
Mêrdîn'in Sürgücü Beldesi'ne bağlı Zonê Köyü'nde 19 yıl önce kendilerine dayatılan koruculuk sistemini kabul etmeyen Yüksel ailesinin, asker ve korucuların işbirliğiyle önce evleri yakıldı, daha sonra da göçe zorlandı. Qoser'e göç eden Yüksel ailesinin yakasını polisler bırakmadı. 5 kardeş çeşitli bahanelerle tutuklanıp cezaevine konuldu. Anne Hamiyet Yüksel, baskılardan dolayı hayatlarının cezaevine dönüştüğünü belirterek, devletin 19 yıldır kendisine bütün acıları yaşattığını söyledi.
Yüksel ailesi, 19 yıl önce devletin baskısıyla tanıştı. Köylerinde yaşamlarını sürdüren aileye, önce 'koruculuk sistemi' dayatıldı. Koruculuk sistemini kabul etmedikleri için evleri, köyde koruculuğu kabul edenler tarafından yağmalandı ve yakıldı. Baskılara daha fazla dayanamayan Yüksel ailesi, Qoser'e göç etmek zorunda kaldı. Qoser'de yaşamını sürdüren Yüksel ailesi, bu kez polislerin baskısıyla karşılaştı. Ailenin 8 ferdi, yıllardır sık sık gözaltına alınıp tutuklanırken, halen 5 kişi cezaevinde bulunuyor.
Önce asker şimdi ise polis baskısı!
Anne Hamiyet Yüksel, asker ve korucu baskısıyla köylerinden göç ettiklerini, şimdi ise polis baskısına maruz kaldıklarını söyledi. Polislerin 'gizli tanık' ve 'iddialar' üzerinden 19 senedir defalarca gözünün önünde çocuklarına kelepçe takıp zindanlara attığını dile getiren Yüksel, "Devlet 19 senedir bir anneye yaşatacak tüm acıları yaşattı. Her sabah korkuyla uyanıyoruz. En ufak bir sesten sonra sanki polis gelip, bir çocuğumu daha alacak diye uyanıyorum. Yaşadığımız baskı, gözaltı ve tutuklamalardan dolayı aile olarak psikolojimiz bozulmuş durumda" dedi.
Mahkeme kararları siyasi
Anne Yüksel, çocuklarından Mehmet, İdris, Birgül, Zaman'ın cezaevinde olduğunu ve en son Çetin'in de siyasi soykırım operasyonlarında tutuklandığını söyledi. Oğlu Çetin'in sadece Wan depremi için yapılan yardımlarda yer aldığını ifade eden anne Yüksel, mahkemelerin siyasi kararlar vererek, oğlu Çetin'i tutukladığını dile getirdi. Anne Yüksel, Başbakan Erdoğan'a şöyle seslendi: "Amed'e gelip kardeşlik vurgusunu dile getiriyorsunuz, oysa her gün Kürt çocukları gözaltına alınıp, cezaevlerine konuluyor. Kardeşlik bunun neresinde? Erdoğan, samimiyse iddialar üzerinden zindanlarda tutulan binlerce çocuklarımızı serbest bıraksın. Dilimize, dinimize karışmasın. Herkes nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşasın. Anaların çektiği acılar bitsin artık. 19 sene önce köyümüzü, toprağımızı bırakıp Qoser'e göç ettik şimdi nereye gideceğimizi bilemiyorum.''
DİHA/ MÊRDÎN