- Kürdistan'da dayanışma kültürünün en eski örneği olan berîvanlık, zorlu koşullara rağmen sürdürülüyor. Gever’in Zêrelî köyündeki berîvanlar, 45 hanenin geçimini sağlıyor.
Kürdistan’da dayanışma kültürünün en eski örneklerinden biri olan “berîvanlık” bugün birçok bölgede halen sürdürülüyor. Kadınların bir yandan üretimde yer aldığı, diğer yandan doğa ve canlılarla bağ kurduğu bu kültür, bir arada olmayı perçinleyen, dayanışmayı yaşatan, birlikte yaşamı mümkün kılan komün yaşam ruhunu da besliyor.
Colemêrg’in Gever (Yüksekova) ilçesinin yüksek yaylalarından biri olan Zêrelî köyünde, güneşin ilk ışıkları ile yola çıkan berîvanlar, zorlu yollardan geçip, dayanışmanın en somut halini ortaya koyuyor. MA’dan Ceylan Şahinli ve Metin Deniz’e konuşana berîvanlar, 45 hanenin tek geçiminin koyun ve keçilerden sağlandığını ifade ettiler.
Yolculukları Rojhilat sınırına
Sabahın ilk ışıklarıyla evlerindeki işleri bitiren kadınlar, yanlarına aldıkları azıkları ile bindikleri traktör kasasında uzun ve zorlu bir yolculuğa çıkıyor. Seslendirilen klamlar eşliğinde geçen traktör kasasındaki yolculuğun, yapılmayan engebeli yollar eklenince zorluk derecesi artıyor. Yolculuğun ardından berîvanları bu defa da yürüyerek aşacakları patika yollar bekliyor. Sohbetler eşliğinde aşılan patika yolların ardından “Warê birina” olarak bilinen su boyunca uzanan Rojhilat sınırında yer alan yaylaya ulaşılıyor.
Paylaşımın en güzel hali
Kadın ve erkeklerin iş bölümü yaparak devam ettikleri sağım, yine klamlar arasında saatlerce sürüyor. Berîvanlar, birbirleriyle dayanışarak, sürüde bulunan tüm sütlü hayvanların sağımını tamamlıyor. O gün sütü eksik düşenin “bidonu boş gitmemeli” anlayışıyla sütü fazla olan tarafından tamamlanarak, paylaşmanın en güzel hali sergileniyor.
Zorluklara rağmen
Berîvanlardan Hamide Engüdar, sütten ürettikleri ürünlerle evlerini geçindirdiklerini belirterek, köylerindeki 45 hanenin tek geçiminin koyun ve keçiler olduğunu söylüyor.
Sorgül Engüdar da, berîvanlığı “bizim kültürümüz ve yaşantımız. Evet, zorlukları var ama seviyoruz” diyor.
21 senedir süt sağdığını dile getiren Ayşe Engüdar, “Burada hep birlikte bu işi yapıyoruz. Tüm hayatımız bu koyunlarla. Kıştan bu aya kadar. Biz onlara bakıyoruz, onların verdikleriyle de kendimize bakıyoruz. Çocuklarımızı da bu işle büyütüyor, yetiştiriyoruz” ifadelerini kullanıyor.
Yasak ve işkence…
7 yaşından itibaren berîvanlık yaptığını Hamide Atak’a göre, berîvanlık her sene daha da zorlaşıyor ancak yaşatılması gereken bir kültür. 90’lı yıllardaki yayla yasaklarını “O yıllarda başımızın üzerinden kurşunlar geçerdi yaylaya çıkıyoruz diye. Erkekleri alıp işkenceye götürürlerdi. Görmediğimiz zulüm kalmadı. Ancak hala işimizi sürdürüyor, yaylalarımıza gitmeye devam ediyoruz” sözleriyle özetliyor.
Barış berîvanlara da lazım
Güncel siyaseti de yakından takip ettiklerini belirten Sabahat Atak, şunları ifade ediyor: “Barış olsa berîvanlığımızı da daha iyi şartlar altında yapacağız. Bu yaylalarda özgürce gezmek, rahatlıkla otumuzu biçmek, koyunlarımızı yemlemek istiyoruz. İşimizi de seviyoruz. Ekmeğimizi birlikte yapar, yeriz. Bundan daha güzel bir şey var mı?” COLEMÊRG