
Kendi çabasıyla okumayı öğrenen Lütfiye Gökkan, “Ben ancak kendimde devrim yapabildim ama şu an 30 yaşında olsaydım dünyada yapardım…” diyor.
Hiç okula gitmemiş Lütfiye Gökkan. şimdi 78 yaşında. Zamanında okuma yazma öğrenmek istediğinde babası iki parmağını kırmış, ama pes etmemiş, kendi çabasıyla okumayı öğrenmiş. Öğrenir öğrenmez de elinde kitap düşmemiş. En sevdiği yazar ise Mehmed Uzun.
Riha’nın Pirsus ilçesinde Kobanê sınırına 5 kilometre uzaklıktaki Külünçe köyünde yaşıyor. Acı tatlı anılarını bu köyde biriktirmiş.
Varlıklı bir ağanın ilk çocuğu olarak doğan Gökkan, 6 yaşında diğer kardeşlerine annelik rolü üstlenir. Babası Kuran öğrenmesi için hoca tutar. Kuran’ı oldukça hızlı öğrenir öğrenmesine ama o diğer kardeşleri gibi okula da gitmek istediğini iletir babasına. Bu istemine aldığı cevabı kendisinden dinliyoruz:
‘Parmaklarını kırarım!’
“Babam Kuran öğrenmem için hoca tutmuştu. Kuran’ı okumayı öğrenmiştim ama yazı yazmaya da heves ettim. Bir gün babama okula gitmek istediğimi söyledim. Bunun üzerine iki parmağımı tuttu ve ‘kalem tutan bu parmakları kırarım’ dedi. Sonra, okula giden küçük kardeşimden harfleri öğrenmeye başladım. Hatta ödevlerine yardım etmemi istiyordu. Bütün dersleri az çok öğreniyordum. Sadece matematiği öğrenmekte zorluk çektim. Onu da dayımdan öğrendim. Dayım bana ‘1’in yanına sıfır koyarsam 10 edeceğini, 2’nin yanına sıfır koyarsam 20 edeceğini öğretti. Derken yavaş yavaş hesap yapmayı öğrendim.”
‘Boynumdaki altınlarla yere yapıştım’
Okumayı öğrenmekten büyük bir mutluluk duyduğunu anlatan Gökkan, bunun da çocuk yaşta nişanlanmasıyla yarım kaldığını şu sözlerle ifade etti: ”Aradan geçen 2 yılın ardından beni bir sandalyeye oturttular ve nişanladıklarını söylediler. 11 yaşındaydım, boynumdaki altınlarla yere yapıştım. O vakitler tam anlamamıştım. Hem yaşım küçüktü hem de nişanladıkları kişi amcamın oğluydu, her gün gördüğüm kişiydi. Bana farklı bir durummuş gibi gelmedi. Ta ki 16 yaşıma geldiğimde, artık evleneceğimizi söylediklerinde işin özünü anladım. Ama bir şey diyemedim.”
‘Babam yanlışını farketti ama…’
Babasının yaptığı yanlışı sonradan farkettiğini ise ”Sonradan fark etti yanlışını fakat geri dönemedi. Kına gecesinde bana ‘ben seni gözümden esirgedim şimdi ateşe atıyorum’ dedi. Hatta babaanneme Lütfiye giderse ben ölürüm’ demiş. Öyle de oldu. Ben evlendikten iki ay sonra hayatını kaybetti” sözleriyle anlattı.
‘Feminizmden haberi olmayan feministlerdik’
Lütfiye Gökkan, babaannesinin hayatında belirleyici yeri olduğunu ifade ederek, onunla hikayesini özetliyor: “Dedem varlıklı bir adamdı. Hamidiye Alayları’na katılmayı kabul etmediği için sürgüne gönderilmiş, Suriye’de bir zindanda ölmüş. Babaannem de çocuklarını alıp buraya dönmüş ve onları tek başına büyütmüş. Bir sürü arazisi varmış ama ekecek tek bir buğdayı dahi yokmuş. Çok zeki, çok asildi. Çalışmış etmiş hem çocuklarını okutmuş hem de eski güçlerini geri kazanmış. Benim sosyalist yanım da feminist yanım da ailemden geliyor. Hayat içinde gördüğümü ve yaşadığımı daha sonra kitaplardaki kavramlarla tanımladım ben. Mesela babamdan ve dedemden miras aldım; haksızlığa karşı durmayı, hakkaniyetli olmayı. Babaannemden de feministliği öğrendim. Babaannem hep erkeklere karşı nasıl durulacağına dair uyarılarda bulunurdu. Erkeğe minnet edilmemesi gerektiğini söylerdi. ‘Kocan olabilir ama vücudun senindir’ derdi. Feminist olduğundan kendisinin haberi bile yoktu, gerçi o zamanlar benim de yoktu. Biz feminist olduğundan haberi olmayan feministlerdik.”
İki kardeşi ve bir çocuğu şehit
Zamanla aile boyu devrimcilikle tanıştıklarını, kardeşlerinin ve çocuklarının siyasetin içine girdiklerini anlatan Gökkan, ‘Onları yollarından alıkoymadım. Çünkü ben onlara adaletli, hakkaniyetli olmayı, paylaşmayı öğretmiştim’ dedi.
Daha sonra THKO-C’da yer alan Avni adlı kardeşinin 1973 yılında Suriye güçleri tarafından Pirsûs’a geçerken, Eyüp’ün ise 1993’de Pirsus’ta katledilip, ‘faili meçhul’ler listesine girdiğini, PKK’ye katılan bir çocuğunu da yine 1993’te kaybettiğini söyleyen Gökkan, “Bazen kendime soruyorum, bunca acı yaşadım; nasıl dayanıyorum” diye duygularını anlattı.
Bundan sonra artık kendisinin de bir şeyler yapması gerektiğine kanaat getiren Gökkan, barış için yapılan her eylem içerisinde yer aldığını kaydetti.
‘Devrimi kadınlar gerçekleştirecek’
Zulüm ister devletten ister erkekten gelsin hep karşısında yer aldığını ifade eden Lütfiye Gökkan, “Ben sadece kendi hayatımda devrim yaptım fakat şu an 30 yaşımda olsam dünyada yapardım. Kürt kadınlarına bakıyorum, 30 yıl öncesinde değiller. Kadınlar artık her yerde. Mücadele ediyorlar, devrim yapıyorlar ve dünyaya duyuruyorlar. Rojava’yı dünyaya Kürt kadınları duyurdu ve ben inanıyorum devrimi kadınlar gerçekleştirecek” dedi.
Kadınlara hep kendi özgüçlerine dayanmalarını salık veren Gökkan, “Kadınlar hep kendi gücüne inanmalı, erkeklere boğun eğmemeli. Erkekler neredeyse mezara girecek yaşta bile evleniyorlar. Ama kadınlar öyle mi? Bazen izliyorum aşk, evlilik falan… Bunlar hep hikaye… Ben aşka inanmıyorum. Hayatın anlamı bence paylaşmaktır, dayanışmaktır, mücadeledir. Hem erkekler kadınları sadece kuluçka makinası olarak görüyor. Kadınlara önerim, kendilerini araç ettirmesinler.”
ŞÛJIN / RIHA