230 milyona yakın insan doğmadığı bir ülkede yaşıyor. Yaklaşık 10-20 yıl önce bu rakam 178,5 - 155,5 milyon arasında seyrediyordu. Geçen süre içinde yarım milyondan fazla göçmenin yaşadığı ülke sayısı 1990 - 2010 yılları arasında 57’den 64’e yükseldi. Günümüzde bütün göçmenlerin yüzde 51,7’sinin yaşadığı ülke sayısı 10’u geçmiyor ve ilk üç sırada ABD, Rusya ve Almanya yer alıyor. Göçmenlere ilişkin sözleşmeyi, bugüne kadar Türkiye de dahil sadece 43 ülke onayladı. Fakat Türkiye, Sözleşme’nin 15, 45, 46, 76 ve 77. maddelerine bildirimde bulundu ve 40. maddesine çekince koydu. Sözleşmeyi, hiçbir Avrupa Birliği (AB) ülkesinin imzalamaması ise dikkat çekici. Bunun dışında BM’nin 2011 yılı verilerine göre 46.5 milyon insan zorla yerinden edilmiş. Bu insanların 20.1 milyonu zulüm görme riski, korkusu nedeniyle ülkelerinden ayrılıp başka ülkelere gitmek zorunda kalanlar; 29.4 milyon kişi ise yine aynı sebeplerle kendi ülkeleri içinde başka bir bölgeye zorla gönderilmişler. Bunlara ek olarak çeşitli ülkelere sığınmak zorunda kalmış 4 milyon Filistinli mülteci var. Hepsinin ortak noktası, zulüm riski altında olmalarıdır.
Türkiye’de göçmen sayısı
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) verilerine göre Türkiye’de Ekim 2012 sonu itibariyle yaklaşık 31 bin BMMYK’ya kayıtlı mülteci ve sığınmacı bulunuyor. Ayrıca BMMYK’ya kayıt için sıra bekleyen 16 bin 500 kişi var. Bu sayılara Suriyeli mülteciler dahil değil. Resmi açıklamalara göre Suriyeli mülteciler için kurulan kamplarda 13 Aralık 2012 itibariyle 138 bin 965 kişi var. Ayrıca pasaportla gelen ve kamplar dışında ikamet izni verilen Suriyeli mültecilerin sayısının 80 bin civarında olduğu ifade edilirken toplam sayının 220 bin civarında olduğu belirtiliyor. Suriyeliler dışında BMMYK’ya kayıtlı mülteci ve sığınmacılar arasında sırasıyla Iraklı, Afgan, İranlı, Somalililer ağırlıkta. Son dönemde özellikle uzun yıllardır Afgan mültecilere ev sahipliği yapan İran’ın ülkedeki Afganlara karşı sertleşen politikaları nedeniyle İran’dan çıkarılan ve Türkiye’ye gelen Afgan sığınmacıların sayısında çok ciddi bir artış yaşanıyor.
Mültecilerin kendi ülkelerinde yaşadıkları travmalar var
Mülteci-Der İdari Koordinatörü Pırıl Erçoban, mülteci ile göçmenler arasındaki sınırın kağıt üzerinde göründüğü kadar kolay olmadığına işaret ederek, “Etnik kökeni, inancı, cinsel yönelimi, cinsiyet kimliği gibi nedenlerle ülkelerinde eğitim alamayan, iş bulup geçimlerini sağlayamayan pek çok kişi, görünürde ekonomik nedenlerle ama bu görüntünün arkasına bakarsanız, aslında karşılaştıkları zulüm nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalmaktadır. Barış, huzur ve refah içinde yaşamak; çocuklarını zulüm, savaş, çatışma, insan hakları ihlalleri, yoksulluğun olmadığı yerlerde büyütmek, şüphesiz her birimizin en temel arzusu, ihtiyacıdır. Ancak gerek mülteciler, gerek göçmenler kendi ülkelerinde bu şartları bulamadıkları için ülkelerini terk etmek zorunda kalıyorlar. Dolayısıyla özellikle mülteciler/sığınmacılar açısından öncelikle kendi ülkelerinde yaşadıkları travmalar var. Ölümden, işkenceden, tecavüzden, saldırıdan, bombalardan, keskin nişancılardan kaçıyorlar; evlerini, sevdikleri belki de bir daha görme umudu olmadan terk etmek zorunda kalıyorlar. Bu yeterince acı, büyük, baş edilmesi zor bir sorun zaten” dedi.
ALPER ATALAY / DİHA/ANKARA