
Çeşitli tarihlerde kışlalarda "şüpheli şekilde" yaşamalarını yitiren askerlerin aileleri, MAZLUMDER Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıya; MAZLUM-DER Genel Yönetim Kurulu Üyesi Abdurrahim Temel ve yaşamını yitiren askerin aileleri katıldı. Kısa bir açıklama yapan MAZLUMDER Genel Yönetim Kurulu Üyesi Abdurrahim Temel, ailelerin arayışının "adalet" olduğunu belirtti. Temel, aileleri en çok inciten olayın farklı gerekçelerle yaşamının yitiren askerlere "intihar süsünün" verilmesi olduğunu kaydetti. Birçok dava açılmasına rağmen sonuç alınamadığını dile getiren Temel, bunun için Meclis İnsan Hakları Komisyonu'ndan ailelere destek istediklerini söyledi.
Önce 'şehit' sonra 'intihar'
2009 yılında Dersim'in Hozat ilçesinin Sarıtaş Köyü Karakolu'nda askerlik görevini yapan er Murat Oktay Can'ın babası Oktay Can, oğlunun komutanı tarafından vurulduğunu söyledi. Oğlunun "şehit" diye kendisine haber verildiğini kaydeden Can, iki gün sonra gelen komutanın oğlunun "intihar" ettiğini belirtiğini aktardı. Can, oğlunu komutanlardan daha iyi tanıdığını vurgulayarak, askeri savcılık tarafından haksızlığa uğradığını dile getirdi. Can, olayı AİHM'e götürdüğünü ifade etti. Olay yeri incelemelerinde mermi çekirdeğinin bulunmadığı kaydeden baba Can, nöbet kulübesinin de yıkıldığını dile getirdi. "Balistik incelemelerde merminin kaç metreden geldiği tespit edilmemiştir. Olay yeri incelemeleri fotoğrafları elimizdedir. Silah emniyettedir. Ayrıca Murat Oktay Can'ın silahta parmak izlerine rastlanmamıştır. Oğlumun eşyaları gönderildi. Eşyalar arasında röntgen filmi yoktur. Röntgen filmi kafadan çekilmiştir. Kafasından iki mermi olduğundan dolayı askeriye bu filmi bize vermemiştir" diyen baba Can, oğlunun defnedilmeden son fotoğrafını çektiğini dile getirdi.
Şırnak'ta askerlik görevini yaparken terhisine 99 kalan gün kala intihar ettiği ileri sürülen er Cihan Alışır'ın amcası Tuncay Alışır ise, yeğeninin otopsi sırasında cebinden bir not çıktığını ve notta "ölümünden sorumlu kişi Teğmen Hüseyin Erdoğan'dır" yazılı olduğunu kaydetti. Alışır, bu notun askeri savcının takip dosyasında "delil" olarak bulunduğunu belirterek, "Şüpheli şahıs hakkında hiçbir soruşturma açılmadı. Gelen savcılık kararında, delilsizlikten dolayı takipsizlik kararı verilmiştir. Yapmış olduğumuz itiraz neticesinde bir üst mahkemeye gittik. 26 ay olmuş bir olay üzerinden hala bir soruşturma devam ediyor. Şuan yapmış olduğumuz takipte sadece üç kişinin ifadesine başvurulmuştur. Bir intihar olayını 26 ayda açıklamayan bir adalet var" dedi.
'Oğlumu katlettiler'
Adana 6. Kolordu Komutanlığı Askeri Cezaevi'nde askerlik görevini yaparken yaşamını yitiren er Murat Polat'ın babası Kenan Polat ise, "Oğlumu işkence ile katlettiler" dedi. Yedi yıldır Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gittiğini söyleyen Polat, davanın sürekli ertelendiğini aktardı. Yedi sene içinde bir cevap alamadığını kaydeden Polat, 2012 yılının Şubat ayında verilen kararda bir askere 25 yıl verildiğini, diğer "şüpheli" kişilere ise Yargıtay tarafından para cezasının verildiğini kaydetti. Polat, oğlunun davasını AİHM'e taşıdığını ve cevap beklediğini dile getirdi.
Alevi olduğu için
Er Recep Onur Altunbaş'ın annesi Fikriye Altunbaş ise, oğlunun askerdeyken konuştuklarında sürekli askeriyeden şikayetçi olduğunu belirterek, "Çocuğuma sürekli tokat atıyorlarmış. Alevi olduğu için çocuğuma sürekli küfür ediyorlarmış. Oğlum askere gitmeden önce trafik kazası geçirdiği için rapor almıştı. Oğlum eğitim yapamadığı için sürekli dayak yiyordu" diye konuştu. Altunbaş, çocuğunun mezarının açılmasını istediğini fakat kabul edilmediğini belirtti.
Muğla'nın Marmaris ilçesindeki Aksaz Deniz Üs Komutanlığı'nda "TCG Çandarlı" gemisinde askerlik görevini yaparken "intihar etti" denilen er Taner Deş'in babası Metin Deş de, oğlunun "sigara kaçakçılığı" yapan komutanları tarafından öldürülmüş olabileceğine dikkat çekti.