- Arjantinli yazar Jorge Luis Borges ölümünün 40. yıldönümünde sergiler, sempozyumlar ve konferanslarla anılıyor.
Bundan 40 yıl önce 14 Haziran 1986’da Cenevre’de hayatını kaybeden Jorge Luis Borges, aradan geçen kırk yılda edebiyat dünyasının en büyük isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Eserleri bugün hâlâ geniş yankı uyandırıyor.
Borges, kendi yazdığı ironik bir metinde, 2074 tarihli hayali bir ansiklopedide ününden duyduğu şaşkınlığı ve “sahtekar” ilan edilme korkusunu dile getirmişti. Bugün ise bu endişenin yersiz olduğu açıkça görülüyor. Zaman, yazarın statüsünü daha da yükseltmiş ve eserlerini katman katman zenginleştirmiştir.
Hayattayken Arjantin’de bile tartışmalı bir isimdi. Muhafazakar duruşu ve “yabancı” sayılan edebi dünyası nedeniyle eleştiriliyordu. Edebiyat araştırmacısı Lucas Adur’un ifadesiyle, “Hayattayken bir düşmandı, ölümünden sonra ise bir müttefik haline geldi.”
Son 40 yılda Borges’in portresi daha insani ve karmaşık bir hal aldı. Siyasi görüşleri, notları ve yayımlanmamış metinleri sayesinde daha iyi anlaşıldı. Bir zamanlar elitist bulunan eserleri ise bugün popüler kültürden akademiye kadar geniş kitlelere ulaştı.
‘Herkes Borges okumamıştır ama onu duymuştur’
Borges’in sesi, metinlerinden daha tanınır durumda. Yazar Alan Pauls’un dediği gibi, “Herkes Borges okumamıştır ama herkes onu duymuştur.” Ölümünden sonra erken dönem reddedilmiş kitapları da yeniden yayımlanarak külliyatı genişledi.
El Pais’teki habere göre 40. yıl etkinlikleri arasında Centro Cultural Recoleta’daki “Borges. Echoes of a Name” sergisi dikkat çekiyor. Sergide el yazmaları, ilk baskılar ve yazarın odasının rekonstrüksiyonu yer alıyor.
Yazar Carlos Gamerro’nun vurguladığı üzere, Borges “dünya edebiyatının direklerinden biri” haline geldi. Labirentleri, aynaları ve paradokslarıyla hâlâ konuşmaya devam eden Borges, ölümünden sonra da “geleceğin yazarı” olarak okunuyor. HABER MERKEZİ