Yani kardeş olsun Mahmut Mahmut akan su, toprakla, taşla ama aşkla.
Üzülmek üzülmemek arası bir yerlerde yalpalayıp duruyordu bilincim. Sonumuzu mu gördük onun bu akışından, nedir bu hüzün? Ve etimizden bir parça daha koparıldı sanki zalim tanrılara adak olarak.
Kongre’de büyümüştük, umutluyduk, mutluyduk. "Elinizi çabuk tutun” der gibi, çekip gitti öylece. Gülücüğünü bıraktı arkada, buz gibi sürgün gecelerimizde sarılıp ısınabilmemiz için.
Rüyalar hayra yorumlanabiliyor da ölümler neden yorumlanamasın ki? Belki de son bir mesaj iletmek istedi bütün dünyaya? Ya da bize sadece, "yüklenin sorumluluğunuzu ve koşun yoldaşlar” der gibi.
"Sabret gönül, bir gün olur” şarkılarıyla avunmaya hakkımız yok. "Sabreden derviş” yalanlarına karnımız tok. İstemek gerekiyor ve bağırmak isteği ete kemiğe büründürerek: "Söke söke alırız!" İstemek gerekiyor, ezilenlerin mücadele birliğini örerek adım adım. Buluşmak gerekiyor sıla ile, yudum yudum.
Mahmut’u kaybettik dostlar. 25 yıldır ülkesinden uzakta. 25 yıldır ülkesine hasret. 25 yıldır sürgün bir yürek.
Bir yıldız daha kaydı geceden yani, ve aktı yeryüzünü aydınlatmak için yakarak kendi meşalesini. Onurunu bıraktı kalanlara, çoğalsın ve dağılsın insanlığın bütününe diyerek. Acısını paylaşmak zor. Ve ben, dost insan Fevzi’nin yazısını sayfama taşıyacağım, "bu yükü tek başıma kaldıramam” diyerek.
"25 Yıllık Sürgün Mahmut Polat’ı kaybettik. Anan Öle Sürgün.
(Fevzi Karadeniz. 4.12.2013)
Avrupa Sürgünler Meclisimizin 1 Aralık Kongresi’nden dönüşümün ertesi günü yurt dışına çıktığından beri Strasbourg’da yaşayan çok yakın dostum Mahmut Polat’ın acı haberiyle sarsıldım.
Mahmut Polat Dersim Ovacık’lıydı. Çok genç yaşta, daha ortaokul yıllarında Deniz Gezmiş hareketinden etkileniyor; Türkiye devrimci hareketinin saflarına katılıyor. Dersim dağlarında, yol geçmez, kuş uçmaz köylerinde "ağırlıklar kuşanan” bir devrimci oluyor. Kendi bölgesinde, Elazığ’da, İç Anadolu’da, Karadeniz’de, Diyarbakır’da, İstanbul’da militanca çalışmalar yürütüyor. 12 Eylül öncesinde ve sonrasında defalarca gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, akıl almaz işkencelerden geçiyor. Oralardan çözülmeyerek, sır vermeyerek, arkadaşlarını, yoldaşlarını koruyarak, onuruyla çıkıyor.
Sürgünde, günler, aylar, yıllar geçmiyor, bunları biliyorsunuz. Ama delse de geçiyor. Yıllar sonra Diyarbakır’dan bir çocukluk arkadaşım Strasbourg’a beni ziyarete geldi. Kaderin cilvesine bakın; arkadaşım ortaokuldan Mahmut’un öğretmeniydi. Birlikte birkaç güzel gün geçirdik. "Mahmut Polat daha o yıllarda Dersim’de bir efsaneydi; gözükara bir devrimciydi” demişti; kendisi de şimdi aramızda olmayan, Rizgari siyasetinden Fahri Kurt.
Mahmut Polat sürgüne düştüğü 1980 yıllarının sonlarından itibaren Kürt özgürlük hareketi içinde yer aldı. Fransa’daki, Avrupa çapındaki örgütlenmesinde militan olarak, yönetici olarak fedakarca çalıştı. Son nefesine kadar da bu hareketin saflarında kaldı. Yalnız militan olarak değil; tarih, felsefe birikimi olan, sürekli okuyan, araştıran, red ve kabul kültürü olan, eleştiriye açık olgun bir insandı. Devrime ve sosyalizme olan inancını hiçbir koşulda yitirmeyen, onları başa alan, ama alevi, kızılbaş gibi kültürel değerlerini onur madalyası gibi boynunda taşıyan bir insan.
"İnsan” dedim onu en iyi anlatan tek kelime galiba bu olsa gerek. Mütevazi, esprili, neşeli, vefa duygusu gelişkin insan.
Bu satırları çalakalem yazıyorum. Çünkü cenazeyle birlikte yol üstündeyim. Onu 25 yıldır görmediği, annesine, babasına, kardeşlerine, ülkedeki dostlarına, yoldaşlarına teslim etmeye götürüyorum. Onları çok özlemişti. Yalnız onları mı? Munzur’un soğuk sularını, başını, doruklarını, buz kesmiş zulüm kesmiş, yiğitliklere arka çıkmış dağlarını, binbir türlü çiçek açan baharını çok özlemişti. Peki böyle mi olacaktı? Elbette hayır!.. Bin kere hayır!.. Ne fayda, zalim dünya
Sürgün adaletsiz, sürgün her zamankinden merhametsizdir bugün.”
25 Yıllık Sürgün Mahmut Polat’ı kaybettik
Avrupa Sürgünler Meclisi’nin Köln’de yaptığı Kongre sürerken, onun son yolculuğa hazırlandığından haberimiz yoktu elbette. Fevzi’den aldım haberi. Mahmut’u Munzur’a gönderdik, "aşk eksin yeniden toprağa, aşk biçsin, aşkla büyütsün yarınları” diyerek. Ve Mahmut aksın Munzur’da ömür boyu, yani aşk aksın insanlığı kucaklayacak kadar büyük; ve aşk Murad’la birleşsin.