• “Ben babama Kürtçe ‘Bavo’ dediğim için askerlerden tokat yedim. Bu olay üzerimde büyük etki yaptı, Kürdistan’ı Kürtçe anlatma hasreti uyandırdı. 16 yıldır bu hasretle ekranlardayız. Dengê Botan bir arşiv, bir hafızadır; içinde acı ve gözyaşı olduğu kadar verilen mücadele ve Kürdistan’ın güzellikleri de var.”

 

Stêrk TV’de her hafta Pazartesi günü yayınlanan Dengê Botan programı, 16 yıldır Kurdistan’ın sesi oluyor. Botan'ın birçok ilinde bulunan doğal güzelliklerin yanı sıra tarih ve kültürünü ekranlara yansıtan Dengê Botan programı 2010 yılında ilk olarak Dicle TV’de yayınlanmaya başlandı. Dicle TV’de 270 hafta yayınlanan program devamında Jiyan TV’de 100 hafta yayınlandı. Gün TV’de 55 hafta yayınlanan program son 7 yıldır 450 haftadır Kürdistan’ın bir köyü ya da kişinin hikayesini ekranlara getiriyor.

Özel programlar ile bin 250 haftadır Kürdistan’ın güzelliklerini ekrana taşıyan programın sunucusu Mehmet Başkurt (48), programın nasıl ortaya çıktığını, Kürdistan’da yaşanan değişimleri anlattı. 

Bavo dediğim için…

Mezopotamya Haber Ajansı’ndan Emrullah Acar’ın haberine göre Dengê Botan programının ortaya çıkma serüvenine değinen Başkurt, “Ben 7 yaşındayken babam tutuklandı. 1985’de annem ile Amed zindanına babamın görüşüne gidiyorduk. O zaman Tutsaklar ile Kürtçe konuşmak yasaktı. Ben babama Kürtçe ‘Bavo/baba’ dediğim için askerlerden tokat yedim. Bu olay benim üzerimde büyük etki yaptı. Kürdistan’ı Kürtçe anlatma isteği bende uyandırdı. Bu benim için bir hasret oldu. 2010’da yeni açılan Dicle Tv için Cizîr’e gelen bir ekip evimize konuk oldu. O zaman gelen ekip bir dengbêj programı çekeceklerini benden de sunucu olmamı istediler. O esnada 1985’te yaşadığım olay aklıma geldi ve hasrete son vermek için bir fırsat olabileceğini hissettim. Kabul ettim ve rahmetli dengbêj Salihê Şirnexî’yi konuk aldım ve ilk programı çektik. O zaman programın adın Dengê Herema Botan’dı” diye konuştu. 

16 yılda Botan’ı karış karış dolaştık 

Programın ilk yıllarda imkansızlıklar ve zorluklarla çekildiğini anlatan Başkurt şöyle konuştu: “İmkanlarımız yoktu. O zaman kaset alıyorduk, kaset alacak paramız yoktu. Program için ilçenin dışına gidecek yakıt bulmak bile zordu. Maddi durumum da kötüydü. İlk programı çok büyük zorluklardan sonra çektik. İlk program çıktıktan sonra tanınmaya başladım. Devamında Kürdistan’ı karış karış dolaşmaya başladık. 16 yılda çok şey gördüm. Kürdistan’ın yaylalarını gezdik, yakılan köylere gittik. Kısıtlı imkanlar ile gittiğim her yerde halkın yardımı ile programlar hazırladık. Cizre’de öz yönetim döneminde sokağa çıkma yasaklarında yakılan bodrumlara gittik ve orada yaşananları belgeledik. Bunun bedeli olarak 2 yıl 5 ay tutsak kaldım. Bütün zorluklara rağmen programı cezaevinden çıktıktan sonra devam ettirdim.”

Bu kadar sevileceğini beklemiyordum

Dengê Botan programın toplum üzerinde yarattığı etkiyi değerlendiren Başkurt, “Bu kadar süreceğini, bu kadar sevileceğini hayal bile etmiyordum. İlk programı çektiğimizde bunun farkında değildim. 16 yıldır ekranlarda ve büyük bir çoğunluğunu ise Botan’da çektik. Botan Kürdistan için önemli bir merkez. Kürdistan’ın yanı sıra Kürdistanlıların olduğu her yerde programlar çektik. Üzerimde en çok etki bırakan programı ise Adana’da çektik. Adana’da portakal bahçesinde çalışan Qamişlo’lu bir anne ile yaptığımız röportaj beni çok etkilemişti. Anne 14 yıldır Adana’da yaşıyordu. Qamişlo’ya olan hasretini anlatınca ikimiz de ağlamıştık. 1990’lı yıllarda binlerce Kürdistan köyü yakıldı. Gabar, Cudî, Besta, Qileban’dan on binlerce kişi göçe zorlandı. Ben bu yakılan köylerde programlar yaptığımda köylerini görme imkanı yakalıyorlar. Türkiye metropollerinde yaşayan birçok anne ile karşılaşınca köylerini anlatıyorlar. Anneler program ile hasretlerini bir nebzede olsa gideriyor.” 

Dengê Botan hafızadır

Kürdistan’da son yıllarda yaşanan değişim ve dönüşümlere dikkati çeken Başkurt, “Programı çekmeye başladığımızda sanal medya bu kadar yaygın değildi. Bir program çekiyorduk 3 ay sonra yayına hazır oluyordu. Şu an telefon ile canlı yayından naklen yayın yapılıyor. Bu bazı şeyleri köreltiyor. O zamanın kısıt imkanları emek daha çok olduğu için daha değerliydi. O zaman daha çok kıymet veriliyordu. Aradan geçen yıllarda Kürdistan’da yapılan ekolojik tahribata da tanıklık ettik. Dengê Botan aynı zamanda bir arşiv, hafızadır. Bu hafızanın içinde acı ve gözyaşı olduğu kadar verilen mücadele ve Kürdistan’ın güzellikleri de var. Bu hafızaya sahip çıkarak gelecek kuşaklara bir bellek olacağız. Bundan sonra da Kürdistan’da, Botan’da yaşanan ve yaşanmış hikayeleri ekranlara taşımaya devam edeceğiz” dedi. ŞIRNEX