
MURAT MANG/BIELEFELD
Êzîdî Akademisyenler, 3. Uluslararası Konferanslarını Almanya’nın Bielefeld kentinde gerçekleştirdi. 4-5 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilen konferansa, dünyanın birçok yerinde yaşayan Êzîdî ve Avrupalı akademisyenlerin yanı sıra çok sayıda Kürdistanlı ve yabancı izleyici katıldı.
“21. Yüzyılda Êzîdîler” başlığı ile gerçekleştirilen konferansın açılış konuşmasını GEA (Êzîdî Akademisyenler Topluluğu) Başkanı Serhat Ortaç yaptı. Ortaç’ın konuşması ardından konferansa davet edilen ama katılamayan NRW (Kuzey Ren Festfalya) Eyaleti Başbakanı Armin Laschet ve Bielefeld Belediye Başkanı Pit Clausen’in mesajları okundu. Ardından yaptıkları çalışmalar nedeni ile GEA onur ödüllerine layık görülen Dr.Melanie Schotola ve Kilise Papazı Dr. Jochen Reidegeld sırası ile kürsüye çağrıldı. Ödüllerini alan her iki yardımsever aldıkları maddi ödülü tekrar GEA’ya bağışladı.
Yapılan ödül töreni sonrası konferansın 1. Sempozyumu “Ortadoğuda Êzîdî ve Hıristiyanlara uygulanan jenosit” başlığı ile başladı. Sempozyumun konuşmacıları Berlin Üniversitesin’den Prof. Dr. Shabo Talay, Hamburg’dan Asuri-Süryani Abut Can, Avusturya Wien Üniversitesi’nden Dr. Maria Six-Hohenbalken, Bielefeld Üniversitesi’nden Psikolog Doğan Ayhan oldu.
Prof. Dr. Talay, Jenositlerin tarihsel geçmişine değinerek “Osmanlı döneminde sadece Muhammed ümmetinden bahsediliyordu. Fakat bir çok inanç vardı. Bu nedenle İslam dışında diğer dinler o dönem kabul edilmiyordu. Katliamcılardan hesap sorulmadan bugünlere gelindi. Êzîdîler’in hakları yasal güvence altına alınmalı” dedi.

‘Yeni diktatörler yarattılar’
Hamburg siyaset eğitimcisi Asuri-Süryani Ebut Can da “Biliyorsunuz ‘Arap Baharı’ sonrası diktatörlerin yıkıldığını söylediler ancak yeni diktatörler yarattılar. Herkes demokratik bir bahar beklentisi içindeydi fakat öyle olmadı. İnançlara yönelik nefret başladı. Katliamlar başladı. Dünya o zaman tehlikenin farkına varmalıydı, engellemeliydi” diyerek katliamlardan ziyade bu katliam ve jenositlerin neden yapıldığına değindi.
Dünyaya dağılan Êzîdî mültecilere ilişkin yaptığı araştırma çalışmaları ile bilinen Wien Üniversitesi Antropolog Maria Six-Hohenbalken ise; Wan, Kars, Ermenistan bölgesindeki Êzîdîler ile yaptığı röportajlara değinerek “Aras nehri için ‘Ölüm Nehriydi’ diyorlardı. İncelemelerim sonucu ortaya çıktı ki Êzîdîlere yönelik sistemli bir jenosit uygulanmış. Osmanlı döneminde de bu böyle devam etmiş. O dönem silahlanıp Osmanlıya karşı savaşan Êzîdîlerin olduğunu söyleyenler oldu” dedi.

Sempozyumun son konuşmacısı olan Bielefeld Üniversitesi’nden genç akademisyen Psikolog Doğan Ayhan; yaşanan jenositlerin Êzîdî toplumu üzerindeki psikolojik etkilerine değinerek şöyle konuştu: Biz Êzîdîler, Almanya’da ferman dönemi ve ferman sonrası büyük psikolojik etki altına girdik. Travmalar yaşandı. Okuduklarımla yaşadıklarımın birbirini tamamladığını gördüm. Sonrasında yaşananları araştırma gereği duydum. 512 kişi ile görüşme yapıldı. Sonuç, diasporadaki Êzîdî’lerin endirekt etkilendikleri ve burada özgür yaşanan inancın ülkede şartlarının kalmadığı görüldü. Almanya’da yaşayan 200 bin Êzîdî’nin ferman sonrası, yaşamları kötü etkilendi. Yüzlerce Êzîdî depresyon yaşadı. Kimileri yıllarca tedavi görmek zorunda kaldı.

‘DAİŞ’in elinden kurtulan kadınlar kahramandır‘
Konferansın 1. Paneli’nde Êzîdî kadınların toplum içindeki yeri tartışıldı. Panele konuşmacı olarak; Gazeteci Düzen Takkal, Freiburg Üniversitesi’nden Jennifer Hillebrecht, Dr. Leyla Ferman ve Gian Aldonani katıldı.
Düzen Tekkal, Şengal’de DAİŞ’in elinden kurtulan kadınları anlatan “Jiyan” adlı Belgesel filmi göstererek “Savaş bölgesini yerinde görmeden anlamak zor olur. Tüm insanları duyarlı kılmalıyız. DAİŞ’in elinden kurtulan kadınların kahraman olduğunu söylemem gerekiyor. Ben onlardan güç aldım” şeklinde konuştu.
Daha sonra söz alan Jennifer Hillebrecht, Êzîdî çocukların ve kadınların yaşadığı travma ve depresyon sorunlarına ilişkin yaptığı çalışmaları anlattı: Orada psikologların yaptığı inceleme sonrası, tedavi imkanı olmayanları buraya getirerek tedavi edilmesini sağladık. 165 çocuk, 15 yetişkin bu proje kapsamında Almanya’ya getirildi. Getirilen kadınlar arasında evli olup çocuklarını kaybedenler, eşini kaybedenler vardı. Büyük kısmı travma ve depresyon yaşıyordu.

Kadının esir alınması kültürün esir alınmasıdır
Dr. Leyla Ferman ise kadın üzerinde yürütülen şiddete dikkat çekti: DAİŞ neden Êzîdî kadınlar üzerinde bu şiddeti uyguladı? Kültürlerini seçtikleri kurbanlar üzerinde yaşatmak istedi. Sadece coğrafik bir amaçla yapılmadı. O bölge erkek egemenliği altında yönetilen bir coğrafya. Kültür, kadınla temsil ediliyor. Kadının esir alınması ile kültür esir alınıyordu!
Akademisyenlerden Gian Aldonani da Avrupa’da Êzîdîler konusunda en çok çalışma yürütenlerin kadınlar olduğunu belirtti. “Kadınlar imza kampanyaları düzenleyerek Êzîdî toplumuna yardım edilmesini sağladı. Bu çalışmalar çok önemli, değerli buluyorum” dedi.
Irak ve Suriye’den göç eden mülteciler ve entegrasyon sorunlarının konuşulduğu 2. panele Bielefeld Jobcenter müdürü Reiner Radolf, Bielefeld Entegrasyon Dairesi adına Kadim Uzunyayla, Sosyal Pedagog Süriya Özden ve Wien Üniversitesi Kültür ve Sosyalantropolog mezunu Nina Eğer konuşmacı olarak katıldı.
Yardım organizasyonlarının ve siyasetçilerin söz aldığı 3. panelin konuşmacıları da Papaz Dr. Jochen Reidegeld, Bielefeld Yeşiller Partisi adına Klaus Rees, Sol Parti adına Cindi Tuncel ve Our Bridge e.V adına Paruar Bako oldu. Konuşmacılar yardım organizasyonlarının nasıl daha verimli hale getirebilecekleri üzerine konuştu.
Konferansın 2. günü de yoğun geçti
Konferansın ikinci gününde ise iki sempozyum ve iki Panel düzenlendi. İlk sempozyumda Ermenistan, Gürcistan ve Rusya’da yaşayan Êzîdîlerin durumu tartışılırken ikinci sempozyumda ise Suriye’deki Êzîdî’lerin durumu tartışıldı.
Sempozyuma katılan isimler Dr. Temur Hasanyan, Moskova Üniversitesi’nden Prof. Dr. Samvel Kochoi, Dr. Eskerê Boyik, Prof. Dr. sebastian Maisel, Adoula Dado, Hadjam Darvis, Murad Ismael, Sheikh Ido Baba Sheikh oldu.
‘Êzîdîler ve medya’ konferansın son paneli oldu. Bu bölümde Çıra Tv adına Osman Şahin, Barakat İsa, Aslan Kızılhan konuşmalar yaptı. Son yıllarda Êzîdî medyasında artışa dikkat çekilen panelde, Êzîdîler arasındaki iletişimin nasıl güçlendirilebileceği tartışıldı.