
HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, partilerinin grup toplantısında gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hükümetin Kürt siyasetine yönelik tutumunu, “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” sözleriyle değerlendiren Yüksekdağ, AKP Hükümeti’nin bölgede karşısına almadığı hiçbir devlet ve güç kalmadığını söyledi. Hükümetin uluslararası alanda “marjinal siyaset” haline geldiğinin altını çizen Yüksekdağ, “Herkesi marjinal ilan etmekten, partimiz başta olmak üzere herkesi marjinal yaftası vurmaktan geri kalmadılar. Ama artık kendileri marjinal olarak görülmeye başladılar” diye konuştu.
AKP Hükümeti’nin güvenli siyaset alanı olmadığını belirten Yüksekdağ, “Bakın Kobanê hala dimdik ayakta. Günlerdir süren direnişin çok önemli kazanımlarıyla karşı karşıyayız. Kobanê’nin düşmesini bekleyenler, Kobanê düşsün sonra belki bir kurtarıcı olarak müdahale ederiz diyenlerin beklentileri boşa çıktı. Şimdi bütün dünya halkları Kobanê ile dayanışma içinde. İşte bu meşru savunmanın, direnişin gücüdür” diye konuştu.
Beyefendiler yeni anladı
Kobanê direnişinin yeni kazanım mevzileri elde ettiğini ve bütün dünyanın Kobanê’nin gücünü fark ettiğini ifade eden Yüksekdağ, “Ne yazık ki bunu en son fark eden Türk Hükümeti’dir” diye konuştu. Kobanê serhildanının “bir katliam yaşanmasın diye yapılan eylemler” olduğunu ifade eden Yüksekdağ, “Kobanê ile Suruç’un bir olduğunu bu beyefendiler yeni anladı. Hayatını kaybeden 48 insan size bunu anlatmaya çalıştı. Aylardır bu halk size bunu anlatmaya çalışıyor” diye konuştu.
Hükümet adım atmadı
Peşmergenin geçişi için koridorun açılacağı yönünde hükümet yetkililerinden gelen açıklamaları da değerlendiren Yüksekdağ, Kobanê eylemleri başlamadan önce hükümetle görüştüklerini ve “sınırları rahatlatın, kuşatmayı kıracak girişimlerde bulunun, insani bir koridoru açık tutun” taleplerinde bulunduklarını hatırlattı. Bu görüşmelerde hiçbir şekilde olumlu yanıt verilmediğini belirten Yüksekdağ, şöyle konuştu: “6 Ekim gününe kadar bütün çabalarımıza, olumlu, yapıcı yaklaşımlara rağmen hükümet ‘bugün atarız’ dediği adımları atmadı. Soruyorum: Bunun olması için 48 insanın ölmesi mi gerekiyordu? Bunun ahlakla, izanla hiçbir alakası yok. Sonrada gelin bizi bu ölümlerle itham edin. Kim bu ölümlerin sorumlusu, tablo ortada.”
Ölerek siyaset yapıyoruz
Yüksekdağ, partilerini hedef tahtasına oturtan Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’a ise “Kusura bakmayın Sayın Davutoğlu, Erdoğan, biz ölümler üzerinden siyaset yapmıyoruz. Biz ölerek siyaset yapıyoruz. Bizim bir şeyleri kabul ettirmemiz için ölmemiz gerekiyor” yanıtını verdi. Hükümetin tehditlerine, “Bizi ölümle, ucuz tehditlerinizle korkutamazsınız” karşılığını veren Yüksekdağ, “halkınıza savaş ilan etmeyin” çağrısında bulundu.
Yeni Türkiye’nin cinayetleri
Olayların araştırılmasını ve suç işleyen devlet güçlerinin cezalandırılmasını isteyen Yüksekdağ, hiçbir kamu görevlisi hakkında tek bir işlem yapılmamışken çoğu kendi üyeleri olan 400 insanın tutuklandığını belirterek, “Yeni Türkiye’ymiş, bu Türkiye’de faili meçhuller yeniden başladı. Şüpheli ölümler başladı“ diye konuştu.
Raporları ne yaptınız?
Gelinen aşamada hükümetin Kobanê ile ‘çözüm süreci’nin bağlantısını gördüğünü ifade eden Yüksekdağ, “Biz artık sözler değil bununla oyalamayı değil, gerçeği, somut adımlar atılmasını bekliyoruz. Akil insanları topladılar ama şuna cevap vermediler. Akiller aylarca çalıştı raporlar hazırladı. Ne yaptınız o raporları. Süreçte atılması gereken adımları madde madde sıraladı, niye adım atmadınız” diye sordu.
Yol Haritası’nın halen taslak aşamasında olduğunu dile getiren Yüksekdağ, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın bu konuda somut önerileri olduğunu hatırlatarak, “Ne oldu, sıfıra sıfır elde var sıfır. Hala hükümet toplantılar düzenliyor. Hala çözüm sürecinin ekmeğini yemeye devam ediyor ama adım atmıyor. Artık an bu andır” dedi.
‘Güvenlik paketi’yle olmaz
‘Çözüm süreci’nde yol temizliğinin en önemli adımlardan biri olduğunu ancak hükümetin bunun yerine yolu de-stabilize etmeyi seçtiğini söyleyen Yüksekdağ, “Yol temizliği tas tamam demokratikleşmedir. Barış bir demokrasi ikliminde gerçeğe dönüşebilir. Tek başına ateşkes, çatışmasızlık değildir, toplumsal olgudur” diye belirtti. Barış için yol temizliğinin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Yüksekdağ, “Bunu Türkiye’yi 80’lere götürecek güvenlik paketleriyle tesis edemezsiniz. Sayın Öcalan’ın durumunu pazarlık yaparak tessis edemezsiniz. Hükümetin her şeyden önce zihniyetini değiştirmesi gerekiyor” diye konuştu.
Rojava kantonlarını tanıyın
“Tampon bölge” konusuna da değinen Yüksekdağ, “Derdiniz sınırlarınızın güvenliği, DAİŞ ile mücadele ise Rojava kantonlarını tanıyın. Özgür Rojava en güvenli alandır” dedi. “Bu zihniyetini değiştirmezseniz, hiçbir yer size de bize de güvenli değildir” uyarısında da bulundu.
Muhatap Davutoğlu mu Erdoğan mı?
Erdoğan ve hükümet arasındaki dil farkına da işaret eden Yüksekdağ, “Bu süreçte biz kimi muhatap alacağız, sayın Cumhurbaşkanı başka bir dille konuşuyor, hükümet üyeleri başka bir dil ile konuşuyor. Bakanlar, ‘Sayın Öcalan’ın koşulları değiştirilebilir ‘diyor. Sayın Cumhurbaşkanı bakanlara cevap veriyor: ‘Daha ne şartlarından bahsediyorsunuz, villa mı tahsis edeceğiz’ diyor. Kendi bakanlarıyla polemiğe giren bir Cumhurbaşkanı. Muhatap Sayın Davutoğlu mu, yoksa kendisini AKP’nin de genel başkanı olarak gören Cumhurbaşkanı mıdır?” diye sordu.
Yüksekdağ, Erdoğan’a da şöyle seslendi: “Siz İmralı’daki odayla, masayla, televizyonla uğraşmayın. Sizin önemli işleriniz var. Çözüm süreci için kurulları devreye sokun, yol temizliği için çalışın. Yoksa sayın Öcalan’ın villa istediği yok. Villa daha çok iktidar sahiplerine yakışır. Biz çözüm istiyoruz. Biz barışın ve çözüm çabalarının akamete uğratılmamasını istiyoruz.”
Hedef yapmaları tesadüf değil
HDP’ye dönük dil ve yaratılmak istenen provokasyonla barış ve çözüm sürecinin berhava edilmeye çalışıldığına da vurgu yapan Yüksekdağ şunları belirtti: “Eşbaşkanımızı hedef haline getirmek, üyelerimizi tutuklamak partimizi hedef tahtasına oturtmak tesadüfü değildir. HDP barış köprüsü oldu, şimdi bu köprüyü yıkmak istiyorlar.”
Kobanê onurdur sahip çıkalım
Kobanê’yi savunma görevinin bitmediğinin altını çizen Yüksekdağ, “Kobanê’den gelen insanlarımıza sahip çıkma görevi bize aittir. Bu görevi biz üstlendik, çok şükür buna gücümüz var. Bu sürecin siyasi ve insani sorumluluğunu üstlendik üstleniriz” diye konuştu. Hükümetin görevini yapmadığını ifade eden Yüksekdağ “20 bin Kobanêli yerel yönetimlerimizin imkanlarıyla sahiplenilmiştir. Biz Kobanêlilere sahip çıktık diyorlar. Ayıptır, yalandır” diye konuştu. Halkı Kobanê’ye sahip çıkmaya çağıran Yüksekdağ, “Kobanê’yi onur bilip herkesi oraya sahip çıkmaya çağırıyoruz. Bu zor dönemlerde dayanışarak çıkabiliriz” diye ekledi.
DİHA/ANKARA